On yılı aşkın bir süredir Kuzey Afrika'nın petrol zengini ülkesi Libya, biri Birleşmiş Milletler tarafından tanınan Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) diğeri doğuda Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi'ne bağlı askeri güçler olmak üzere iki rakip yönetim arasında bölünmüş durumda. Bu yıkıcı iktidar mücadelesi, ülkeyi iç savaşın eşiğine getirdi ve halkı derin bir ekonomik krizin içine sürükledi. Ancak son gelişmeler, yıllardır süren bu kısır döngünün kırılabileceğine dair umut veriyor. Birleşmiş Milletler'in arabuluculuğunda yürütülen müzakereler sonucunda, iki rakip hükümetin temsilcileri, ülkenin kaderini belirleyecek seçimlerin iki yıl içinde yapılması konusunda anlaşmaya vardı. Bu tarihi mutabakat, sadece siyasi bir çözümün değil, aynı zamanda Libya halkının uzun süredir hasretini çektiği istikrar ve barışın da habercisi olabilir. Peki, bu anlaşma gerçekten kalıcı bir çözüm mü getiriyor, yoksa geçici bir ateşkesten mi ibaret? Bu sorunun cevabı, Libya'nın geleceği ve tüm bölgenin istikrarı açısından kritik önem taşıyor.
Yıllardır Süren Bölünmenin Kökenleri
Libya'daki mevcut bölünme, 2011 yılında Muammer Kaddafi'nin devrilmesinin ardından başladı. Kaddafi sonrası kurulan geçiş hükümeti, ülkedeki silahlı gruplar arasındaki güç mücadelesini kontrol altına almakta başarısız oldu. 2014 yılında yapılan genel seçimlerin ardından, seçilen Temsilciler Meclisi doğuya taşınırken, başkent Trablus'ta Ulusal Mutabakat Hükümeti kuruldu. Bu tarihten itibaren iki hükümet, ülkenin doğal kaynakları ve uluslararası meşruiyet üzerinde sürekli bir çatışma içine girdi. Özellikle 2019-2020 yıllarında, doğudaki askeri güçlerin lideri General Halife Hafter'in başkenti ele geçirme girişimi, ülkeyi tam anlamıyla bir iç savaşa sürükledi. Türkiye'nin askeri desteği ve Birleşmiş Milletler'in çabaları sonucu bu saldırı püskürtüldü ve 2020'de ateşkes sağlandı. Ancak ateşkes, siyasi bölünmeyi sona erdirmeye yetmedi; iki hükümet arasında 2022'de tekrar çatışmalar yaşandı. Seçim vaatleri defalarca ertelendi ve ülke, kaosun pençesinde debelenmeye devam etti.
Uzlaşma Süreci ve Uluslararası Toplumun Rolü
Son anlaşma, Birleşmiş Milletler Libya Özel Temsilcisi'nin yoğun çabaları ve ABD, Avrupa Birliği ile komşu ülkelerin baskıları sonucu geldi. BM Güvenlik Konseyi'nin 2023'te kabul ettiği karar, Libya'daki tarafları diyalog masasına oturmaya zorladı. Müzakerelerin merkezinde, seçimlerin zamanlaması ve her iki tarafın da kabul edeceği bir hükümetin kurulması konuları vardı. Sonunda, doğudaki parlamento ile batıdaki Devlet Yüksek Konseyi temsilcileri, seçim yasası üzerinde anlaştı ve iki yıl içinde seçimlerin yapılmasını öngören bir yol haritası imzaladı. Bu mutabakat, seçimlerin tek bir hükümet altında özgür ve adil bir şekilde yapılmasını öngörüyor. Ancak uzmanlar, güvenlik ortamının hâlâ kırılgan olduğuna ve seçimlerin başarısının, silahlı grupların kontrolü altındaki bölgelerde güvenliğin sağlanmasına bağlı olduğuna dikkat çekiyor. Yine de bu anlaşma, yıllardır ilk kez tarafların ortak bir zemin bulduğunu gösteriyor ve uluslararası toplum tarafından ihtiyatlı bir iyimserlikle karşılanıyor.
Bölgesel ve Küresel Etkileri
Libya'daki siyasi istikrarın sağlanması, yalnızca Libya halkı için değil, tüm Akdeniz ve Kuzey Afrika bölgesi için hayati önem taşıyor. Ülke, Afrika'dan Avrupa'ya göçün ana geçiş noktalarından biri olması nedeniyle göç yönetiminde kritik bir role sahip. Ayrıca, Libya'nın geniş petrol rezervleri, küresel enerji piyasalarını etkiliyor. Ülkede yeniden başlayan siyasi süreç, yabancı yatırımcıların güvenini tazelemiş durumda. Rusya'nın paralı asker grupları ve diğer bölgesel güçlerin Libya'daki çıkar çatışmaları, ülkenin iç işlerine müdahaleyi artırmıştı. Bu nedenle, seçimlerin başarılı bir şekilde tamamlanması, sadece Libya'nın egemenliğini güçlendirmekle kalmayacak, aynı zamanda bölgesel istikrara da katkı sağlayacak. Ancak bazı analistler, seçimlerin ertelenmesi durumunda ülkenin yeniden kaosa sürüklenebileceği konusunda uyarıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Libya politikası için önemli bir dönüm noktası olabilir. Türkiye, Ulusal Mutabakat Hükümeti'ne verdiği askeri destek sayesinde Libya'da etkin bir aktör haline gelmişti. Yeni uzlaşma süreci, Türkiye'nin doğudaki General Hafter ile de ilişkilerini normalleştirmesinin önünü açabilir. Türkiye ayrıca, Libya'nın Akdeniz'deki deniz yetki alanları konusundaki anlaşması olanaklarını da pekiştirebilir. Seçimlerin yapılması, Türkiye'nin Libya'daki yatırımlarının ve enerji arama faaliyetlerinin güvence altına alınmasını sağlayabilir. Ancak Türkiye, sürecin başarılı olması için diğer bölgesel güçlerle iş birliği yapmak zorunda. Bu açıdan, Türk dış politikasının öncelikli hedefi, Libya'da kalıcı bir çözümün parçası olmak.