İrlandalı aktör Liam Neeson, genç gazeteci Catherine Corless'in İrlanda'nın Tuam kentindeki bir Katolik rahibe manastırında 796 bebeğin ölümünü ortaya çıkarmasını konu alan yeni filmde başrol üstleniyor. Neeson, Corless'in hikayesini ilk kez New York Times'da okuduğunda yaşadığı şok ve utancı hala unutamadığını belirterek, "O kadın asla 'hayır'ı kabul etmedi" dedi. Film, 2014 yılında ortaya çıkan ve İrlanda'nın en büyük skandallarından biri haline gelen olayı beyazperdeye taşıyor.
Olayın Arka Planı: Tuam'da Yaşanan Trajedi
Tuam kentindeki St. Mary's Anne ve Çocuk Evi, 1925-1961 yılları arasında Katolik rahibeler tarafından işletilen bir kurumdu. Evli olmayan anneler ve çocukları burada barındırılıyor, ancak kötü koşullar nedeniyle yüzlerce bebek hayatını kaybediyordu. 2014'te amatör tarihçi Catherine Corless, ölüm kayıtlarını inceleyerek 796 bebeğin ölüm belgesine ulaştı ve bu bebeklerin birçoğunun isimsiz olarak gömüldüğünü ortaya çıkardı. Corless'in çabalarıyla 2016-2017 yıllarında yapılan kazılarda, gerçekten de toplu bir bebek mezarlığı bulundu. Olay, İrlanda devleti ve Katolik Kilisesi'nin geçmişteki rolünü sorgulayan geniş bir tartışma başlattı. Başbakan Enda Kenny, olayı "ulusal bir utanç" olarak nitelendirdi ve resmi bir özür diledi.
Neeson, filmde Corless'i canlandırmıyor; ancak onun hikayesini anlatan bir gazeteci veya araştırmacı rolünde olabilir. Film, Corless'in yıllar süren mücadelesini, karşılaştığı engelleri ve toplumun tepkisini ele alıyor. Neeson, "Bu hikaye sadece İrlanda'nın değil, tüm dünyanın yüzleşmesi gereken bir insanlık suçu" ifadelerini kullandı. Yapımın yönetmenliğini ve senaryosunu henüz açıklanmadı, ancak 2023 yılında çekimlerin başlaması bekleniyor.
Küresel Yankılar ve İnsan Hakları Boyutu
Tuam olayı, sadece İrlanda ile sınırlı kalmayıp, dünya genelinde kilise ve devlet destekli kurumlarda yaşanan istismarları gündeme getirdi. Özellikle 20. yüzyılda birçok ülkede benzer "anne ve bebek evleri" bulunuyordu. Kanada'da yerlilere yönelik yatılı okullar, Avustralya'da "kayıp nesil" gibi vakalar, bu tür kurumların sistematik ihmal ve istismarını gözler önüne seriyor. Birleşmiş Milletler, 2021'de İrlanda hükümetine, bu tür kurumlarda yaşanan ölümlerin bağımsız bir şekilde soruşturulması çağrısı yaptı. İrlanda hükümeti, 2020'de bir özür diledi ve mağdurlara tazminat ödenmesi için bir komisyon kurdu, ancak eleştirmenler sürecin yavaş ilerlediğini belirtiyor.
Film, bu küresel bağlamda, kurumsal dinin ve devletin sorumluluklarını sorgulayan bir yapım olarak öne çıkıyor. Neeson gibi tanınmış bir aktörün projede yer alması, konunun daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlayacak. Ayrıca, İrlanda'da Katolik Kilisesi'nin gücünün azalmasında bu tür skandalların payı büyük. 2018'de yapılan bir referandumda İrlanda, kürtaj yasağını kaldırarak laikleşme yönünde önemli bir adım atmıştı. Tuam olayı, bu değişimin arka planındaki itici güçlerden biri olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Tuam bebek mezarlığı skandalı, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, dinî kurumların denetimi ve çocuk hakları konusunda evrensel dersler içeriyor. Türkiye'de de geçmişte benzer şekilde korunmaya muhtaç çocukların barındığı kurumlarda ihmal iddiaları zaman zaman gündeme gelmişti. Bu tür olaylar, devletin ve dinî otoritelerin hesap verebilirliğinin önemini gösteriyor. Ayrıca, İrlanda'nın yaşadığı laikleşme süreci ve Kilise'nin gücünün kırılması, Türkiye'deki din-devlet ilişkileri tartışmalarına dolaylı bir referans olabilir. Film, küresel çapta insan hakları ihlallerine dikkat çekerek, toplumların geçmişleriyle yüzleşmesi gerektiğini vurguluyor.