Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), Tayland'ın başkenti Bangkok'ta gizemli bir şekilde kaybolan Laoslu sığınmacı Khieo Lapchanh'ın, Laos hükümeti tarafından hedef alınan son kişi olduğunu ve bu durumun ulusötesi baskı (transnational repression) örneği olabileceğini açıkladı. Khieo Lapchanh, 2024 yılının başlarında Bangkok'ta ortadan kayboldu ve o zamandan beri kendisinden haber alınamıyor. Af Örgütü, Tayland yetkililerini kayboluşu aydınlatmaya ve sığınmacının güvenliğini sağlamaya çağırıyor.
Olayın arka planı ve Khieo Lapchanh'ın durumu
Khieo Lapchanh, Laos'ta siyasi baskı gördüğü iddiasıyla Tayland'a kaçarak sığınma talebinde bulunmuştu. Tayland'da Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) nezdinde kayıtlı olduğu belirtilen Lapchanh'ın, Laos hükümeti tarafından takip edildiği ve iadesi için baskı yapıldığı öne sürülüyor. Af Örgütü'nün raporuna göre, Lapchanh en son 2024 Şubat ayında Bangkok'ta bir arkadaşıyla görüşmüş, ancak o günden sonra izine rastlanmamış. Ailesi ve arkadaşları, Lapchanh'ın kaçırılmış veya zorla Laos'a geri götürülmüş olabileceğinden endişe ediyor.
Tayland, Laos'tan kaçan birçok sığınmacıya ev sahipliği yapıyor. Ancak ülke, 1951 Mülteci Sözleşmesi'ne taraf değil ve sığınmacılara yasal statü tanımıyor. Bu durum, sığınmacıları keyfi gözaltı, iade ve ulusötesi baskı riskleriyle karşı karşıya bırakıyor. Af Örgütü, son yıllarda Laoslu sığınmacıların Tayland'da gizemli bir şekilde kaybolduğuna dair birden fazla vaka bildirmişti. Khieo Lapchanh da bu zincirin son halkası.
Ulusötesi baskı ve bölgesel boyut
Ulusötesi baskı, bir devletin kendi sınırları dışında yaşayan muhalifleri, aktivistleri veya sığınmacıları hedef alması olarak tanımlanıyor. İnsan hakları örgütleri, Laos, Vietnam ve Kamboçya gibi otoriter rejimlerin, komşu ülkelerdeki muhalifleri susturmak için bu tür yöntemlere başvurduğunu belirtiyor. Tayland'ın bu konudaki tutumu ise tartışmalı. Ülke, ekonomik ve siyasi ilişkileri nedeniyle komşu ülkelerin taleplerine boyun eğmekle eleştiriliyor.
Af Örgütü, Tayland hükümetine Lapchanh'ın kayboluşunu bağımsız bir şekilde soruşturma, sorumluları yargı önüne çıkarma ve sığınmacıların haklarını koruma çağrısında bulundu. Örgüt ayrıca, ASEAN (Güneydoğu Asya Uluslar Birliği) ülkelerini ulusötesi baskıya karşı ortak bir mekanizma kurmaya davet etti. Ancak ASEAN'ın insan hakları konusundaki zayıf irade beyanı, bu tür girişimlerin etkisiz kalabileceğini gösteriyor.
Tayland Dışişleri Bakanlığı konuyla ilgili henüz resmi bir açıklama yapmadı. Ancak geçmişte benzer vakalarda Taylandlı yetkililer, sığınmacıların gönüllü olarak ülkelerine döndüğünü iddia etmişti. Af Örgütü bu iddiaları reddediyor ve sığınmacıların zorla geri gönderildiğine dair kanıtlar olduğunu savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, coğrafi konumu itibarıyla sığınmacı ve mülteci hareketliliğinin yoğun olduğu bir ülke olarak, ulusötesi baskı konusunda benzer risklerle karşı karşıya. Türkiye'nin 1951 Cenevre Sözleşmesi'ne koyduğu coğrafi sınırlama nedeniyle Avrupa dışından gelen sığınmacılara tam mülteci statüsü vermemesi, onları korumasız bırakabiliyor. Bu haber, Türkiye'nin kendi sığınmacı politikalarını gözden geçirmesi ve uluslararası iş birliklerini güçlendirmesi gerektiğini hatırlatıyor. Ayrıca, Tayland gibi stratejik müttefiklerin insan hakları sicilindeki zaaflar, Türkiye'nin bölgesel ve küresel insan hakları söylemlerinde tutarlılık sorununu gündeme getirebilir.