ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı ve kıdemli danışmanı Jared Kushner, Hamas liderleriyle gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile bir araya gelecek. Bu gelişme, Orta Doğu’da barış sürecine dair yürütülen diplomasi trafiğinde önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Kushner’ın bölgedeki temasları, Trump yönetiminin İsrail-Filistin çatışmasına çözüm bulma çabalarının bir parçası olarak görülüyor. Görüşmenin, Gazze’deki insani durum ve ateşkesin kalıcılığı konularında yoğunlaşması bekleniyor.
Kushner’ın bölge ziyareti ve Hamas ile görüşmeler
Jared Kushner, Orta Doğu turu kapsamında Mısır, Ürdün ve Suudi Arabistan gibi ülkeleri ziyaret ettikten sonra İsrail’e geçti. Hamas yetkilileriyle yapılan görüşmeler, genellikle kapalı kapılar ardında ve gizlilik içinde yürütülüyor. Ancak görüşmelerin ana gündem maddesinin, Gazze’deki yeniden imar süreci, esir takası ve uzun vadeli ateşkesin sağlanması olduğu belirtiliyor. Hamas liderleri, Kushner’a Gazze’deki yıkımı ve insani krizi aktarırken, uluslararası toplumun daha fazla yardım sağlaması gerektiğini vurguladı. Kushner ise, Trump yönetiminin barış planı olarak bilinen “Yüzyılın Anlaşması” çerçevesinde ekonomik yatırımların önemine dikkat çekti.
Bu görüşmeler, ABD yönetiminin doğrudan Hamas ile müzakere yürütmesi açısından dikkat çekici. Zira Washington, Hamas’ı terör örgütü olarak kabul ediyor ve genellikle bu tür görüşmelerden kaçınıyor. Ancak Kushner’ın özel temsilci sıfatıyla yürüttüğü bu temaslar, bölgede kalıcı bir çözüm bulunması için İsrail ve Filistinli gruplar arasında köprü kurma amacını taşıyor. Uzmanlar, bu adımın ABD’nin Orta Doğu politikasında bir kırılmaya işaret edebileceğini, ancak somut sonuçlara ulaşmanın zor olacağını ifade ediyor.
Netanyahu ile görüşme ve İsrail’in tutumu
Kushner’ın Netanyahu ile yapacağı görüşmede, Hamas ile yürütülen müzakerelerin detayları ele alınacak. İsrail hükümeti, uzun süredir Hamas’ı yok etmeyi hedeflediğini ve onunla doğrudan müzakereyi reddettiğini açıklamıştı. Ancak son dönemdeki dolaylı görüşmeler ve ateşkes anlaşmaları, bu tutumun esnemesine neden oldu. Netanyahu’nun, Kushner’dan Hamas’ın tutumu konusunda bilgi alması ve ABD’nin arabuluculuğunda yeni bir müzakere süreci başlatılması ihtimali üzerinde duruluyor. İsrail kamuoyunda ise, Hamas ile yapılacak her türlü anlaşmanın güvenlik risklerini artıracağına dair endişeler mevcut. Özellikle sağ kanat partilerin, Netanyahu’ya bu konuda baskı yapması bekleniyor.
Kushner’ın Netanyahu ile görüşmesi, aynı zamanda ABD’nin İsrail’e olan desteğini de teyit ediyor. Trump yönetimi, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıması ve Golan Tepeleri’ni İsrail’e bırakması gibi adımlarla İsrail ile ilişkilerini güçlendirmişti. Bu görüşmenin ardından yapılacak açıklamalar, bölgedeki dengeleri yeniden şekillendirebilir.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Bu diplomatik trafik, yalnızca İsrail-Filistin meselesiyle sınırlı değil. Bölge ülkeleri, özellikle Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, Filistin meselesindeki çözüm sürecine dâhil olma konusunda istekli görünüyor. ABD’nin arabuluculuğunda İsrail ile normalleşme anlaşmaları imzalayan bu ülkeler, Filistin yönetimiyle ilişkilerini de gözden geçiriyor. Kushner’ın bölge ziyareti, bu ülkelerin de barış sürecine katkı sağlamasını hedefliyor. Ancak Filistin yönetimi, ABD’nin arabuluculuğunu reddettiğini ve iki devletli çözümden başka bir seçeneği kabul etmeyeceğini yineliyor. Bu durum, sürecin önündeki en büyük engellerden biri olarak duruyor.
Öte yandan, Hamas ile yapılan görüşmeler, İran ve Katar gibi ülkelerin de dikkatini çekiyor. İran, Hamas’ı desteklerken, Katar da Gazze’ye mali yardım sağlıyor. Kushner’ın bu ülkelerle yapacağı olası görüşmeler, bölgesel güç dengelerini etkileyebilir. Uzmanlar, ABD’nin bu girişimlerle Orta Doğu’daki nüfuzunu artırmayı ve Çin ile Rusya’nın bölgedeki etkisini dengelemeyi amaçladığını belirtiyor. Bu nedenle Kushner’ın ziyareti, küresel güç mücadelesinin bir parçası olarak da okunabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin Filistin davasına verdiği desteği ve Orta Doğu’daki aktif dış politikasını yakından ilgilendiriyor. Türkiye, Hamas ile ilişkilerini sürdürürken, İsrail ile de son dönemde normalleşme adımları atmıştı. Kushner’ın girişimleri, Türkiye’nin bölgesel rolünü doğrudan etkileyebilir; zira Türkiye, Filistin meselesinde iki devletli çözümü savunuyor ve Kudüs’ün statüsü konusunda hassas bir duruş sergiliyor. Bu süreçte Türkiye’nin, barış görüşmelerinde dışarıda kalması, bölgedeki nüfuzunu zayıflatabilir. Ayrıca, ABD’nin barış planı, Türkiye’nin Orta Doğu’daki çıkarlarına ters düşen unsurlar içeriyor. Bu nedenle Türkiye’nin, süreci yakından izlemesi ve gerektiğinde arabuluculuk tekliflerini gündeme getirmesi beklenebilir.