Yasal kürtaj oranlarının arttığı bir dönemde, kürtaj karşıtı hareket agresif bir mücadele başlatıyor. Amerika Birleşik Devletleri'nde ve dünya genelinde, kürtaj hakları savunucuları ile karşıtları arasındaki gerilim tırmanıyor. Son verilere göre, yasal kürtaj sayılarındaki artış, kürtaj karşıtı grupların stratejilerini yeniden gözden geçirmelerine neden oldu. Bu gruplar, yasama yoluyla kısıtlamalar getirmek, mahkemelerde davalar açmak ve toplumsal farkındalık yaratmak için yeni yollar arıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Son beş yılda, özellikle ABD'de, yasal kürtaj sayılarında belirgin bir artış kaydedildi. Guttmacher Enstitüsü'nün verilerine göre, 2020'den bu yana yasal kürtaj oranları %10 arttı. Bu durum, kürtaj karşıtı grupların endişelerini artırırken, hak savunucuları için ise umut verici bir gelişme olarak yorumlanıyor. Kürtaj karşıtı hareketin önde gelen isimlerinden biri olan Marjorie Dannenfelser, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Bu bir savaş ve biz bu savaşı kazanacağız" ifadelerini kullandı. Dannenfelser, özellikle eyalet düzeyinde yeni kısıtlamalar getirilmesi için yoğun bir lobi faaliyeti yürüteceklerini belirtti. Öte yandan, kadın hakları örgütleri, bu tür girişimlerin kadınların sağlık hizmetlerine erişimini engelleyeceğini ve toplumsal eşitsizliği derinleştireceğini savunuyor. Geçtiğimiz yıl, ABD Yüksek Mahkemesi'nin Roe v. Wade kararını bozmasının ardından, birçok eyalet kürtajı neredeyse tamamen yasaklayan yasalar çıkardı. Ancak, bazı eyaletlerde yapılan referandumlarda seçmenler kürtaj haklarını genişleten kararlar aldı. Bu durum, kürtaj karşıtı hareketin federal düzeyde yeni bir strateji geliştirmesine neden oldu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Kürtaj tartışmaları yalnızca ABD ile sınırlı değil. Polonya, Macaristan ve bazı Latin Amerika ülkelerinde de kürtaj karşıtı hareketler güç kazanıyor. Polonya'da neredeyse tamamen yasaklanan kürtaj, büyük protestolara yol açtı. Avrupa Birliği, üye ülkelerdeki bu gelişmeleri yakından takip ediyor. Avrupa Parlamentosu'nda kabul edilen bir kararla, kürtaj haklarının temel bir kadın hakkı olduğu vurgulandı. Küresel düzeyde ise, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA), istenmeyen gebeliklerin önlenmesi için çalışmalar yürütüyor. Uzmanlar, kürtaj karşıtı hareketin uluslararası alanda örgütlendiğine ve özellikle Afrika ile Asya'da kısıtlayıcı yasaların yaygınlaştığına dikkat çekiyor. Bu durum, küresel kadın sağlığı açısından endişe verici bir tablo ortaya koyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de kürtaj yasal ancak uygulamada ciddi kısıtlamalarla karşı karşıya. Sağlık Bakanlığı'nın verilerine göre, son yıllarda kürtaj sayılarında azalma yaşandı. Kürtaj karşıtı hareketin küresel ölçekte güç kazanması, Türkiye'deki kadın hakları savunucularını endişelendiriyor. Türkiye, CEDAW gibi uluslararası sözleşmelere taraf ancak bu sözleşmelerin uygulanması konusunda eleştiriler alıyor. Bu nedenle, uluslararası alandaki bu gelişmeler, Türkiye'deki mevcut durumu daha da zorlaştırabilir. Kadın örgütleri, kürtaj hakkının korunması için daha etkili politikalar izlenmesi gerektiğini vurguluyor.