Kürtaj karşıtı hareket, yasal kürtaj oranlarının dünya genelinde artış göstermesiyle birlikte yeni bir mücadele cephesi açıyor. Amerika Birleşik Devletleri'nde Roe v. Wade kararının iptaliyle başlayan süreç, Avrupa'dan Güney Amerika'ya, Asya'dan Afrika'ya uzanan geniş bir coğrafyada yankı buluyor. Hareketin önde gelen isimleri, yasal kazanımları geri almak ve kürtajı tamamen yasaklamak için agresif bir strateji izliyor. Bu kapsamda, mevcut yasal düzenlemeleri delmeye yönelik yasal girişimler, toplumsal baskı kampanyaları ve uluslararası lobi faaliyetleri hız kazandı.
Yasal Kürtajın Yükselişi ve Yeni Muhalefet Dalgası
Son yıllarda dünya genelinde yasal kürtaj erişimi önemli ölçüde genişledi. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, 2021-2023 döneminde en az 15 ülke kürtaj yasalarını liberalleştirdi. Arjantin, Meksika ve Kolombiya gibi Latin Amerika ülkelerinde kadınların üreme hakları konusunda önemli ilerlemeler kaydedildi. Bu gelişmeler, kürtaj karşıtı hareketlerin tepkisini çekti ve onları daha organize bir mücadeleye itti. Hareketin liderleri, yasal kürtajın yaygınlaşmasının "ahlaki çöküşün" bir göstergesi olduğunu savunarak, toplumsal ve siyasi baskıyı artırıyor.
Özellikle ABD'de Dobbs v. Jackson Women's Health Organization davasıyla birlikte federal anayasal korumanın kaldırılması, kürtaj karşıtı hareket için bir dönüm noktası oldu. Bu kararın ardından 20'den fazla eyalet kürtaj kısıtlamalarını sıkılaştırdı veya tamamen yasakladı. Hareket, şimdi hedefini federal düzeye taşıyarak ülke genelinde geçerli olacak bir yasak için Kongre'de lobi faaliyetlerini yoğunlaştırdı. Ayrıca, kürtaj haplarının dağıtımını engellemeye yönelik yasal girişimler ve eyaletler arası seyahat kısıtlamaları gibi yeni taktikler geliştiriliyor.
Küresel Boyut: Uluslararası Kuruluşlar ve Finansman Ağları
Kürtaj karşıtı hareket, yalnızca ulusal düzeyde değil, aynı zamanda uluslararası platformlarda da etkinlik gösteriyor. Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve diğer uluslararası kuruluşlarda, üreme hakları karşıtı söylemlerin desteklenmesi için çalışıyor. Hareket, özellikle Afrika ve Orta Doğu'da dini ve muhafazakar gruplarla ittifak kurarak, kıta genelinde yasal kürtaj karşıtı yasaların geçirilmesi için fon sağlıyor. ABD merkezli birçok muhafazakar vakıf, bu bölgelerde kürtaj karşıtı STK'lara milyonlarca dolarlık kaynak aktarıyor.
Avrupa'da ise hareket, özellikle Polonya ve Macaristan gibi ülkelerde hükümetlerle yakın işbirliği içinde. Polonya'da 2020'de neredeyse tamamen yasaklanan kürtaj, ülkede büyük protestolara yol açtı. Buna rağmen, hükümetin desteğiyle kürtaj karşıtı hareket etkisini sürdürüyor. Benzer şekilde, Macaristan'da da kürtaj erişimini zorlaştıran düzenlemeler getirildi. Bu gelişmeler, kürtaj karşıtı hareketin küresel bir ağ kurarak, farklı ülkelerdeki deneyimlerini paylaştığını ve ortak stratejiler geliştirdiğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kürtaj karşıtı hareketin küresel ölçekte güç kazanması, Türkiye'deki üreme hakları tartışmalarını da yakından etkileyebilir. Türkiye'de kürtaj, 1983 tarihli Nüfus Planlaması Yasası ile yasal; ancak son yıllarda hükümet çevrelerinden gelen açıklamalar, bu hakkın kısıtlanabileceği endişelerini artırdı. 2012 yılında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "kürtajı bir cinayet olarak görüyorum" sözleri, toplumda geniş yankı bulmuş ve yasa değişikliği tartışmalarına yol açmıştı. Kürtaj karşıtı hareketin uluslararası ağlarla bağlantısı, Türkiye'deki muhafazakar sivil toplum örgütlerinin de bu mücadeleye dahil olabileceğine işaret ediyor. Bu durum, kadın hakları savunucuları için bir tehdit oluştururken, küresel gelişmelerin yakından takip edilmesini gerektiriyor.