ABD'de kürtaj karşıtı hareketin önde gelen isimlerinden Susan B. Anthony Pro-Life America (SBA), Cumhuriyetçi milletvekillerine yönelik yıllık başarı karnesinde, Planlı Ebeveynlik (Planned Parenthood) kuruluşunun federal fonlarının kesilmemesi durumunda düşük not verme tehdidini gündeme getirdi. SBA'nın bu hamlesi, başta 2024 başkanlık seçimleri olmak üzere, ABD siyasetinde kürtaj tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Grup, özellikle Temsilciler Meclisi'ndeki Cumhuriyetçi kanadın bütçe görüşmelerinde Planlı Ebeveynlik'e ayrılan kaynakların tamamen kaldırılmasını talep ediyor. Aksi takdirde, söz konusu milletvekillerinin SBA tarafından hazırlanan 'yaşam yanlısı' karnede başarısız sayılacağı belirtiliyor.
Kürtaj Tartışmalarının Odağındaki Kurum: Planlı Ebeveynlik
Planlı Ebeveynlik, ABD genelinde 600'den fazla kliniğiyle kadın sağlığı hizmetleri sunan, ancak kürtaj hizmetleri nedeniyle muhafazakar kesimlerin hedefinde olan bir kuruluş. Federal hükümetten her yıl yaklaşık 600 milyon dolar alan kurum, bu fonların büyük kısmını kanser taramaları, doğum kontrolü ve cinsel yolla bulaşan hastalıkların tedavisi gibi hizmetler için kullanıyor. Ancak kürtaj karşıtları, hiçbir federal kaynağın kürtaj için kullanılmaması gerektiğini savunuyor. SBA'nın bu yeni girişimi, eski Başkan Donald Trump döneminde uygulanan ve kürtaj yaptıran kadınlara danışmanlık veren kuruluşlara federal fon sağlanmasını yasaklayan 'Meksika Şehri Politikası'nın genişletilmesi çağrılarıyla da örtüşüyor.
Cumhuriyetçi Parti İçinde Derin Ayrışma
SBA'nın tehdidi, Cumhuriyetçi Parti içinde kürtaj konusunda yaşanan ayrışmayı da su yüzüne çıkarıyor. Partinin ılımlı kanadı, kürtaj hakkını tamamen yasaklamanın seçim kaybettireceğini düşünürken, muhafazakar taban ise daha sert önlemler istiyor. SBA'nın başkanı Marjorie Dannenfelser, yaptığı açıklamada, 'Cumhuriyetçi milletvekilleri, Planlı Ebeveynlik'e verilen her kuruşun bir cinayete ortak olmak anlamına geldiğini anlamalı' dedi. Grubun yıllık karnesi, birçok Cumhuriyetçi aday için önemli bir referans noktası olarak kabul ediliyor. Özellikle ön seçimlerde, SBA'dan düşük not alan adayların muhafazakar seçmen nezdinde itibar kaybettiği görülüyor.
Federal Bütçe Görüşmelerinde Kilit Mesele
Planlı Ebeveynlik'in federal fonları, ABD Kongresi'ndeki bütçe müzakerelerinin en tartışmalı başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Temsilciler Meclisi'ndeki Cumhuriyetçi çoğunluk, geçtiğimiz yıl da kuruma ayrılan kaynakları kesmeye çalışmış, ancak Senato'da Demokratlar ve Başkan Joe Biden yönetiminin itirazıyla başarılı olamamıştı. Şimdi ise SBA, seçim yılında Kongre üzerindeki baskıyı artırmayı hedefliyor. Grup, özellikle başkanlık yarışında önde gelen isimlerden Trump ve Florida Valisi Ron DeSantis'in de bu konuda net bir tavır almasını istiyor. Her iki isim de kürtaj karşıtı politikaları desteklemekle birlikte, federal yasak konusunda temkinli bir dil kullanıyor.
ABD Genelinde Yükselen Tepkiler
Kürtaj karşıtı grupların bu hamlesine karşılık, kadın hakları örgütleri de harekete geçmiş durumda. Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği (ACLU) ve Kadın Sağlığı Savunucuları, Planlı Ebeveynlik fonlarının kesilmesinin, özellikle düşük gelirli kadınların temel sağlık hizmetlerine erişimini kısıtlayacağını savunuyor. Birçok eyalette, kürtaj hakkını anayasal koruma altına almak için referandum çalışmaları yürütülüyor. Öte yandan, Yüksek Mahkeme'nin 2022'de Roe v. Wade kararını bozmasından bu yana, 14 eyalette kürtaj neredeyse tamamen yasaklanmış durumda. Uzmanlar, SBA'nın bu girişiminin, yasakların federal düzeye taşınması için bir adım olabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu iç siyasi tartışma, Türkiye ile doğrudan bir bağlantı taşımamakla birlikte, küresel kadın sağlığı ve insan hakları politikaları açısından önemli bir gösterge niteliği taşıyor. ABD'nin dış yardım politikaları, özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki aile planlaması programlarını etkileyebiliyor. Trump döneminde uygulanan 'Meksika Şehri Politikası' kapsamında, kürtaj hizmeti sunan kuruluşlara ABD dış yardımı yapılması yasaklanmıştı. Benzer bir politikanın yeniden gündeme gelmesi halinde, ABD'den sağlık yardımı alan ülkelerdeki kadın sağlığı projeleri etkilenebilir. Türkiye'nin de dahil olduğu birçok ülke, kalkınma yardımlarının bu tür ideolojik tercihlere bağlı olmaması gerektiğini savunuyor. Konu, aynı zamanda kadın hakları ve sağlık hizmetlerine erişim konusundaki küresel mücadelede bir referans noktası olarak takip edilmeli.