Küresel yatırımcılar, Mart 2025 itibarıyla şubat ayından bu yana en yüksek seviyede risk iştahına sahip. Bank of America'nın (BofA) bugün açıkladığı aylık fon yöneticileri anketine göre, yatırımcıların hisse senedi ağırlığı ve küresel büyüme beklentileri belirgin şekilde iyileşti. Anket, 10-14 Mart tarihleri arasında, yönetimindeki varlıklar toplamı 694 milyar doları bulan 171 fon yöneticisiyle yapıldı. Sonuçlar, yatırımcıların enflasyonun kontrol altına alındığı ve merkez bankalarının faiz indirim döngüsüne başlayacağı beklentisini yansıtıyor. Özellikle ABD'de teknoloji hisselerine olan talep, Çin'in teşvik politikaları ve Avrupa'da savunma harcamalarına yönelik iyimserlik, küresel risk iştahını körüklüyor.
Anketin öne çıkan bulguları
Ankete göre, yatırımcıların nakit oranı şubattaki %4,1'den %3,6'ya gerileyerek Eylül 2022'den bu yana en düşük seviyeyi gördü. Bu, yatırımcıların nakit yerine riskli varlıklara yöneldiğinin en güçlü işaretlerinden biri. Aynı dönemde hisse senedi ağırlığı yüzde 47'ye çıkarken, küresel büyüme beklentilerindeki iyimserlik de yedi ayın en yükseğine ulaştı: Ankete katılanların %72'si küresel ekonominin “yumuşak iniş” yapacağını öngörüyor. Bu oran geçen yılın son çeyreğinde %60 civarındaydı. Enflasyon beklentileri de gerilerken, yatırımcılar artık en büyük riskin “jeopolitik çatışmalar” ve “resesyon” yerine “yüksek faizlerin kalıcı olması” olduğunu belirtiyor. Ankette en çok tercih edilen işlem ise “long” (alış yönlü) pozisyondaki ABD teknoloji hisseleri olurken, onu “long” Japonya hisseleri ve “short” (satış yönlü) pozisyondaki Çin hisseleri izliyor. Ancak yatırımcılar arasında Çin'e yönelik pozitif ayrışma da dikkat çekiyor: Çin hisselerine “underweight” (düşük ağırlık) verenlerin oranı şubattaki %13'ten %2'ye geriledi. Bu, Çin'in mart başında duyurduğu mali teşvik paketinin ve teknoloji alanındaki ilerlemelerinin yatırımcıları cezbettiğini gösteriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Küresel risk iştahındaki bu canlanma, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) bu yıl iki kez faiz indireceği beklentisiyle besleniyor. Avrupa'da ise savunma harcamalarına yönelik artan bütçeler, özellikle Almanya'nın 500 milyar euroluk fonu, yatırımcıların Avrupa hisselerine olan ilgisini artırdı. Anket, Avrupa hisselerine yönelik ağırlığın küresel kriz sonrası en yüksek seviyeye ulaştığını ortaya koyuyor. Asya-Pasifik cephesinde ise Japonya, Merkez Bankası'nın faiz artırım sinyalleri ve enflasyonun hedefe yaklaşmasıyla yatırımcıların radarında. Buna karşılık, gelişmekte olan piyasalar (EM) genel olarak hâlâ “underweight” konumda, ancak Türkiye, Hindistan ve Brezilya gibi seçilmiş ülkelere yönelik pozitif ayrışma var. Anketin en çarpıcı bulgularından biri de, yatırımcıların “uzun vadeli enflasyon” endişesinin yerini “zayıf küresel talep” kaygısına bırakması: Katılımcıların %53'ü en büyük risk olarak “düşük talep”i işaret ediyor. Bu, küresel ekonominin hâlâ kırılgan olduğunu ancak yatırımcıların iyimserliğinin dayanaklarının sağlam olduğunu gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel risk iştahındaki artış, Türkiye gibi gelişmekte olan piyasalar için genellikle olumlu bir sinyaldir. Yatırımcıların nakit oranı düşerken hisse senedi ağırlığını artırması, Türk varlıklarına yönelik talebi de dolaylı olarak etkileyebilir. Özellikle BIST 100'de son dönemdeki yabancı girişleri, bu küresel trendin bir yansıması olarak okunabilir. Ancak Türkiye'nin yüksek enflasyon ve seçim belirsizliği gibi kendine özgü riskleri, küresel iyimserliğin doğrudan ülkeye yansımasını sınırlayabilir. Ankette gelişmekte olan piyasaların hâlâ “underweight” olması, Türkiye'nin genel EM portföylerindeki ağırlığının artırılması için daha fazla reform ve kredibiliteye ihtiyacı olduğuna işaret ediyor. Yine de, küresel likiditenin bol olduğu ve risk iştahının yüksek seyrettiği bu dönem, Türkiye'nin uluslararası tahvil ihraçlarını daha uygun maliyetle gerçekleştirmesine olanak tanıyabilir.