Yeni bir araştırma, insanlık için tehlikeli boyutlara ulaşan sıcak stresinin 1970'lerden bu yana dünya genelinde çarpıcı biçimde yaygınlaştığını ortaya koydu. Bilim insanları, iklim değişikliğinin etkisiyle özellikle tropikal ve subtropikal bölgelerde yaşayan milyarlarca insanın, vücudun ısıyı atma kapasitesini zorlayan koşullarla karşı karşıya kaldığını belirtiyor. Çalışma, küresel ısınmanın yalnızca sıcaklık artışı değil, aynı zamanda nem oranındaki yükselişle birleşerek 'sıcak stresi' olarak bilinen fizyolojik baskıyı da ciddi oranda artırdığını gösteriyor.
Isı ve nemin birleşik etkisi
Araştırmacılar, sıcak stresini ölçmek için kullanılan 'ıslak termometre sıcaklığı' (wet-bulb globe temperature) yöntemiyle yaptıkları analizde, 1979-2022 yılları arasında tehlikeli sıcak stresine maruz kalan gün sayısının küresel çapta iki katına çıktığını tespit etti. Özellikle Basra Körfezi, Güney Asya ve kısmen Afrika boynuzu gibi bölgelerde bu artışın çok daha belirgin olduğu vurgulanıyor. Islak termometre sıcaklığı, hava sıcaklığı ve nemi birlikte değerlendirerek insan vücudunun terleme yoluyla soğuma kapasitesini ölçüyor. 35°C'yi aşan ıslak termometre sıcaklıkları, sağlıklı bir insanın birkaç saat içinde ölümüne yol açabilecek kadar tehlikeli kabul ediliyor.
Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) ve diğer iklim kuruluşları tarafından da desteklenen çalışma, sıcak stresinin yalnızca sağlık değil, aynı zamanda tarım, iş gücü verimliliği ve enerji altyapısı üzerinde de yıkıcı etkileri olduğuna dikkat çekiyor. Örneğin, tarım işçilerinin tarlada geçirdiği süre azalırken, soğutma için enerji talebi hızla artıyor. BM İklim Değişikliği Paneli (IPCC) raporlarına göre, mevcut emisyon seviyelerinin devam etmesi halinde yüzyılın sonunda dünya nüfusunun yarısından fazlası yılda en az 20 gün tehlikeli sıcak stresiyle karşılaşacak.
Bölgesel ve küresel boyut
Çalışmanın yazarları, tehlikeli sıcak stresinin Asya, Afrika ve Orta Doğu'da yoğunlaştığını, ancak Avrupa ve ABD'nin bazı bölgelerinin de bu trendden etkilendiğini belirtiyor. 2022'de Hindistan ve Pakistan'da yaşanan aşırı sıcak dalgaları, binlerce kişinin hayatını kaybetmesine ve milyonlarca insanın günlük yaşamının felç olmasına neden olmuştu. Benzer şekilde, İspanya, Fransa ve Yunanistan gibi Akdeniz ülkeleri 2023 yazında rekor sıcaklıklar ve orman yangınlarıyla mücadele etti. Araştırmacılar, bu tür olayların sıklık ve şiddetinin artacağı konusunda uyarıyor.
Küresel ölçekte sıcak stresi, ekonomik eşitsizlikleri de derinleştiriyor. Gelişmekte olan ülkelerdeki düşük gelirli topluluklar, iklimlendirme imkanlarının kısıtlı olması nedeniyle sıcak stresine karşı daha savunmasız. Buna ek olarak, açık alanda çalışan inşaat işçileri, çiftçiler ve günlük işçiler, sağlık riskleri nedeniyle gelir kaybı yaşıyor. Dünya Bankası, sıcak stresinin 2030 yılına kadar küresel iş gücü verimliliğinde yılda 2.500 milyar dolara varan kayıplara yol açabileceğini tahmin ediyor. Bu durum, iklim değişikliğinin adalet konularını da ön plana çıkarıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Akdeniz havzasında yer alması nedeniyle sıcak stresinin en yoğun hissedildiği ülkelerden biri. Özellikle Çukurova, Ege ve Marmara bölgelerindeki tarım arazileri, artan sıcaklık ve nem kombinasyonu nedeniyle verim kaybı riski altında. 2023'te İstanbul, Ankara ve İzmir'de yaşanan rekor sıcaklıklar, şehirleşme ve altyapı sorunlarıyla birleşince halk sağlığını tehdit eder hale gelmişti. Türkiye'nin iklim değişikliğine uyum stratejileri kapsamında yeşil alanların artırılması, enerji verimli soğutma sistemleri ve uyarı mekanizmaları geliştirmesi, bu tip tehlikelere karşı dirençliliği artırabilir. Ayrıca, tarımda su yönetimi ve çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesi, iş gücü kayıplarını azaltmak için kritik öneme sahip.