ABD'nin önde gelen düşünce kuruluşlarından gelen analizlere göre, Washington'un en büyük rakipleri Çin, Rusya, İran, Kuzey Kore ve cihatçı gruplar karşısındaki mücadelesi her geçen gün daha da karmaşık bir hal alıyor. The Adversarial adlı iki haftada bir yayımlanan bülten, bu aktörlere yönelik uzman değerlendirmelerini sunarak küresel risklerin ısındığına işaret ediyor. Nisan ayında varılan ABD-İran ateşkesi ise şimdiden bozulma sinyalleri veriyor.
Ateşkesin Bozulması ve İran Cephesi
Nisan 2025'te imzalanan ABD-İran ateşkes anlaşması, taraflar arasındaki güvensizlik nedeniyle hızla erimeye başladı. Anlaşmanın uygulanmasına dair mutabakat zaptı (Memorandum of Understanding) çerçevesinde atılması gereken adımların sekteye uğraması, bölgede yeni bir tırmanma riskini beraberinde getiriyor. İran'ın nükleer programına ilişkin belirsizlikler ve vekil güçler üzerinden yürüttüğü faaliyetler, ateşkesin kalıcılığını sorgulatıyor.
Uzmanlar, Tahran yönetiminin anlaşmayı kendi lehine yorumlayarak yükümlülüklerini gevşetebileceğini, bunun da Washington'da sertlik yanlısı kanadı güçlendirebileceğini belirtiyor. Ayrıca İran'ın Rusya ve Çin ile artan işbirliği, ABD'nin yaptırım rejimini delme çabalarını körüklüyor.
Çin, Rusya ve Kuzey Kore: Çok Cepheli Rekabet
The Adversarial bülteni, ABD'nin aynı anda birden fazla cephede mücadele etmek zorunda kaldığını vurguluyor. Çin, ekonomik ve teknolojik alanda ABD'nin liderliğini sarsarken; Tayvan Boğazı ve Güney Çin Denizi'ndeki askeri faaliyetler gerilimi artırıyor. Rusya'nın Ukrayna'daki savaşı sürerken, Moskova'nın Avrupa'daki hibrit saldırıları ve seçimlere müdahale iddiaları NATO'nun gündemini meşgul ediyor. Kuzey Kore ise balistik füze denemelerine hız kesmeden devam ederek Doğu Asya'da istikrarsızlık yaratıyor.
Bülten, bu aktörlerin ortak hareket etme kapasitesinin arttığını, bunun da ABD'nin caydırıcılığını zayıflattığını öne sürüyor. Özellikle Çin-Rusya yakınlaşması ve İran-Kuzey Kore arasındaki füze teknolojisi transferleri, küresel güvenlik mimarisini tehdit ediyor.
Cihatçı Gruplar ve Asimetrik Tehditler
Bültenin dikkat çektiği bir diğer unsur, cihatçı grupların yeniden güç kazanması. Suriye, Irak, Sahel ve Afganistan'da faaliyet gösteren örgütler, devlet otoritelerinin zayıflığından faydalanarak varlıklarını genişletiyor. ABD'nin terörle mücadelede önceliklerini değiştirmesi, bu grupların yeniden toparlanmasına alan açmış durumda. Ayrıca, internet üzerinden radikalleşme ve yabancı savaşçı akışı, Batı ülkelerinde güvenlik endişelerini artırıyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
ABD'nin çok cepheli mücadelesi, müttefikleriyle ilişkilerinde de çatlaklar yaratıyor. Avrupa ülkeleri, savunma harcamalarını artırma ve ABD'ye bağımlılığı azaltma arayışında. Orta Doğu'da ise Suudi Arabistan ve BAE gibi geleneksel ortaklar, Çin ve Rusya ile dengeli ilişkiler kurmaya yöneliyor. Asya-Pasifik'te Japonya, Güney Kore ve Avustralya, Çin'in yükselişine karşı daha aktif rol alıyor.
Küresel risklerin ısınması, uluslararası kurumların etkinliğini de sorgulatıyor. BM Güvenlik Konseyi'ndeki veto kilitlenmeleri, iklim değişikliği ve pandemi gibi sınır aşan sorunlara çözüm üretilmesini zorlaştırıyor. Uzmanlar, çok kutuplu dünyada istikrarın ancak büyük güçler arasında yeni bir denge mekanizmasıyla sağlanabileceğini savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD-İran geriliminin bozulmasından doğrudan etkilenebilecek konumda. İran ile ticari ve enerji bağlantıları, olası yeni yaptırımlar veya askeri tırmanma halinde sekteye uğrayabilir. Ayrıca, Suriye ve Irak'taki cihatçı grupların yeniden güçlenmesi, Türkiye'nin güney sınırında güvenlik riskini artırır. NATO içindeki rolü ve Rusya ile dengeli ilişkileri, Türkiye'yi çok cepheli jeopolitik oyunda kilit bir aktör haline getiriyor. Ankara'nın hem Batı ile bağlarını koruyup hem de Doğu ile diyalogunu sürdürmesi, riskleri yönetmede kritik önem taşıyor.