Küresel piyasalarda yeni haftanın açılışında hisse senetleri yatay bir seyir izlerken, dolar ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz indirimine gideceğine yönelik beklentilerin güçlenmesiyle değer kaybetti. Yatırımcılar, Fed'in enflasyonla mücadelede sona yaklaştığına dair sinyaller veren verileri ve politika yapıcıların açıklamalarını yakından takip ediyor. Asya borsalarında karışık bir tablo görülürken, Avrupa vadeli işlemleri hafif artışlarla işlem görüyor.
Piyasalarda Fed beklentileri ve doların seyri
Geçtiğimiz hafta açıklanan ABD enflasyon verileri, fiyat artışlarının beklenenden daha fazla yavaşladığını gösterdi. Bu durum, Fed'in agresif faiz artırımlarına son vererek 2024 yılının ilk yarısında faiz indirimine başlayabileceği ihtimalini güçlendirdi. Yatırımcılar, Chicago Ticaret Borsası'nın FedWatch aracına göre mart ayındaki toplantıda faiz indirimi olasılığını %85'in üzerinde fiyatlıyor. Bu beklentiler, dolar endeksini (DXY) üç ayın en düşük seviyesine geriletti. Euro, dolar karşısında son dört ayın en yükseğini görürken, Japon yeni de ABD para birimi karşısında değer kazandı. Bu durum, ihracatçı ülkelerin rekabet gücünü etkilerken, gelişmekte olan ülke para birimlerinde de olumlu bir hava estiriyor.
Öte yandan, petrol fiyatları, Orta Doğu'daki jeopolitik gerginliklerin devam etmesine rağmen sakin bir seyir izliyor. Brent petrol varil başına 82 dolar civarında işlem görüyor. Altın ise doların zayıflaması ve faiz indirimi beklentileriyle ons başına 2 bin doların üzerinde tutunuyor. Yatırımcılar, bu hafta açıklanacak ABD perakende satışlar ve Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) verilerinden Fed'in para politikasına ilişkin bir sonraki adımına dair ipuçları arayacak.
Küresel borsalarda yatay seyir
Asya borsalarında Çin'in ekonomik toparlanma belirtileri ile Japonya'da enflasyonun hedefin üzerinde kalması arasında dengeli bir görünüm ortaya çıktı. Çin'de sanayi üretimi ve perakende satışlar beklentilerin üzerinde gelirken, Japonya'da ise Tokyo Tüketici Fiyat Endeksi'nin yavaşladığı görüldü. Bu durum, Japonya Merkez Bankası'nın (BoJ) faiz artırımına gidip gitmeyeceğine dair belirsizliği artırıyor. Avrupa'da ise gözler, Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde'ın konuşmasında olacak. Lagarde'ın, ECB'nin faiz indirimi için acele etmeyeceği yönündeki mesajlarını yinelemesi bekleniyor. ABD'de ise S&P 500 ve Nasdaq vadeli işlemleri, teknoloji hisselerindeki olumlu hava ile yatay bir açılışa işaret ediyor.
Küresel piyasalardaki bu yatay seyir, yatırımcıların risk iştahını dengelerken, para birimlerindeki hareketlerin de piyasalar üzerinde etkili olduğu görülüyor. Doların zayıflaması, gelişmekte olan ülkelerin borçlanma maliyetlerini düşürerek bölgesel piyasalara sermaye girişini hızlandırabilir. Uzmanlar, bu haftaki verilerin piyasalarda yön belirleyici olacağını vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fed'in faiz indirimine gitmesi beklentisi, gelişmekte olan piyasaların tamamında olduğu gibi Türkiye için de olumlu bir iklim yaratıyor. Doların zayıflaması, Türkiye'nin ithalat maliyetlerini azaltma potansiyeli taşırken, küresel likidite koşullarının iyileşmesiyle Türkiye'ye sermaye girişlerinin hızlanması beklenebilir. Türkiye'nin kredi risk primi (CDS) bu gelişmelerle gerilerken, Merkez Bankası'nın rezerv biriktirme çabalarına katkı sağlayabilir. Ancak yurt içinde enflasyonun hâlâ yüksek seyretmesi, TCMB'nin faiz indirimine gitmesine imkan tanımıyor; bu nedenle Türkiye'nin yurt içi faiz politikası ile küresel beklentiler arasında bir ayrışma yaşanması mümkün. Yine de gelişmekte olan ülkelere yönelik risk iştahındaki bu iyileşme, Türkiye ekonomisi için umut verici bir sinyal olarak değerlendiriliyor.