Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı (IARC) tarafından yapılan yeni bir çalışma, dünya genelindeki kanser vakalarının yaklaşık sekizde birinin enfeksiyonlardan kaynaklandığını ortaya koydu. Araştırma, bu vakaların önemli bir bölümünün daha iyi enfeksiyon kontrolü yoluyla önlenebileceğini gösteriyor.
Enfeksiyonların Kanser Üzerindeki Rolü
IARC'ın yayımladığı rapora göre, 2020 yılında dünya çapında teşhis edilen 19 milyon kanser vakasının yaklaşık 2,2 milyonu, yani her sekiz vakadan biri, bakteriyel veya viral enfeksiyonlara bağlı olarak gelişti. Bu enfeksiyonlar arasında Helicobacter pylori, human papillom virüsü (HPV), hepatit B ve C virüsleri gibi yaygın etkenler bulunuyor. Çalışma, bu enfeksiyonların neden olduğu kanser türlerinin başında mide, karaciğer, rahim ağzı ve baş-boyun kanserlerinin geldiğini belirtiyor.
Araştırmacılar, bu bulguların kanserin önemli bir kısmının önlenebilir olduğunu gösterdiğini vurguluyor. IARC yetkilileri, "Bu sonuçlar, küresel kanser yükünün önemli bir bölümünün daha iyi enfeksiyon kontrolü yoluyla önlenebileceğini ortaya koyuyor" ifadesini kullandı. Özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde enfeksiyona bağlı kanser oranlarının daha yüksek olduğu, bunun da sağlık altyapısındaki eşitsizlikleri gözler önüne serdiği belirtiliyor.
Küresel Sağlık Politikaları İçin Çıkarımlar
Çalışma, aşı programları, tarama testleri ve enfeksiyon tedavilerinin yaygınlaştırılmasının kanser vakalarını önemli ölçüde azaltabileceğini gösteriyor. Örneğin, HPV aşısı rahim ağzı kanserini önlemede etkili bir araç olarak öne çıkıyor. Hepatit B aşısı ise karaciğer kanseri riskini düşürüyor. Ancak birçok ülkede bu hizmetlere erişim sınırlı. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, özellikle Afrika ve Asya'nın bazı bölgelerinde aşılama oranları düşük seyrediyor.
Uzmanlar, enfeksiyon kaynaklı kanserlerin önlenmesi için küresel işbirliğinin şart olduğunu belirtiyor. Bu kapsamda, aşıların ve tarama programlarının düşük gelirli ülkelere de ulaştırılması gerekiyor. Ayrıca, antibiyotik direnci gibi sorunlar da enfeksiyon kontrolünü zorlaştırıyor. IARC, hükümetlere ve sağlık kuruluşlarına, enfeksiyon hastalıklarıyla mücadele programlarını güçlendirmeleri çağrısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enfeksiyona bağlı kanserler konusunda karmaşık bir tablo sergiliyor. Ülkede hepatit B aşısı çocukluk çağı aşı takviminde yer alıyor ve yaygın olarak uygulanıyor. Ancak HPV aşısı henüz ulusal aşı programında bulunmuyor; yalnızca isteğe bağlı ve ücretli olarak yapılabiliyor. Bu durum, rahim ağzı kanseri riskini artırıyor. Ayrıca, mide kanseri Türkiye'de yaygın ve Helicobacter pylori enfeksiyonu önemli bir etken. Sağlık Bakanlığı'nın tarama programları olsa da, özellikle kırsal bölgelerde farkındalık ve erişim sorunları yaşanıyor. Küresel çapta enfeksiyon kontrolüne yönelik artan vurgu, Türkiye'nin de aşı ve tarama politikalarını gözden geçirmesi gerektiğini gösteriyor. Bu gelişme, sağlık diplomasisi ve küresel sağlık güvenliği açısından Türkiye için önemli bir uyarı niteliğinde.