Dünya liderlerinin iklim değişikliğiyle mücadele için yasal olarak bağlayıcı Paris Anlaşması'nı imzalamasının üzerinden on yıl geçti. Ancak önde gelen uluslararası bilim insanlarının yeni raporuna göre, krizin sağlık üzerindeki zararları giderek artıyor ve ilerleme yetersiz kalıyor. 10. yıllık Lancet Countdown raporu, salı günü yayımlandı ve iklim eylemsizliğinin insan sağlığı üzerindeki ciddi sonuçlarını gözler önüne seriyor.
Raporun Arka Planı ve Temel Bulguları
Lancet Countdown, iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkilerini izleyen uluslararası bir araştırma işbirliğidir. Her yıl yayımlanan rapor, dünya genelinde iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkilerini değerlendiriyor ve politika yapıcılara öneriler sunuyor. Bu yılki rapor, Paris Anlaşması'nın 10. yıl dönümüne denk geliyor ve anlaşmanın hedeflerine ulaşma yolunda kaydedilen ilerlemeyi değerlendiriyor.
Rapora göre, iklim değişikliği nedeniyle sıcak hava dalgaları, sel, kuraklık gibi aşırı hava olayları sıklaşıyor ve şiddetleniyor. Bu olaylar doğrudan yaralanmalara, ölümlere ve salgın hastalıklara yol açıyor. Ayrıca, artan sıcaklıklar vektör kaynaklı hastalıkların yayılmasını kolaylaştırıyor, gıda ve su güvenliğini tehdit ediyor, hava kirliliğini artırıyor ve ruh sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yaratıyor. Raporda, özellikle düşük gelirli ülkelerde ve kırılgan topluluklarda sağlık eşitsizliklerinin derinleştiği vurgulanıyor.
Bilim insanları, hükümetlerin fosil yakıtlardan yenilenebilir enerjiye geçiş, enerji verimliliği, sürdürülebilir ulaşım ve gıda sistemleri gibi alanlarda daha hızlı ve kararlı adımlar atması gerektiğini belirtiyor. Ayrıca, iklim değişikliğine uyum sağlama kapasitesinin güçlendirilmesi ve sağlık sistemlerinin iklim dirençli hale getirilmesi çağrısında bulunuyorlar. Raporda, mevcut politikaların yetersiz olduğu ve mevcut taahhütlerin küresel sıcaklık artışını 1,5°C ile sınırlama hedefine ulaşmak için yeterli olmadığı ifade ediliyor.
Küresel ve Bölgesel Boyut
İklim değişikliği, sınır tanımayan bir kriz olarak tüm dünyayı etkiliyor. Ancak etkileri eşit dağılmıyor; yoksul ülkeler ve topluluklar, iklim değişikliğine karşı daha savunmasız durumda. Raporda, iklim adaletsizliğine dikkat çekilerek, zengin ülkelerin tarihsel emisyonlarına atıfta bulunuluyor ve bu ülkelerin daha fazla sorumluluk alması gerektiği vurgulanıyor. Ayrıca, iklim finansmanının artırılması ve gelişmekte olan ülkelere teknoloji transferi gibi konularda uluslararası işbirliğinin önemi vurgulanıyor.
Lancet Countdown raporu, iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkilerinin acil eylem gerektirdiğini bir kez daha ortaya koyuyor. Hükümetler, sağlık profesyonelleri, sivil toplum ve özel sektör, iklim değişikliğiyle mücadelede ortak sorumluluk taşıyor. Rapor, sağlık sektörünün iklim eylemlerinde daha aktif rol alması gerektiğini de belirtiyor; zira sağlık sistemleri hem emisyonlara katkıda bulunuyor hem de iklim değişikliğinden etkileniyor.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, iklim değişikliği her yıl yaklaşık 150 bin ölüme neden oluyor ve bu sayının önümüzdeki yıllarda artması bekleniyor. Ayrıca, iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki ekonomik maliyeti de büyük; sadece sıcak hava dalgalarının iş gücü verimliliğinde yol açtığı kayıplar milyarlarca doları buluyor. Raporda, iklim eylemsizliğinin maliyetinin, eylemin maliyetinden çok daha yüksek olduğu vurgulanıyor.
Paris Anlaşması, küresel sıcaklık artışını sanayi öncesi seviyelerin 2°C altında, tercihen 1,5°C ile sınırlamayı hedefliyor. Ancak mevcut politikalar ve taahhütler, bu hedefe ulaşmaktan uzak. Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) tarafından yayımlanan son raporlar, 1,5°C hedefinin hala ulaşılabilir olduğunu ancak bunun için emisyonların 2030 yılına kadar yarıya indirilmesi gerektiğini gösteriyor. Lancet Countdown raporu, bu hedefe ulaşmak için gereken politik irade ve kaynakların yeterli olmadığını ortaya koyuyor.
İklim değişikliğiyle mücadele, sadece çevresel bir mesele değil, aynı zamanda bir halk sağlığı meselesi. Raporda, iklim eyleminin sağlık faydalarına da dikkat çekiliyor: temiz enerjiye geçiş, hava kirliliğini azaltarak solunum yolu hastalıklarını önlüyor; aktif ulaşım (yürüme, bisiklet) obezite ve kalp damar hastalıkları riskini düşürüyor; bitki bazlı beslenme hem sağlığı hem de çevreyi koruyor. Dolayısıyla, iklim eylemi aynı zamanda sağlık yatırımı anlamına geliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, iklim değişikliğinden en çok etkilenecek ülkeler arasında yer alıyor. Akdeniz havzasında sıcaklık artışı küresel ortalamanın üzerinde seyrediyor; kuraklık, sel, orman yangınları gibi aşırı hava olayları sıklaşıyor. Bu durum, tarımsal üretim, su kaynakları ve halk sağlığı üzerinde ciddi riskler oluşturuyor. Lancet Countdown raporunun bulguları, Türkiye'nin iklim değişikliğine uyum ve azaltım politikalarını hızlandırması gerektiğini gösteriyor. Özellikle sağlık sisteminin iklim direncinin artırılması, erken uyarı sistemlerinin güçlendirilmesi ve fosil yakıtlardan yenilenebilir enerjiye geçişin hızlandırılması önem taşıyor. Ayrıca, Türkiye'nin Paris Anlaşması kapsamındaki taahhütlerini yerine getirmesi ve yeşil mutabakat sürecine uyum sağlaması, hem çevresel hem de ekonomik açıdan kritik.