İran ile İsrail arasında sağlanan ateşkes, küresel enerji piyasalarında haftalardır süren belirsizliği sona erdirirken, merkez bankalarının da enflasyonla mücadelede daha rahat hareket etmesinin önünü açtı. Jeopolitik gerilimin tırmanmasıyla petrol fiyatlarının varil başına 90 doların üzerine çıkması ve doğal gaz fiyatlarında yaşanan sert yükseliş, özellikle gelişmekte olan ekonomilerde maliyet baskısını artırmıştı. Ancak ateşkesin ardından enerji fiyatlarındaki gerileme, hem ABD Merkez Bankası (Fed) hem de Avrupa Merkez Bankası (ECB) için faiz indirimi tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Uzmanlar, bu gelişmenin merkez bankalarının İran kaynaklı şoku geçici olarak görmelerine olanak tanıdığını belirtiyor.
Enerji Piyasalarında Dalgalanma ve Ateşkesin Etkisi
İran'ın 1 Ekim'de İsrail'e yönelttiği balistik füze saldırısı, Orta Doğu'da savaşın genişleme riskini artırarak petrol piyasasında büyük bir fiyat sıçramasına neden olmuştu. Brent tipi ham petrol fiyatları kısa sürede varil başına 85 dolardan 93 dolara yükselirken, doğal gaz fiyatlarında da Avrupa'da yüzde 12'yi aşan artışlar görülmüştü. Bu durum, özellikle enerji ithalatçısı ülkelerde cari açık ve enflasyon endişelerini körüklemişti. Ancak ateşkesin sağlanmasıyla birlikte piyasalarda rahatlama yaşandı; petrol fiyatları tekrar 80 doların altına gerilerken, doğal gaz fiyatları da savaş öncesi seviyelere döndü. Uluslararası Enerji Ajansı'na göre, küresel petrol arzının yüzde 20'sinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nın güvenliği konusundaki endişeler azalmış olsa da, bölgedeki kırılgan yapı devam ediyor.
Merkez bankaları açısından enerji fiyatlarındaki bu düşüş, enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme anlamına geliyor. Fed Başkanı Jerome Powell, son toplantısında jeopolitik risklerin fiyat istikrarı üzerinde yarattığı belirsizliklere dikkat çekmişti. Şimdi ise piyasalarda, Fed'in Kasım ayında 25 baz puanlık bir faiz indirimine gideceği beklentisi yüzde 70'in üzerinde fiyatlanıyor. Benzer şekilde ECB de enerji maliyetlerinin düşmesiyle birlikte Aralık ayında bir faiz indirimi daha yapabileceği sinyali veriyor. Analistlere göre, eğer ateşkes kalıcı olursa ve enerji fiyatları mevcut seviyelerde istikrar kazanırsa, merkez bankalarının 2025'in ilk çeyreğinde daha agresif faiz indirimlerine gitmeleri mümkün hale gelecek.
Küresel Ekonomiye Yansımaları ve Riskler
Enerji şokunun hafiflemesi, küresel büyüme üzerindeki baskıyı da azaltıyor. Dünya Bankası verilerine göre, enerji fiyatlarındaki yüzde 10'luk kalıcı bir artış, küresel büyümeyi ortalama 0,2 puan düşürüyor. Ateşkes sayesinde bu senaryo şimdilik rafa kalkmış durumda. Ancak asıl risk, bölgede yeniden tırmanma yaşanması durumunda enerji fiyatlarının tekrar yukarı fırlaması. İran'ın nükleer programı ve İsrail'in misilleme tehditleri, ateşkesin ne kadar süreceğine dair soru işaretleri yaratıyor. Bu nedenle merkez bankaları, faiz indirimlerinde temkinli bir dil kullanmayı sürdürüyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) ise son Dünya Ekonomik Görünüm Raporu'nda, jeopolitik gerilimlerin küresel enflasyonu 0,3 puan yukarı çekebileceği uyarısında bulunmuştu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ithalatının yüzde 70'ini oluşturan petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki düşüşten olumlu etkilenecek ülkelerin başında geliyor. Ateşkes sayesinde cari açığın finansmanında rahatlama beklenirken, TCMB'nin de faiz indirimi için manevra alanı genişleyecek. Ancak Orta Doğu'daki gerginliğin kalıcı olmaması durumunda, Türkiye'nin enerji maliyetleri yeniden yükselebilir. Ayrıca, Türkiye'nin doğal gaz tedarikinde önemli rol oynayan İran ile ilişkileri, gerilimin tırmanması halinde enerji arz güvenliğini tehdit edebilir. Bu nedenle Ankara, bölgesel istikrarı destekleyen bir politika izlerken, enerji kaynaklarını çeşitlendirme çabalarını hızlandırmalıdır.