ABD'de işsizlik maaşı başvuruları geçtiğimiz hafta neredeyse 60 yılın en düşük seviyesine geriledi. Bu gelişme, iş gücü piyasasındaki istikrarın devam ettiğini ve Federal Rezerv'in (Fed) enflasyonla mücadeleye odaklanabileceğini gösteriyor. Küresel ekonominin genelinde ise büyüme sinyalleri güçlenirken, yapay zeka (AI) alanındaki yatırımlar ve teknolojik ilerlemeler hız kesmeden sürüyor.
ABD İş Gücü Piyasasında Tarihi Düşük
ABD Çalışma Bakanlığı'nın verilerine göre, işsizlik maaşı başvuruları geçen hafta 166.000 kişiye düşerek 1969'dan bu yana en düşük seviyeyi gördü. Bu rakam, piyasa beklentilerinin oldukça altında gerçekleşti. İş gücü piyasasındaki bu sıkılık, şirketlerin çalışan bulmakta zorlandığını ve ücret artışlarının devam ettiğini ortaya koyuyor. Ancak bu durum, enflasyonist baskıları da beraberinde getirebilir. Fed Başkanı Jerome Powell, daha önce yaptığı açıklamalarda, iş gücü piyasasındaki güçlü görünümün, enflasyonla mücadelede daha agresif adımlar atılmasına olanak tanıyabileceğini belirtmişti.
Uzmanlar, düşük işsizlik başvurularının ekonomik faaliyetin canlılığını teyit ettiğini, ancak Fed'in faiz artırım hızını etkileyebileceğini ifade ediyor. Özellikle hizmet sektöründeki güçlü talep ve tüketici harcamalarındaki canlılık, enflasyonun hedef olan yüzde 2 seviyesine kalıcı olarak düşürülmesini zorlaştırabilir.
Küresel Büyümede İyimserlik
ABD'deki bu olumlu tablo, küresel ekonominin genelindeki toparlanma işaretleriyle örtüşüyor. Uluslararası Para Fonu (IMF), son Dünya Ekonomik Görünüm raporunda, küresel büyüme tahminini yüzde 3,2'ye yükseltmişti. Özellikle gelişmiş ülkelerdeki dayanıklı tüketim ve yatırımlar, büyümeyi destekliyor. Euro Bölgesi'nde imalat PMI endeksleri, daralma bölgesinden çıkış sinyalleri veriyor. Almanya'da sanayi üretimi, beklentilerin üzerinde artış kaydetti. Çin'de ise ihracat ve üretim verileri, dünyanın en büyük ikinci ekonomisinin canlandığına işaret ediyor.
Bununla birlikte, küresel ekonominin karşı karşıya olduğu riskler de bulunuyor. Jeopolitik gerilimler, tedarik zinciri darboğazları ve enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar, büyümenin önündeki en büyük engeller olarak görülüyor. Özellikle Orta Doğu'daki çatışmalar, petrol fiyatlarını yukarı çekerek küresel enflasyonu yeniden tetikleyebilir. Bu nedenle merkez bankaları, faiz politikalarını belirlerken dikkatli bir denge gözetmek zorunda.
Yapay Zeka Yatırımlarında Rekor
Küresel ekonominin itici güçlerinden biri de yapay zeka alanındaki gelişmeler. Teknoloji devleri, yapay zeka altyapısına milyarlarca dolarlık yatırımlar yapmaya devam ediyor. Sadece 2025 yılının ilk çeyreğinde yapay zeka girişimlerine yapılan küresel risk sermayesi yatırımları, rekor seviyeye ulaştı. Büyük dil modelleri, otonom araçlar ve sağlık teknolojileri gibi alanlardaki yenilikler, verimlilik artışı ve yeni iş alanları yaratıyor. Ancak uzmanlar, yapay zekanın iş gücü piyasasında yaratacağı dönüşümün beraberinde getireceği zorluklara da dikkat çekiyor. Bu dönüşümün adil ve kapsayıcı olması için hükümetlerin ve özel sektörün ortak politikalar geliştirmesi gerekiyor.
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) raporuna göre, yapay zeka teknolojilerinin özellikle ofis işlerinde istihdamı önemli ölçüde etkilemesi bekleniyor. Bu durum, işsizlik oranlarında artışa yol açabilir. Ancak aynı zamanda veri analitiği, makine öğrenmesi ve yapay zeka etiği gibi alanlarda yeni iş tanımları ortaya çıkacak. Eğitim sistemlerinin bu yeni düzene göre güncellenmesi ve iş gücünün yeniden beceri kazandırılması, sürdürülebilir bir geçiş için kritik öneme sahip.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, küresel ekonomideki bu olumlu hava ve yapay zeka çağında önemli fırsatlar yakalayabilir. Ancak yüksek enflasyon ve cari açık gibi yapısal sorunlar, makroekonomik istikrarı tehdit ediyor. ABD'deki işsizlik başvurularındaki düşüş, Fed'in faiz artırma ihtimalini güçlendiriyor. Bu durum, gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışlarını hızlandırabilir ve Türkiye'nin finansman maliyetlerini artırabilir. Öte yandan, küresel tedarik zincirlerindeki yeniden yapılanma ve yapay zeka yatırımlarındaki artış, Türkiye'nin teknolojiye dayalı yeni bir ekonomik modele geçmesi için bir fırsat penceresi sunuyor. Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve yeşil dönüşüm sürecine uyum sağlanması, uzun vadeli büyüme için kritik görülüyor.