Ortadoğu’da tırmanan çatışmaların küresel ekonomiye stagflasyon şoku getireceği endişeleri, yatırımcıların en zayıf kurumsal borçlulara yönelik iştahını giderek azaltıyor. Özellikle ultra düşük faiz oranları döneminde ucuz borca saldıran bu şirketler, şimdi hem artan maliyetler hem de yavaşlayan büyüme ile karşı karşıya. ‘Çöp tahvil’ olarak da bilinen yüksek getirili tahvillerin fiyatları düşerken, faiz marjları son iki yılın en yüksek seviyelerine çıktı. Bu durum, küresel finans piyasalarında derin bir endişeye işaret ediyor.
Ortadoğu Gerilimi ve Stagflasyon Korkusu
İsrail-Hamas çatışmasının bölgesel bir savaşa dönüşme riski, petrol fiyatlarında ani yükselişe ve tedarik zincirlerinde aksamalara yol açıyor. Bu da enflasyonist baskıları yeniden canlandırırken, merkez bankalarının faiz indirim beklentilerini geciktiriyor. Sonuçta, ekonomik büyüme yavaşlarken enflasyonun yapışkan kalması, stagflasyon senaryosunu güçlendiriyor. Bu ortamda, kırılgan bilançolara sahip şirketlerin borç ödeme kapasiteleri sorgulanmaya başlıyor.
Bloomberg verilerine göre, küresel yüksek getirili tahvil endeksinin ortalama faiz marjı (spread) Ekim ayı başında 450 baz puanın üzerine çıkarak Nisan 2022’den bu yana en yüksek seviyeyi gördü. Özellikle ABD ve Avrupa’da düşük kredi notlu şirketlerin ihraç ettiği tahvillerde satış baskısı yoğunlaştı. Örneğin, ABD’li perakende ve enerji şirketlerinin tahvil fiyatları yüzde 5-10 arasında değer kaybetti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Gelişmiş ülkelerdeki sıkı para politikaları, Ortadoğu kaynaklı arz şoklarıyla birleşince, küresel bir stagflasyon dalgası riski artıyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) son Dünya Ekonomik Görünüm raporunda, çatışmanın derinleşmesi halinde küresel büyümenin yüzde 0,5-1 puan düşebileceğini, enflasyonun ise 1-2 puan yükselebileceğini öngördü. Bu senaryoda, gelişmekte olan ülkeler ve yüksek borçlu şirketler en büyük darbeyi alacak.
Asya ve Latin Amerika’da faiz artırım döngülerine rağmen borçlanma maliyetleri artan şirketler, şu an kendilerini ikinci bir şok dalgasının ortasında buluyor. Çin’deki emlak krizinin küresel tahvil piyasalarına yansımaları da bu tabloyu ağırlaştırıyor. Özetle, dünya genelinde ‘risk iştahı’ keskin bir şekilde azalırken, yatırımcılar güvenli limanlara (ABD devlet tahvilleri, altın, İsviçre frangı) yöneliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler, bu gelişmeden doğrudan etkilenecek. Küresel fon akışındaki yavaşlama, Türk şirketlerinin dış borçlanma maliyetini artırabilir ve kur baskısını derinleştirebilir. Ayrıca, Türkiye’nin enerji ithalatının büyük kısmını karşıladığı Ortadoğu’daki bir petrol fiyatı şoku, cari açığı büyütebilir. Diğer taraftan, stagflasyonist ortamda merkez bankasının faiz politikasını sürdürmesi zorlaşabilir. Bu nedenle, Türkiye’nin makroekonomik istikrarını korumak için ihtiyatlı bir duruş sergilemesi, reel sektörü destekleyici yapısal reformları hızlandırması kritik önem taşıyor.