Clinton ve Obama yönetimlerinde görev yapan Charles Kupchan, Trump'ın dış politikasının birçok yönünün korunmaya değer olduğunu ve uluslararası sistemdeki değişimlerle uyumlu olduğunu belirtiyor. Kupchan, bir sonraki başkanın "Amerika İlk" politikasının olumlu dürtülerini liberal düzenin en iyi yanlarıyla nasıl birleştirebileceğini açıklıyor.
Kupchan'ın analizi: Trump'ın dış politikasında süreklilik ve değişim
Charles Kupchan, ABD'nin dış politikasında köklü bir değişimin yaşandığını ve Trump'ın "Amerika İlk" yaklaşımının bu değişimin bir yansıması olduğunu savunuyor. Kupchan'a göre, Trump'ın politikalarının bazı unsurları, uluslararası sistemde yaşanan yapısal değişimlerle uyumlu ve ABD'nin uzun vadeli çıkarlarına hizmet edebilecek nitelikte.
Kupchan, özellikle Trump'ın müttefiklere yönelik daha fazla sorumluluk alma çağrısının, savunma harcamalarının adil paylaşımı konusundaki ısrarının ve ticarette karşılıklılık ilkesinin altını çiziyor. Bu unsurların, ABD'nin kaynaklarını daha verimli kullanmasını sağlayabileceğini ve uluslararası taahhütlerini gözden geçirmesine yardımcı olabileceğini belirtiyor.
Ancak Kupchan, "Amerika İlk" politikasının tek taraflılık, izolasyonizm ve liberal değerlerden uzaklaşma gibi olumsuz yönlerinin de bulunduğunu hatırlatıyor. Ona göre, bir sonraki başkan, bu politikayı daha dengeli bir çerçeveye oturtmalı: ABD'nin liderliğini korurken, uluslararası işbirliğini ve liberal düzeni de gözetmeli.
Liberal düzen ile "Amerika İlk" arasında köprü
Kupchan, liberal uluslararası düzenin son yıllarda zayıfladığını ve ABD'nin bu düzendeki liderlik rolünün sorgulandığını kabul ediyor. Ancak, bu düzenin tamamen terk edilmesinin ABD'nin çıkarlarına zarar vereceğini savunuyor. Ona göre, "Amerika İlk" politikası, liberal düzenin kurumlarını ve ittifaklarını güçlendirecek şekilde yeniden yorumlanabilir.
Bu bağlamda Kupchan, yeni başkanın NATO gibi ittifaklara bağlılığı sürdürmesi, ancak müttefiklerin savunma harcamalarını artırmaları konusunda ısrarcı olması gerektiğini belirtiyor. Ticaret politikasında ise, serbest ticaretin korunması ancak kuralların daha etkin uygulanması ve Çin gibi ülkelere karşı daha sert önlemler alınması gerektiğini ifade ediyor.
Kupchan ayrıca, iklim değişikliği, pandemi gibi sınır ötesi sorunlarla mücadelede uluslararası işbirliğinin önemine dikkat çekiyor. Bu tür sorunların tek başına çözülemeyeceğini, ABD'nin yeniden çok taraflı platformlarda aktif rol alması gerektiğini vurguluyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Kupchan'ın önerileri, ABD dış politikasında olası bir yön değişikliğine işaret ediyor. Eğer bir sonraki başkan, "Amerika İlk" politikasını liberal düzenle harmanlarsa, bu hem ABD'nin hem de müttefiklerinin çıkarlarına hizmet edebilir. Özellikle Avrupa ve Asya'daki müttefikler, ABD'nin güvenlik taahhütlerinin devam etmesini ve ticaret ilişkilerinin istikrarlı olmasını bekliyor.
Öte yandan, Çin ve Rusya gibi aktörler, ABD'nin dış politikasındaki dalgalanmaları kendi lehlerine kullanmaya çalışabilir. Kupchan'ın analizi, ABD'nin küresel liderliğini sürdürmesi için iç ve dış politika arasında bir denge kurması gerektiğini gösteriyor.
Bu tartışma, ABD'nin uluslararası sistemdeki rolünün yeniden tanımlandığı bir dönemde önem taşıyor. Kupchan'ın görüşleri, hem Trump döneminde şekillenen politikaların bir kısmının kalıcı olabileceğini hem de liberal düzenin savunulması gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kupchan'ın analizi, Türkiye için doğrudan sonuçlar doğurabilir. ABD'nin "Amerika İlk" politikasını liberal düzenle harmanlaması, Türkiye'nin NATO içindeki konumunu ve savunma işbirliğini etkileyebilir. Türkiye, son yıllarda ABD ile yaşadığı anlaşmazlıklarda (S-400, Suriye, FETÖ) daha fazla sorumluluk alma eğilimindeydi. Yeni bir ABD yönetiminin müttefiklere daha fazla sorumluluk yüklemesi, Türkiye'nin savunma harcamalarını artırmasını ve Batı ile ilişkilerini dengelemesini gerektirebilir. Ayrıca, ticaret politikalarındaki olası değişimler, Türk ekonomisi için fırsatlar ve riskler barındırıyor.