HAVANA - Eski Havana'da yaşayan 68 yaşındaki Felicia de la Caridad Alvarez, hayatta kalmanın ne demek olduğunu iyi biliyor. Küba'nın başkentindeki tarihi binaların gölgesinde, ABD'nin onlarca yıldır süren ekonomik ambargosu ve son dönemde yoğunlaşan akaryakıt ablukası altında günlük yaşamını sürdüren Alvarez, ülkesindeki pek çok kişi gibi zorluklara karşı direnişin sembolü haline gelmiş durumda. ABD yaptırımları, özellikle 2024 yılında daha da sertleşen enerji kısıtlamalarıyla birlikte, Küba ekonomisini ciddi şekilde darboğaza sokarken, halkın yaratıcılığı ve dayanışması bu baskılara karşı en büyük silah olarak öne çıkıyor.
Ambargonun Gölgesinde Gündelik Hayat
Alvarez, her sabah erkenden kalkarak komşularıyla birlikte yerel bir topluluk mutfağında çalışıyor. "Bizler sınırlı kaynaklarla idare etmeyi öğrendik," diyen Alvarez, ABD ambargosunun ilaç, gıda ve yakıt gibi temel ihtiyaçlara erişimi nasıl kısıtladığını anlatıyor. Özellikle 2024 yılının başlarında, ABD'nin Venezuela ve Rusya'dan gelen petrol sevkiyatlarına yönelik baskıları, Küba'da ciddi bir akaryakıt krizine yol açtı. Uzun kuyruklar, elektrik kesintileri ve ulaşım sorunları, halkın günlük rutininin bir parçası haline geldi. Ancak Alvarez ve diğer Kübalılar, bisiklet kullanımı, at arabaları ve toplu taşıma alternatifleri gibi yöntemlerle bu zorlukların üstesinden gelmeye çalışıyor. Felicia, "ABD bizi yıldıramaz, biz daha önce de zor günler gördük" sözleriyle direniş ruhunu yansıtıyor. Adanın her köşesinde, halkın kendi kendine yetme becerisi ve toplumsal dayanışma, ambargonun yarattığı tahribatı hafifletmek için hayati rol oynuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Yaptırımların Jeopolitik Etkileri
ABD'nin Küba'ya yönelik baskısı, sadece ada ülkesini değil, aynı zamanda Latin Amerika ve Karayipler bölgesindeki dengeleri de etkiliyor. ABD'nin uzun süredir devam eden ambargosu, birçok Latin Amerika ülkesi ve uluslararası kuruluş tarafından eleştiriliyor. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, her yıl oyladığı kararla ABD'nin Küba'ya uyguladığı ambargonun kaldırılması çağrısında bulunuyor. Ancak ABD yönetimi, Küba'nın insan hakları ihlalleri ve demokratik reform eksikliğini gerekçe göstererek yaptırımları sürdürüyor. 2024 yılında ABD'nin akaryakıt ablukasını sıkılaştırması, Küba'nın enerji güvenliğini tehdit etmekle kalmıyor, aynı zamanda Venezuela, Rusya ve Çin gibi ülkelerle olan ilişkilerini de şekillendiriyor. Küba, bu ülkelerden gelen destekle ekonomik çöküşü önlemeye çalışırken, ABD'nin bu desteği engellemeye yönelik adımları bölgesel gerilimi artırıyor. Uzmanlar, Washington'un Havana'ya yönelik politikasının, Soğuk Savaş döneminden kalma bir yaklaşım olduğunu ve bölgede yeni ittifakların oluşmasına yol açtığını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Küba ile tarihsel olarak dostane ilişkiler sürdürmekle birlikte, ABD yaptırımlarının hedefindeki bir ülkeyle ticari ve siyasi bağlarını dengelemek durumundadır. ABD'nin Küba'ya yönelik ambargosu, Türk şirketlerinin ada pazarına girişini ve iki ülke arasındaki ticaret hacmini sınırlayabilir. Öte yandan, Türkiye'nin Latin Amerika'ya yönelik dış politika açılımı kapsamında Küba ile ilişkileri geliştirme çabaları, ABD baskısı nedeniyle zorluklarla karşılaşabilir. Bölgesel düzeyde ise, ABD'nin Küba'ya yönelik politikası, Karayipler'deki güç dengelerini etkileyerek Türkiye'nin bölge ülkeleriyle olan ilişkilerini dolaylı olarak etkileyebilir. Ankara'nın Washington ile Havana arasında denge politikası izlemesi beklenirken, bu durum Türk dış politikasının esneklik kapasitesini test edebilir.