ABD'nin Küba'ya uyguladığı yakıt ambargosunun üzerinden altı ay geçti. Bu süre zarfında, ada halkı benzin istasyonlarındaki uzun kuyruklar, elektrik kesintileri ve temel ihtiyaç maddelerine erişimdeki güçlüklerle boğuşuyor. Ancak, ülkenin dört bir yanına dağılmış gazetecilerimizin tanık olduğu manzara, sadece bir hayatta kalma mücadelesi değil; aynı zamanda bir dayanıklılık ve yaratıcılık abidesi. Kübalılar, yokluğu fırsata çevirerek, topluluk dayanışmasını güçlendirerek ve alternatif çözümler üreterek zorluklara meydan okuyor.
Ambargonun Gölgesinde Günlük Yaşam
ABD'nin Ocak ayında Küba'ya petrol ve dizel sevkiyatını kesme kararı almasının ardından, adada benzin kıtlığı baş gösterdi. Devlet başkanı Miguel Díaz-Canel'in yönetimi, yakıtı öncelikli sektörlere (sağlık, gıda dağıtımı, toplu taşıma) yönlendirmek zorunda kaldı. Sonuç olarak, özel araç sahipleri haftalarca benzin alamadı.
Havana'nın merkezindeki bir benzin istasyonunda bekleyen 62 yaşındaki emekli öğretmen María Elena Pérez, “Artık araba kullanmayı bıraktım. Torunlarımı okula götürmek için bisiklet kullanıyorum,” diyor. Benzer hikâyeler, ülkenin her köşesinde yankılanıyor. Motosikletler, at arabaları ve bisikletler, sokakların yeni efendileri oldu. Toplu taşıma araçları seyrekleşti; belediye otobüsleri günde sadece birkaç sefer yapabiliyor.
Elektrik kesintileri de günlük yaşamı felç ediyor. Birçok bölgede günde 6-8 saatlik planlı elektrik kesintileri uygulanıyor. Buzdolapları bozuluyor, gıdalar çürüyor, klimalar çalışmıyor. Kübalılar, yemeklerini kömürlü ocaklarda pişirmenin yollarını arıyor. Sosyal medyada, jeneratörlerin nasıl verimli kullanılacağına dair videolar ve ipuçları paylaşılıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Küba'daki bu kriz, yalnızca ada ülkesini etkilemiyor. Bölgesel olarak, Venezüella ve Rusya'nın gönderdiği yardım gemileri, ABD'nin baskısına rağmen Küba'ya ulaşmaya devam ediyor. Bu durum, Soğuk Savaş dönemini hatırlatan bir jeopolitik gerilimi de beraberinde getiriyor. ABD yönetimi, İran ve Kuzey Kore'ye uygulanan benzer yaptırımların bir parçası olarak Küba'ya da baskıyı artırmayı hedefliyor.
Küresel piyasalarda ise, Küba'nın durumu enerji fiyatlarındaki artışın bir sembolü haline geldi. Uzmanlar, pandemi sonrası toparlanma ve Rusya-Ukrayna savaşının etkisiyle enerji arzının kırılgan olduğu bir dönemde, bu tür ambargoların zincirleme etkilere yol açabileceğini belirtiyor. Küba'nın yenilenebilir enerji yatırımları da bu ambargo sayesinde hız kazandı; güneş panelleri kurulumları arttı, ancak bu, kısa vadede büyük resmi değiştirmeye yetmiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Küba ile tarihsel olarak iyi ilişkilere sahip olmakla birlikte, bu kriz doğrudan Türkiye'yi etkilemiyor. Ancak, bu gelişme küresel enerji güvenliği ve yaptırımların etkinliği konusunda önemli dersler içeriyor. Türkiye'nin enerji ithalatında dışa bağımlılığı göz önüne alındığında, Küba'nın yaşadığı sıkışıklık, enerji arz güvenliğinin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Ayrıca, ABD yaptırımlarının tek taraflı etkileri, Türkiye'nin Rusya ve İran'a yönelik yaptırımlara uyum politikalarını da doğrudan ilgilendiriyor. Uzmanlar, Türkiye'nin bu tür durumlarda diplomatik kanalları açık tutmasının ve enerji kaynaklarını çeşitlendirmesinin önemine vurgu yapıyor.