Florida'da yaşayan zengin Kübalı sürgünler, Küba'da rejim değişikliğinin artık ufukta göründüğüne dair umutlarını giderek artırıyor. Miami'deki Küba Amerikan toplumunun önde gelen isimleri, Havana'nın düşüşü sonrası adaya dönerek mülklerini geri almayı ve iş dünyasında yeniden söz sahibi olmayı planlıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Küba Devrimi'nin 1959'da Fidel Castro önderliğinde iktidara gelmesinin ardından yüz binlerce Kübalı ülkeyi terk etti. Özellikle burjuva sınıfına mensup aileler, mallarını mülklerini bırakarak ABD'ye sığındı. Florida'da özellikle Miami kentinde yoğunlaşan bu sürgün toplumu, yıllar içinde ekonomik olarak güçlendi ve ABD siyasetinde etkili bir lobi haline geldi.
ABD'nin 1962'den bu yana uyguladığı ambargo, Küba ekonomisini uzun yıllar boyunca olumsuz etkiledi. Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından Küba 'özel dönem' adı verilen ağır ekonomik krizle boğuştu. 2008'de Fidel Castro'nun görevi kardeşi Raul Castro'ya devretmesi, ardından 2018'de Miguel Diaz-Canel'in devralması, ada yönetiminde bir değişim sinyali olsa da rejimin temel yapısı korundu.
Son yıllarda Küba'da yaşanan ekonomik sıkıntılar, pandemi sonrası turizm gelirlerindeki düşüş ve 2021'deki kitlesel protestolar, sürgün toplumunda rejimin çöküşünün yakın olduğu yönündeki beklentileri artırdı. Özellikle 2021 Temmuz'unda onlarca kentte düzenlenen ve '11J' olarak anılan protestolar, on yıllardır görülmemiş bir ölçekteydi. Bu olaylar, Miami'deki sürgünler arasında heyecanla karşılandı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Küba, Soğuk Savaş döneminden bu yana ABD ile Rusya arasında bir denge unsuru olageldi. Ada, Venezuela ve Nikaragua gibi solcu yönetimlerle ittifak halinde. Ancak ekonomik kriz ve artan halk hoşnutsuzluğu, bölgesel dengeleri sarsabilir. ABD yönetimi, insan hakları ihlallerini gerekçe göstererek Küba'ya yönelik yaptırımları sürdürüyor. Öte yandan Çin ve Rusya, Küba ile ilişkilerini derinleştirerek ada üzerindeki etkilerini artırıyor.
Florida'daki zengin Kübalı sürgünler, sadece duygusal değil aynı zamanda ekonomik nedenlerle de rejim değişikliğini bekliyor. 1960'larda kamulaştırılan mülklerin iadesi için hukuki yollar aranıyor. ABD'nin Helms-Burton Yasası, kamulaştırılan mülklerde hak iddia eden Amerikan vatandaşlarının dava açmasına olanak tanıyor. Bu durum, sürgünlerin yatırım planlarını şekillendiriyor.
Uzmanlar, rejim değişikliği durumunda bile geçiş sürecinin karmaşık olacağını belirtiyor. Küba'da askeri ve bürokratik yapının hala güçlü olduğu, muhalefetin örgütlü olmadığı vurgulanıyor. Ayrıca adadaki genç neslin, sürgünlerin dönüşüne ve mülk iadesine sıcak bakmayabileceği ifade ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küba'daki olası bir rejim değişikliği, Türkiye'nin Latin Amerika ve Karayipler bölgesindeki diplomatik ve ekonomik çıkarlarını etkileyebilir. Türkiye, son yıllarda Küba ile ticaret ve yatırım anlaşmaları imzalayarak ilişkilerini geliştirmişti. Havana Büyükelçiliği aracılığıyla bölgede etkinlik kuran Türkiye, Küba'nın sağlık ve eğitim alanlarındaki iş birliklerinden faydalanıyordu. Rejim değişikliği halinde, Türk şirketlerinin ada pazarındaki konumu ve diplomatik dengeler yeniden şekillenebilir. Ayrıca ABD ile Küba arasındaki normalleşme, Türkiye'nin Washington ile ilişkilerinde yeni bir parametre oluşturabilir.