Küba'da çiftçiler, ABD ambargosu ve Donald Trump döneminde sıkılaştırılan yakıt ablukası nedeniyle hasatlarını toplayamaz hale gelirken, tarlalarını satışa çıkarmak zorunda kalıyor. Ülkede mazot ve gübre yokluğu, ürünlerin tarlada çürümesine yol açarken, gıda krizi derinleşiyor. Ada devleti, 1962'den beri süren ABD ambargosunun ağır faturasını öderken, Trump yönetiminin 2019'da uygulamaya koyduğu ek yaptırımlar durumu daha da vahimleştirdi. Küba Tarım Bakanlığı verilerine göre, 2023 yılında pirinç, mısır ve fasulye gibi temel gıdaların üretimi yüzde 30 oranında düştü. Çiftçiler, devletin yakıt tahsisatının yetersizliği nedeniyle traktörlerini çalıştıramadıklarını, ürünlerini pazara ulaştıramadıklarını belirtiyor.
Yakıt ablukası tarımı çökertti
Kübalı çiftçi Juan Carlos Rodriguez, Havana'nın 150 kilometre doğusundaki Matanzas eyaletinde sahip olduğu 5 hektarlık tarlayı satışa çıkardığını söylüyor. Rodriguez, "Elimdeki mazot ancak iki ay yetti. Geri kalan ürünleri toplayamadım, bu yıl tarlamın yarısı boş kaldı" diyor. Benzer durumdaki yüzlerce çiftçi, arazilerini devlete veya özel şirketlere satmaya çalışıyor. Küba hükümeti, 2023 yılında çiftçilere sağlanan akaryakıt miktarını yüzde 40 azaltmak zorunda kaldı. Venezuela'dan gelen ucuz petrolün kesilmesi, Rusya ve Meksika'dan yapılan ithalatın yetersiz kalması adada enerji krizini derinleştirdi.
ABD'nin uyguladığı ambargo, Küba'nın uluslararası piyasalardan yakıt almasını da engelliyor. Ülke, ihtiyacı olan mazot ve benzini ancak dost ülkelerden temin edebiliyor. Ancak bu tedarikler de istikrarlı değil. Küba hükümeti, 2024 yılının ilk çeyreğinde tarım sektörüne ayrılan yakıt miktarını bir önceki yıla göre yüzde 25 daha azalttı. Sonuç: hasat edilemeyen milyonlarca ton ürün ve artan gıda ithalatı. Küba, 2023 yılında gıda ithalatına 2 milyar dolar harcarken, bu rakam ülkenin toplam ihracat gelirinin neredeyse iki katı.
Bölgesel ve küresel boyut: Ambargonun yankıları
Küba'daki tarım krizi, ABD ambargosunun insani sonuçlarını bir kez daha gözler önüne seriyor. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, her yıl oyladığı ambargo karşıtı kararda yüzde 90'ın üzerinde destek almasına rağmen, ABD'nin yaptırım politikaları değişmiyor. Trump döneminde uygulamaya konulan Helms-Burton Yasası'nın 3. maddesi, ABD vatandaşlarına Küba'da kamulaştırılan mülkler için dava açma hakkı tanırken, uluslararası yatırımcıları da caydırıyor. Bu durum, Küba'nın tarım sektörüne yapılması gereken yabancı yatırımı neredeyse sıfıra indiriyor.
Küba, krizi aşmak için Çin, Rusya ve Venezuela ile ticari anlaşmalar imzalamaya çalışsa da, bu ülkelerin de kendi ekonomik sorunları yardımı sınırlıyor. Rusya'nın Ukrayna savaşı nedeniyle enerji ihracatındaki daralma, Küba'ya yapılan petrol sevkiyatını yarı yarıya düşürdü. Çin ise tarım makineleri ve gübre temin etmekle birlikte, lojistik sorunlar nedeniyle teslimatları zamanında gerçekleştiremiyor. Küba'nın tarım sektöründeki çöküş, ada ülkesinin gıda güvenliğini tehdit ederken, ABD ambargosunun soğuk savaş sonrası dönemde de devam eden bir insanlık krizi yarattığını gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, uzun yıllardır Küba ile dostane ilişkiler sürdürüyor ve ada ülkesine tarım makineleri, ilaç ve tekstil ürünleri ihraç ediyor. Küba'daki tarım krizi, Türk firmaları için potansiyel bir pazar boşluğu yaratabilir. Ancak ABD ambargosunun caydırıcı etkisi, Türk yatırımcılarının Küba'ya doğrudan yatırım yapmasını zorlaştırıyor. Türkiye, Küba'nın enerji ve gıda krizini fırsata çevirerek, özellikle tarım teknolojileri ve gübre ihracatında iş birliğini artırabilir. Bununla birlikte, Türkiye'nin kendi enerji bağımlılığı ve tarımsal verimlilik sorunları göz önünde bulundurulduğunda, Küba deneyimi, yaptırım ekonomilerinden korunmak için yerli üretimi ve enerji verimliliğini artırmanın önemini bir kez daha ortaya koyuyor.