Küba'da savaş çoktan başladı. ABD Senatosu'nda bekleyen Savaş Yetkileri Kararı (War Powers Resolution), yasa koyucuların bu yavaş ilerleyen felaketi durdurmak için belki de en iyi şansı. Küba'daki protestolar, ekonomik çöküş ve artan göç dalgası, adayı bir iç savaşın eşiğine getirdi. Washington'un bu krize müdahale biçimi, sadece Küba'nın değil, tüm Latin Amerika'nın geleceğini etkileyecek kritik bir dönemeçte.
Gelişmenin Arka Planı: Küba'da Derinleşen Kriz
Küba, 1959 devriminden bu yana en ciddi ekonomik krizini yaşıyor. ABD ambargosunun yanı sıra COVID-19 pandemisinin turizmi durdurması, ada ekonomisini felç etti. Temel gıda ve ilaç kıtlığı, halk arasında büyük hoşnutsuzluk yarattı. Temmuz 2021'de başlayan protestolar, rejimin baskısıyla bastırılmaya çalışılsa da, ülke içindeki gerilim azalmadı. Küba hükümeti, protestoların arkasında ABD'nin olduğunu iddia ediyor; Washington ise Havana'yı insan hakları ihlalleriyle suçluyor.
Bu ortamda, ABD Senatosu'ndaki Savaş Yetkileri Kararı, başkanın askeri güç kullanma yetkisini sınırlamayı amaçlıyor. Karar, özellikle Küba'ya yönelik olası bir askeri müdahaleyi önlemek için yasa koyuculara bir fırsat sunuyor. Senatörler, Trump yönetiminin son döneminde Küba'ya yönelik artan baskı politikalarının bir benzerinin Biden yönetiminde de sürmesinden endişeli. Savaş yetkileri kararı, başkanın tek taraflı askeri harekat başlatma gücünü kısıtlıyor ve Kongre'nin onayını zorunlu kılıyor.
Uzmanlar, Küba'daki durumun "yavaş hareket eden bir felaket" olduğunu ve ABD'nin bu sürece müdahalesinin bölgesel istikrarı daha da bozabileceğini belirtiyor. Kararın Senato'dan geçmesi, ABD'nin Küba'ya yönelik askeri müdahale ihtimalini ciddi şekilde azaltabilir. Ancak Beyaz Saray'ın bu karara karşı çıkması bekleniyor; çünkü yönetim, Küba'daki değişimin diplomatik yollarla sağlanması gerektiğini savunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Latin Amerika'da Dengeler
Küba'daki kriz, sadece ABD-Küba ilişkilerini değil, tüm Latin Amerika'yı etkileyen bir kırılma noktası. Küba, soğuk savaş döneminden bu yana Latin Amerika'da sol hareketlerin sembolü oldu. Bugün Venezüella, Nikaragua ve Bolivya gibi ülkelerdeki sol hükümetler, Küba rejimine yakınlıklarıyla biliniyor. Bu ülkelerdeki ekonomik ve siyasi krizler, ABD'nin müdahalesi durumunda bölgesel bir çatışmaya dönüşme riski taşıyor.
Diğer yandan Rusya ve Çin, Küba'daki gelişmeleri yakından izliyor. Rusya, Küba'ya askeri ve ekonomik destek sağlarken, Çin de adada altyapı projelerine yatırım yapıyor. ABD'nin olası bir askeri müdahalesi, bu iki ülkeyi doğrudan karşı karşıya getirebilir. Özellikle Rusya'nın, sınırlarında NATO'nun genişlemesine gösterdiği tepki göz önüne alındığında, Küba'ya olası bir müdahale, Moskova'yı harekete geçirebilir. Bu durum, küresel bir güç mücadelesinin yeni bir cephesini açabilir.
Küba'daki göç dalgası da bölgeyi etkiliyor. Son aylarda binlerce Kübalı, ABD'ye ulaşmaya çalışırken denizde kayboluyor veya Karayip ülkelerinde mahsur kalıyor. Bu göç hareketi, ABD'nin göç politikalarını zorlarken, Meksika ve diğer Latin Amerika ülkelerine de büyük bir yük bindiriyor. Savaş Yetkileri Kararı'nın kabul edilmesi, ABD'nin Küba'daki krize askeri çözüm yerine diplomatik ve insani yardım yollarıyla yaklaşmasını sağlayabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küba'daki kriz ve ABD'nin olası müdahalesi, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de, küresel güç dengeleri açısından önemli yansımalar doğurabilir. Türkiye, Latin Amerika'da son yıllarda diplomatik ve ticari ilişkilerini geliştiriyor; Küba ile de dostane ilişkiler sürdürüyor. ABD'nin tek taraflı bir müdahalesi, Türkiye'nin bölgedeki ekonomik çıkarlarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Rusya ile ABD arasında yaşanabilecek bir gerilim, Türkiye'nin güvenlik politikalarını da yakından ilgilendiriyor. Türkiye, bu süreçte diplomatik çözüm çağrılarını destekleyerek, uluslararası hukukun üstünlüğünü vurgulayan bir duruş sergilemeli.