Küba, 2026 yılına damgasını vuran enerji krizinde yeni bir dibe vurdu. Ülkenin ulusal elektrik şebekesi dün akşam saatlerinde yeniden tamamen çöktü; bu, sadece 10 gün içinde yaşanan üçüncü, 2026 yılının ise beşinci ulusal çapındaki elektrik kesintisi oldu. Yetkililer, arızanın ülkenin merkezindeki bir enerji santralinde meydana gelen teknik bir sorundan kaynaklandığını açıklarken, milyonlarca Kübalı bir kez daha karanlığa gömüldü. Olay, ABD'nin uyguladığı petrol ambargosu nedeniyle yakıt tedarikinde ciddi sıkıntı yaşayan ada ülkesinde, altyapının ne denli kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Artan enerji krizi ve ambargonun gölgesindeki ada
Küba'nın elektrik şebekesi, son yıllarda artan sıklıkta çöküşler yaşıyor. Ülkenin ana enerji kaynağı olan fosil yakıtların büyük kısmı, ABD'nin 1962'den bu yana sürdürdüğü ekonomik ambargo nedeniyle temin edilemiyor. Son dönemde Venezüella'dan gelen petrol sevkiyatlarındaki azalma ve ülkenin kendi üretim tesislerindeki bakım eksiklikleri, krizi derinleştirdi. Yetkililer, şebekenin yeniden devreye alınması için çalışmaların sürdüğünü ancak sürecin birkaç gün alabileceğini belirtiyor. Özellikle hastaneler ve temel hizmetler, jeneratörlerle idare etmeye çalışırken, halk sokaklarda yemek pişirme ve su temini gibi temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor.
Bu son kesinti, ülkedeki enerji altyapısının ne kadar kırılgan olduğunu ve acil dış yardım ihtiyacını ortaya koyuyor. Küba yönetimi, uluslararası topluma çağrı yaparak, insani yardım ve enerji ekipmanı talebinde bulunurken, ABD'yi ambargo politikasını gözden geçirmeye davet ediyor. Ancak Washington'dan henüz somut bir adım gelmiş değil.
Bölgesel ve küresel boyut: Enerji bağımlılığı ve jeopolitik dengeler
Küba'daki enerji krizi, sadece ada için değil, Karayipler ve Latin Amerika için de bir uyarı niteliği taşıyor. Bölge ülkeleri, fosil yakıtlara olan bağımlılıkları ve altyapı yatırımlarındaki yetersizlikler nedeniyle benzer risklerle karşı karşıya. Küba'nın durumu, ABD ambargosunun insani boyutunu bir kez daha gündeme getirirken, uluslararası kamuoyunda ambargonun kaldırılması yönündeki çağrıları artırıyor. Çin ve Rusya gibi ülkeler, Küba'ya enerji alanında teknik destek sağlasa da, bu yardımlar adanın ihtiyacını karşılamaktan uzak. Öte yandan, ABD'deki bazı siyasi çevreler, ambargonun sadece Küba halkına zarar verdiğini ve değişmesi gerektiğini savunurken, muhafazakar kanat mevcut politikayı sürdürmekte ısrarcı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küba'daki bu enerji krizi, Türkiye için doğrudan bir etki yaratmasa da, küresel enerji piyasalarındaki kırılganlıklara ve jeopolitik gerilimlerin insani sonuçlarına dair önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, benzer şekilde enerji ithalatına yüksek oranda bağımlı bir ülke olarak, Küba'nın yaşadığı altyapı çöküşlerinden ders çıkarabilir. Ayrıca, ABD ambargosu altındaki bir ülke ile ticari ilişkiler geliştirmeye çalışan Türk firmaları için Küba pazarındaki belirsizlikler artmaktadır. Türkiye'nin Afrika ve Latin Amerika'da artan diplomatik varlığı göz önüne alındığında, Küba'daki gelişmeler, enerji güvenliği ve dış politika stratejileri açısından takip edilmesi gereken bir vaka olarak değerlendirilebilir.