Küba, 4 Nisan 2025 Cuma günü ülke genelinde ikinci bir tam elektrik kesintisiyle sarsıldı. Adanın enerji şebekesi, komünist yönetimin kronik yakıt sıkıntısı ve ABD yaptırımlarının yarattığı finansal kıskacın etkisiyle yeniden çöktü. Bu, sadece bir hafta içinde yaşanan ikinci ulusal çapta elektrik kesintisi olarak kayda geçti. Yetkililer, şebekenin kademeli olarak yeniden devreye alınmaya çalışıldığını, ancak durumun ciddiyetini koruduğunu bildirdi.
Krizin Derinleşen Arka Planı
Küba Elektrik Birliği’nden (UNE) yapılan açıklamaya göre, kesinti başkent Havana dahil olmak üzere 11 milyon nüfuslu adanın tamamını etkiledi. Yetkililer, ilk kesintinin 1 Nisan’da yaşandığını ve ertesi gün büyük ölçüde toparlanma sağlandığını ancak altyapının kırılganlığının sürdüğünü vurguladı. Cuma günkü çöküşün en büyük nedenleri arasında termik santrallerin yaşlanan ekipmanlarının arızalanması ve yakıt tedarikindeki düzensizlikler gösteriliyor. Adanın ana enerji santralleri, ABD ambargosu nedeniyle yedek parça ve bakım hizmetlerine erişemiyor; bu da sık sık duruşlara yol açıyor.
Küba hükümeti, enerji krizinin temel sorumlusu olarak ABD’nin onlarca yıldır sürdürdüğü ekonomik ambargoyu işaret ediyor. Ambargo, Küba’nın uluslararası piyasalardan uygun koşullarda yakıt ve finansman temin etmesini engelliyor. Ayrıca, Venezuela ve Rusya gibi geleneksel müttefiklerden gelen ham petrol sevkiyatlarındaki azalma da krizi derinleştiriyor. Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Bu bir tesadüf değil; sistematik bir ablukanın sonucudur” ifadelerini kullandı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Küba’daki elektrik kesintileri, sadece ada ülkesini değil, aynı zamanda Karayip bölgesinin enerji güvenliği ve ABD’nin komşularına yönelik politikalarını da yeniden gündeme taşıdı. Analistler, Küba’nın ekonomik izolasyon ve enerji yoksunluğu sarmalından çıkması için acil uluslararası desteğe ihtiyaç duyduğunu belirtiyor. Bu durum, özellikle gelişmekte olan ülkelerin enerji dönüşümü ve iklim değişikliğiyle mücadele hedeflerini de sekteye uğratıyor. Küba hükümeti, yenilenebilir enerji kaynaklarına geçiş planları yapsa da, sermaye yetersizliği ve teknoloji ambargosu bu çabaları yavaşlatıyor.
Bölge ülkeleri, Küba’daki enerji krizine karşı dayanışma mesajları yayınlarken, BM ve AB gibi uluslararası kuruluşlar da insani yardım çağrısında bulundu. Ancak uzmanlar, yaptırımların hafifletilmesi olmadan krizin tekrarlanacağını tahmin ediyor. Beyaz Saray ise konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapmadı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küba’daki enerji krizi Türkiye için doğrudan bir ekonomik veya siyasi bağlantı oluşturmasa da, iki gelişme dikkat çekicidir. Birincisi, Türkiye’nin yakın coğrafyasında benzer altyapı sorunları ve enerji bağımlılığı yaşayan ülkeler bulunuyor; Küba örneği, enerji arz güvenliğinin stratejik önemini bir kez daha hatırlatıyor. İkincisi, ABD yaptırımlarının üçüncü ülkeler üzerinde yarattığı caydırıcı etki, Türk şirketlerinin Latin Amerika’daki potansiyel yatırımlarını etkileyebilir. Küba ile ticari ilişkiler sınırlı olmakla birlikte, Ankara, Washington’un yaptırım politikalarının küresel enerji piyasaları üzerindeki etkisini yakından izlemektedir. Ayrıca, bu tür krizler, uluslararası enerji iş birliği mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor; Türkiye, enerji koridoru rolüyle bu alanda aktif iş birliği arayışındadır.