Küba'nın başkenti Havana'da sokak süpürücüleri bile ABD'nin yıllardır süren ekonomik ambargosunun en somut yansıması olan akaryakıt kıtlığından etkileniyor. Adanın en temel kentsel hizmetlerinden biri olan düzenli çöp toplama, yakıt yokluğu nedeniyle büyük ölçüde aksıyor. Sonuçta ortaya çıkan devasa çöp yığınları, sadece görüntü kirliliğine değil, ciddi sağlık sorunlarına da yol açıyor. Küba hükümeti, ABD ambargosunu suçlarken, uzmanlar krizin derinleşmesi halinde salgın hastalık riskine dikkat çekiyor.
Ambargonun Gölgesinde Kentsel Hizmetler Çöküyor
Küba'da akaryakıt kıtlığı yeni bir sorun değil; ancak son aylarda durum daha da vahim bir hal aldı. ABD'nin 1960'lardan bu yana sürdürdüğü ticari ambargo, özellikle Trump yönetimi döneminde daha da sertleştirilmişti. Biden yönetimi kısmi yumuşamalar getirse de, temel yaptırım çerçevesi hala yürürlükte. Bu durum, Küba'nın uluslararası piyasalardan akaryakıt temin etmesini neredeyse imkansız kılıyor. Devlete ait petrol şirketi Cubapetróleo, ülkenin günlük ihtiyacının ancak yarısını karşılayabiliyor. Çöp kamyonları için gerekli olan mazotun bulunamaması, belediyeleri hizmetleri durdurma noktasına getirdi.
Havana'nın tarihi merkezinde ve varoşlarda biriken çöpler, kemirgen ve haşere popülasyonunu artırıyor. Vatandaşlar, çöp kokusunun dayanılmaz boyutlara ulaştığını bildiriyor. Yerel yönetimler, ekipman yetersizliği nedeniyle atıkları toplayamazken, bazı bölgelerde haftalardır çöp alınmadığı belirtiliyor. Sağlık Bakanlığı, sıtma ve dang humması gibi vektör kaynaklı hastalıklarda artış olabileceği uyarısı yaptı. Krize karşı halk, kendi imkanlarıyla çöpleri yakmaya çalışıyor; ancak bu da hava kirliliğini tetikliyor.
Küresel Boyut: Ambargonun Meşruiyeti Tartışılıyor
Küba'daki akaryakıt krizinin uluslararası yankıları da büyük. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, her yıl ABD ambargosunu kınayan bir karar alıyor; 2023'te 187 ülke lehte oy kullandı, sadece ABD ve İsrail karşı çıktı. Ancak bu sembolik oylamalar pratikte bir değişiklik yaratmıyor. Avrupa Birliği, ambargonun Küba halkına zarar verdiğini savunarak Washington'u eleştiriyor. Çin ve Rusya ise Küba'ya akaryakıt sevkiyatı yaparak ambargoyu delmeye çalışıyor; ancak bu miktarlar talebi karşılamaktan uzak. Uzmanlar, ambargonun sadece siyasi bir hedef değil, aynı zamanda insani bir krize dönüştüğünü vurguluyor.
Küba'da çöp sorunu aslında daha büyük bir kırılganlığın yansıması: Tek parti yönetimindeki ada, ekonomik verimsizlik ve altyapı eksiklikleriyle boğuşurken, ambargo kaldırılmadıkça bu tür temel hizmetlerin aksaması kaçınılmaz görünüyor. Washington'daki bazı çevreler, ambargonun Soğuk Savaş'tan kalma bir politika olduğunu ve günümüzde amacına ulaşamadığını savunuyor. Ancak ABD Kongresi'nde ambargoyu kaldırmaya yönelik girişimler şu ana kadar başarılı olamadı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Latin Amerika'da Küba ile ticari ilişkilerini sürdüren ülkelerden biri. Ancak ABD ambargosu nedeniyle bu ticaret sınırlı kalıyor. Küba'daki akaryakıt krizi, ambargonun yarattığı insani boyutu bir kez daha gösteriyor. Türkiye, uluslararası platformlarda genellikle ambargoya karşı tavır alsa da, ABD ile ilişkilerini de dengelemek zorunda. Dolayısıyla bu gelişme, Türk dış politikasında Latin Amerika'ya yönelik insani yardım adımları atılmasına vesile olabilir. Ancak doğrudan bir etkiden söz etmek güç; daha çok, küresel yaptırım rejimlerinin sivil halk üzerindeki etkisine dair bir vaka olarak değerlendirilebilir.