Küba, onlarca yıldır doktorlarını dünyanın dört bir yanına göndererek hem insani yardım sağlıyor hem de ülke ekonomisine milyarlarca dolar kazandırıyor. Ancak ABD'nin yeni yaptırım dalgası, bu hayati gelir kaynağını hedef almış durumda. Donald Trump'ın başkanlığı döneminde uygulanan ve Biden yönetimince de sürdürülen politikalar, Küba'nın sağlık misyonlarını finanse eden anlaşmaları kesmeyi amaçlıyor. Bu durum, adanın ekonomik krizini derinleştirirken, halkın sağlık sistemine erişimini de tehdit ediyor. Peki, doktor ihracatı Küba için neden bu kadar önemli ve bu yaptırımların sonuçları neler olabilir?
Küba'nın sağlık diplomasisi ve ekonomik etkisi
Küba, 1960'lardan bu yana sağlık alanında bir 'diplomasi' yürütüyor. Ülke, özellikle Latin Amerika, Afrika ve Asya'daki yoksul ülkelere doktor göndererek hem ideolojik dayanışmayı hem de ekonomik kazanım elde ediyor. Brezilya, Venezuela, Angola gibi ülkelerle yapılan anlaşmalar, Küba'ya yılda yaklaşık 6-8 milyar dolar gelir sağlıyor. Bu rakam, ülkenin toplam ihracat gelirinin üçte birine tekabül ediyor. Özellikle Venezuela, kendisi de krizde olmasına rağmen, Küba'ya uygun fiyatlı petrol göndererek karşılığında doktor hizmeti alıyor. Bu ilişki, her iki ülke için de hayati önem taşıyor.
Trump yönetimi, 2020'de aldığı bir kararla, Küba'nın sağlık misyonlarından elde ettiği gelirin ABD bankaları üzerinden akışını engelledi. Bu, özellikle üçüncü ülkelerden gelen ödemelerin kesilmesi anlamına geliyordu. Ayrıca, ABD'nin 'Küba'yı destekleyen ülkelere yaptırım' tehditleri, birçok ülkeyi anlaşmaları gözden geçirmeye itti. Brezilya'da Jair Bolsonaro döneminde Küba ile yapılan sağlık işbirliği anlaşması sonlandırıldı, Kübalı doktorların ülkeyi terk etmesi istendi. Bu gelişmeler, Küba'nın döviz gelirlerinde ciddi bir daralmaya yol açtı.
Küba ekonomisi zaten yıllardır süren ambargo, düşük verimlilik ve yapısal sorunlarla boğuşuyordu. Pandeminin de etkisiyle turizm gelirleri çöktü, ülke tarihinin en büyük ekonomik krizlerinden birini yaşıyor. Gıda ve ilaç kıtlığı, elektrik kesintileri ve halkın sokak protestoları gündemde. Bu tabloda, doktor ihracatından elde edilen gelirin önemi daha da artıyor. Ancak ABD'nin baskısı, bu gelir kapısını da kapanma tehlikesiyle karşı karşıya bırakıyor.
Küba'nın sağlık sistemine içeriden bakış
Doktor ihracatı, aynı zamanda Küba'nın kendi sağlık sistemini de olumsuz etkiliyor. Ülke, halkının sağlık hizmetlerine erişimini sağlamak için yeterli sayıda doktor bulundurmakta zorlanıyor. Özellikle kırsal bölgelerde ve birinci basamak sağlık hizmetlerinde doktor sıkıntısı yaşanıyor. Ayrıca, ülkede sık sık ilaç ve tıbbi malzeme eksikliği görülüyor. Hükümet, bu durumu 'geçici zorluklar' olarak nitelese de, sağlık çalışanlarının bir kısmı daha iyi koşullar nedeniyle yurt dışında görev yapmayı tercih ediyor. Küba'da doktor maaşları ortalama 30-50 dolar seviyesindeyken, yurt dışında bu rakam 10-20 katına çıkabiliyor. Bu da, yurt içindeki sağlık sisteminde yetişmiş eleman kaybına yol açıyor.
Türkiye ve bölgesel açıdan etkileri
Küba'nın yaşadığı bu ekonomik sıkışıklık, yalnızca ada ülkesini değil, bölgesel dengeleri de etkileyebilir. Küba'nın sağlık işbirliklerini sürdürdüğü ülkeler arasında Türkiye'nin de yakın ilişkiler kurduğu bazı ülkeler bulunuyor. Örneğin, Afrika ülkeleri ve Latin Amerika ülkeleriyle yapılan sağlık anlaşmaları, bu ülkelerin kamu sağlık hizmetlerinde önemli bir yer tutuyor. Eğer ABD yaptırımları bu anlaşmaları zayıflatırsa, bu ülkelerdeki sağlık hizmetlerinde aksamalar yaşanabilir. Bu durum, göç hareketlerini artırabilir ve küresel sağlık güvenliğini tehdit edebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin dış politika ve ekonomi açısından dolaylı etkiler barındırıyor. Türkiye, son yıllarda Afrika ve Latin Amerika'da sağlık altyapısı ve tıbbi işbirliği alanında aktif bir rol üstleniyor. Küba'nın zayıflaması, bu bölgelerde Türkiye'nin etkisini artırabileceği gibi, aynı zamanda sağlık diplomasisi rekabetini de derinleştirebilir. Ayrıca, ABD'nin yaptırım politikaları, Türkiye'nin de benzer yaptırım riskleriyle karşı karşıya olduğu bir ortamda, uluslararası hukuka ve ekonomik egemenlik haklarına dair tartışmaları yeniden gündeme getiriyor. Türkiye'nin, Küba ile ticari ve diplomatik ilişkilerini sürdürmesi, bu bağlamda stratejik bir önem taşıyabilir.