ABD'de Demokrat Parti liderliğindeki 25 eyalet, Başkan Donald Trump yönetiminin 60 ticaret ortağından ithal edilen mallara uyguladığı en son tarife paketinin yasal dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle federal mahkemeye başvurdu. Eyalet başsavcıları, Trump'ın tek taraflı kararla ithalat vergilerini artırma yetkisinin Anayasa'ya aykırı olduğunu savunuyor. Dava, New York, Kaliforniya, Massachusetts ve Illinois gibi ekonomik ağırlığı yüksek eyaletlerin ortak girişimiyle açıldı.
Gelişmenin Arka Planı
Dava dilekçesinde, başkanın 1974 Ticaret Yasası'nın 301. maddesi gibi geniş yetkiler tanıyan hükümleri kötüye kullandığı ifade ediliyor. Trump yönetimi, tarifelerin ulusal güvenliği korumak ve ticaret açığını kapatmak için gerekli olduğunu savunurken, eyaletler bu gerekçelerin hukuki olarak yetersiz kaldığını öne sürüyor. Söz konusu tarifeler, çelik, alüminyum, otomotiv ve tüketici elektroniği dahil geniş bir ürün yelpazesini kapsıyor. Hukukçular, davanın Yüksek Mahkeme'ye kadar gitmesi halinde başkanlık yetkileri ile Kongre'nin ticaret düzenleme yetkisi arasındaki dengenin yeniden tanımlanabileceğini belirtiyor. Biden yönetiminden miras kalan bazı tarifelerin yanı sıra son dönemde eklenen vergiler, Amerikan üreticilerini korumayı hedefliyor. Ancak ekonomistler, bu politikaların enflasyonu artırdığını ve küresel tedarik zincirlerini bozduğunu savunuyor.
Davayı yürüten New York Başsavcısı Letitia James, yaptığı yazılı açıklamada, "Hiçbir başkan, Kongre'nin onayı olmadan Amerikan halkına yeni vergiler dayatamaz. Bu tarifeler, ailelerin bütçelerine ve küçük işletmelerin ayakta kalma mücadelesine doğrudan zarar veriyor" ifadelerini kullandı. Benzer şekilde California Başsavcısı Rob Bonta da "Tarifeler, Amerikan ekonomisini güçlendirmek bir yana, tüketici fiyatlarını yükseltiyor ve iş kayıplarına yol açıyor" diyerek davanın bu uygulamaları durdurmayı amaçladığını vurguladı. Beyaz Saray'dan yapılan ilk yorumda ise davanın "temelsiz" olduğu ve yönetimin yasal yetkisi dahilinde hareket ettiği savunuldu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu dava, yalnızca ABD iç hukukunu ilgilendirmiyor. Çin, Avrupa Birliği, Kanada ve Meksika gibi başlıca ticaret ortakları, ABD tarifelerine karşı misilleme tedbirleri açıkladı. Dünya Ticaret Örgütü'ne (DTÖ) yapılan şikayetler artarken, uzmanlar ticaret savaşlarının küresel ekonomik büyümeyi yavaşlattığına dikkat çekiyor.
Tarifelerin en sert etkilerinden biri, gelişmekte olan ülkelerde hissediliyor. Türkiye gibi ülkeler, ABD'ye ihracatında yeni vergilerle karşı karşıya kalırken, aynı zamanda ABD-Çin ticaret savaşının yönlendirdiği küresel ticaret akışlarındaki değişimden etkileniyor.
Analistler, bu davanın sonucunun yalnızca ABD'deki ticaret politikasının geleceğini değil, aynı zamanda liberalleşmiş küresel ticaret sisteminin kurallarını da belirleyeceğini ifade ediyor. Eğer mahkemeler Trump'ın yetkisini sınırlarsa, gelecekteki başkanların tek taraflı tarife uygulamaları, Kongre onayına bağlı hale gelebilir. Bu durumda, uluslararası ticaret müzakerelerinin yeniden dengelenmesi gündeme gelebilir. Davanın önümüzdeki aylarda görülmesi beklenirken, küresel piyasalar bu süreci yakından izliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu dava, Türkiye'nin ABD ile olan ticari ilişkilerinde belirsizliği artırıyor. ABD'nin son tarife hamleleri, Türk otomotiv, çelik ve tekstil ihracatını olumsuz etkileyebilir. Dava sonucunda tarifelerin durdurulması veya kaldırılması, Türk ihracatçıları için olumlu bir gelişme olurken, aksi bir karar Türkiye'yi yeni pazar arayışlarına itebilir. Ayrıca, ABD'nin tek taraflı ticaret politikalarına karşı hukuki mücadelenin örnek teşkil etmesi, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin benzer itiraz mekanizmalarını güçlendirmesi açısından önemli. Türkiye, küresel ticaret savaşlarından en az etkilenmek için AB, Çin ve diğer bölgesel ortaklarıyla ticaret anlaşmalarını çeşitlendirme stratejisini sürdürmeli.