Küba, ABD'nin yedi aydır sürdürdüğü fiili petrol ablukası nedeniyle tarihinin en ciddi enerji ve su krizlerinden birini yaşıyor. Trump yönetiminin uyguladığı yaptırımlar, ada ülkesinde elektrik kesintilerini artırırken, milyonlarca insanın musluklarından da su akmıyor. Ağustos 2025'te ülke nüfusunun yaklaşık dörtte birine denk gelen 2,6 milyon kişi, suya erişimde büyük zorluklarla karşı karşıya kaldı. Bu durum,
Gelişmenin arka planı
ABD'nin 2025'in başlarında uygulamaya koyduğu ve 'küresel enerji sektörüne müdahale' olarak nitelendirilen yaptırımlar, Küba'nın petrol ithalatını neredeyse tamamen durma noktasına getirdi. Resmi verilere göre, ülkenin günlük petrol ithalatı yüzde 70'ten fazla azaldı. Bu düşüş, enerji santrallerinin yakıtsız kalmasına ve ülke genelinde planlı elektrik kesintilerinin sürelerinin uzamasına yol açtı. Elektrik kesintileri ise su pompalama sistemlerini doğrudan etkiliyor; çünkü suyun şebekeye pompalanması ve arıtılması büyük ölçüde elektriğe bağımlı. Ulusal Su Kaynakları Enstitüsü'ne göre, ülkedeki su arıtma tesislerinin yüzde 40'ı kesintiler nedeniyle tam kapasite çalışamıyor.
Küba hükümeti, krizi hafifletmek için su tankerleriyle dağıtım yapıyor ve halka su tasarrufu çağrısında bulunuyor. Ancak bu önlemler, özellikle doğu illerindeki kırsal bölgelerde yaşayanlar için yetersiz kalıyor. Havana'nın bazı semtlerinde musluklardan sadece günde birkaç saat su akıyor, bazı bölgelerde ise günlerce hiç su gelmiyor. Okullar ve hastaneler, hijyen koşullarının kötüleşmesi nedeniyle zor durumda. Hastanelerde su yetersizliği, ameliyatların ertelenmesine ve enfeksiyon riskinin artmasına neden oluyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Küba'daki bu insani kriz, ABD'nin uyguladığı ekonomik yaptırımların sivil halk üzerindeki yıkıcı etkisinin bir örneği olarak uluslararası toplumda geniş yankı uyandırdı. Birleşmiş Milletler, yaptırımların insani etkilerini araştıran raporlar yayımlarken, Avrupa Birliği ve birçok Latin Amerika ülkesi, Küba'ya yönelik ablukanın kaldırılması çağrısında bulunuyor. Özellikle Venezuela ile Meksika, Küba'ya yakıt ve temel ihtiyaç maddeleri gönderebilmek için diplomatik girişimlerde bulunuyor. Ancak ABD'nin küresel gücü, bu çabaların etkisini sınırlıyor. Ayrıca, krizin Karayipler bölgesindeki göç hareketlerini artırmasından endişe ediliyor. Küba'dan ABD kıyılarına düzensiz göç, 2025'in ikinci yarısında belirgin şekilde arttı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küba'daki bu kriz, Türk dış politikasının yaptırımlara karşı geliştirdiği söylemi destekler nitelikte. Türkiye, tarihsel olarak Küba ile dostane ilişkiler sürdürmekte ve ekonomik ablukaların uluslararası hukuka aykırı olduğunu savunmaktadır. Bu durum, Türkiye'nin küresel enerji güvenliği ve arz çeşitliliği konusundaki hassasiyetini de hatırlatmaktadır. Ankara, benzer yaptırımlara maruz kalan ülkelerle dayanışma içinde olarak, bu tür tek taraflı yaptırımların küresel istikrarı tehdit ettiği görüşünü güçlendirebilir. Ayrıca, Türk müteahhitlik firmaları ve insani yardım kuruluşları, Küba'da su arıtma tesislerinin rehabilitasyonu gibi alanlarda projeler üstlenerek hem krizin hafiflemesine katkı sağlayabilir hem de yumuşak gücünü artırabilir. Küba'nın turizm sektöründe Türkiye ile potansiyel iş birlikleri, kriz sonrası ekonomik toparlanmada rol oynayabilir.