Avrupa Birliği'nin sağlık ajansı, Batı Nil virüsünün kıta genelinde 12 ülkede tespit edildiğini doğruladı. Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi'nden (ECDC) yapılan açıklamaya göre, virüsün neden olduğu enfeksiyonlar çoğunlukla yaz sonu ve sonbahar aylarında görülüyor. Uzmanlar, iklim değişikliğinin etkisiyle sivrisinek popülasyonlarının artmasının virüsün yayılma alanını genişlettiğine dikkat çekiyor.
ECDC verilerine göre, 2025 sezonunda şu ana kadar 12 Avrupa ülkesinde insan vakaları rapor edildi. Bu ülkeler arasında İtalya, Yunanistan, İspanya, Fransa, Macaristan, Romanya, Sırbistan, Hırvatistan, Avusturya, Almanya, Portekiz ve Hollanda bulunuyor. Ajans, virüsün bulaştığı kişilerin çoğunun herhangi bir belirti göstermediğini, ancak bazı vakalarda sinir sistemi iltihabı gibi ciddi semptomlar gelişebildiğini bildirdi.
Batı Nil virüsü, öncelikle enfekte sivrisineklerin ısırmasıyla bulaşıyor. Kuşlar virüsün ana rezervuarını oluştururken, sivrisinekler kuşlardan insanlara ve diğer memelilere taşıyor. Hastalık, nadir durumlarda kan nakli ve organ nakli yoluyla da bulaşabiliyor. ECDC, kan bağışı merkezlerine ve organ nakli kuruluşlarına olası enfeksiyonları taramak için ek önlemler almaları çağrısında bulundu.
Gelişmenin arka planı
Batı Nil virüsü, ilk kez 1937 yılında Uganda'nın Batı Nil bölgesinde tespit edildi. O tarihten bu yana Afrika, Orta Doğu, Avrupa ve Kuzey Amerika'da salgınlara yol açtı. Avrupa'da ilk büyük salgın 1996 yılında Romanya'da yaşandı ve 1999'da ABD'ye ulaşan virüs, hızla kıtaya yayıldı. Son yıllarda, özellikle Güney ve Güneydoğu Avrupa'da sivrisinek kaynaklı bulaş riskinin arttığı gözlemleniyor.
ECDC, virüsün 2025 yılında görüldüğü ülkelerdeki vaka sayılarına ilişkin haftalık güncellemeler yayınlıyor. Ajans, 2024 yılında toplam 709 vaka rapor edildiğini ve bunun 2023'e kıyasla önemli bir artış olduğunu belirtti. 2024'teki vakaların yüzde 80'i İtalya, Yunanistan ve Romanya'da yoğunlaşmıştı.
İklim değişikliği, sivrisineklerin yaşam alanlarını genişletirken, daha sıcak ve nemli koşullar virüsün bulaşma hızını artırıyor. Özellikle Akdeniz havzası, virüsün yayılması için elverişli iklim koşulları sunuyor. Uzmanlar, küresel sıcaklık artışının devam etmesi durumunda virüsün daha kuzey enlemlere doğru yayılabileceği uyarısında bulunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Batı Nil virüsü, yalnızca Avrupa için değil, dünya genelinde halk sağlığı tehdidi oluşturuyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), virüsün 40'tan fazla ülkede endemik olduğunu bildiriyor. ABD'de her yıl yüzlerce vaka rapor edilirken, Afrika ve Orta Doğu'da da ciddi salgınlar yaşanıyor.
Avrupa'da son yıllarda alınan önlemler arasında, sivrisinek ilaçlama programlarının güçlendirilmesi, halkın bilinçlendirilmesi ve kan ürünleri tarama testlerinin uygulanması yer alıyor. ECDC, üye ülkelere entegre vektör kontrol programları geliştirmeleri ve erken uyarı sistemleri kurmaları tavsiyesinde bulunuyor. Bazı ülkeler, riskli bölgelerde sivrisinek üreme alanlarını kurutma ve biyolojik mücadele yöntemlerini kullanıyor.
Virüsle mücadelede aşı geliştirme çalışmaları da devam ediyor. Ancak şu anda insanlar için onaylanmış bir Batı Nil aşısı bulunmuyor. Tedavi genellikle semptomatik olup, ağır vakalarda hastaneye yatış ve destekleyici tedavi gerekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Batı Nil virüsünün görüldüğü Akdeniz havzasında yer alıyor. Geçmişte Türkiye'de de vakalar tespit edilmiş olmakla birlikte, son yıllarda belirgin bir salgın yaşanmadı. Ancak iklim değişikliği ve sivrisinek popülasyonlarındaki artış, Türkiye'yi de risk altına sokuyor. Sağlık Bakanlığı'nın mevcut sürveyans sistemleri ve vektör kontrol programları, bu tür risklere karşı hazırlıklı olunmasını sağlıyor. Türkiye'nin, Avrupa'daki gelişmeleri yakından izlemesi ve uluslararası iş birliği mekanizmalarına katılması, olası bir salgının etkilerini azaltabilir.