Küba Başbakanı Manuel Marrero, Çarşamba günü yaptığı açıklamada, ABD yaptırımları ve yakıt kıtlığı nedeniyle ülkedeki otellerin yaklaşık dörtte üçünün kapandığını ve adanın turizm sektörünün “neredeyse tamamen felç” olduğunu söyledi. Marrero, turizm krizinin boyutunu ilk kez detaylandırarak, yedi adet uluslararası havalimanından yalnızca dördünün faaliyet gösterdiğini ve adanın ana turizm destinasyonlarından Varadero ve Cayo Coco'daki birçok tesisin kapalı olduğunu belirtti. Bu durum, ülkenin ana gelir kaynaklarından biri olan turizm sektörünün çöküşünün sinyallerini veriyor.
Krizin arka planı: Yaptırımlar ve yakıt kıtlığı
Küba hükümeti, turizm sektöründeki bu çöküşü, ABD'nin uyguladığı ekonomik ambargo ve özellikle Donald Trump döneminde yeniden yürürlüğe konan yaptırımların yanı sıra, ülkenin ana petrol tedarikçisi olan Venezuela'dan gelen sevkiyatlardaki düşüşe bağlıyor. Bu yaptırımlar, ülkenin dış ticaretini ve finansal işlemlerini ciddi şekilde kısıtlarken, yakıt kıtlığı nedeniyle ulaşım ve enerji altyapısında büyük sorunlar yaşanıyor. Başbakan Marrero, bu koşulların turizm sektörünü doğrudan etkilediğini ve otellerin büyük bir kısmının kapanmak zorunda kaldığını ifade etti. Pandemi öncesinde yılda yaklaşık 4 milyon ziyaretçi ağırlayan Küba, bu sayının önemli ölçüde düştüğünü görüyor. Ülke ekonomisi, turizm gelirlerinin yanı sıra gönderilen havaleler ve madencilik gibi diğer sektörlere de bağımlı; ancak turizmdeki bu çöküş, ekonominin genelini olumsuz etkiliyor. Yakıt kıtlığı aynı zamanda gıda ve ilaç dağıtımında da aksamalara yol açıyor; bu da halk sağlığı ve temel ihtiyaçların karşılanması açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Küba'daki turizm çöküşü, yalnızca ada ekonomisini değil, bölgesel istikrarı da etkiliyor. Karayipler'de önemli bir turizm merkezi olan Küba, aynı zamanda bölgesel iş birliği ve jeopolitik denge açısından kritik bir ülke konumunda. ABD'nin yaptırımları, sadece Küba halkını değil, bölgedeki diğer ülkelerle olan ekonomik ilişkileri de etkiliyor. Özellikle Kanada, Rusya ve Çin gibi ülkeler, Küba ile ticari ilişkilerini sürdürmeye çalışırken, ABD'nin yaptırım baskısı bu ilişkileri de zorluyor. Bu durum, Latin Amerika ve Karayipler'de ABD etkisine karşı bir denge unsuru olan Küba'nın, ekonomik olarak daha da zayıflamasına ve bölgesel istikrarın bozulmasına neden olabilir. Ayrıca, turizm sektöründeki bu çöküş, küresel turizm endüstrisinin pandemi sonrası toparlanma sürecinde yaşanan dengesizliklere de dikkat çekiyor. Birçok ülke turizmde toparlanma yaşarken, Küba gibi yaptırım ve kriz içindeki ülkeler, uluslararası seyahat akışlarının dışında kalıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küba'daki turizm krizi, Türkiye'nin dış politikası açısından doğrudan bir bağlantı oluşturmasa da, bölgesel istikrar ve küresel ticaret dengeleri üzerinden dolaylı etkiler yaratabilir. Türkiye, Latin Amerika ve Karayipler'le ekonomik ve siyasi ilişkilerini geliştirme çabasında; Küba'daki bu durum, Türkiye'nin bölgeye yönelik açılım politikalarını etkileyebilir. Ayrıca, ABD yaptırımlarının bir ülkeyi ne denli derinden etkileyebileceğine dair bir örnek olarak, Türkiye'nin de benzer yaptırım risklerine karşı ekonomik dayanıklılığını artırması gerektiğine işaret ediyor. Türkiye, turizmde alternatif pazarlar çeşitlendirme stratejisi izlerken, Küba'nın yaşadığı kriz, turizm gelirlerine aşırı bağımlılığın kırılganlık yaratabileceğini gösteriyor. Bu bağlamda, Ankara'nın Havana ile mevcut iş birliği olanaklarını değerlendirmesi ve küresel ticaretteki belirsizliklere karşı hazırlıklı olması önem taşıyor.