Küba güvenlik güçleri, Pazartesi günü yaptığı açıklamada, ABD'yi teröristlerin Amerikan topraklarında cezasız bir şekilde faaliyet göstermesine göz yummakla suçladı. Havana yönetimi, Şubat ayında düzenlenen ve her iki tarafta da ölüm ve yaralanmalarla sonuçlanan sürat teknesi baskınına ilişkin soruşturmanın ayrıntılarını kamuoyuyla paylaştı. Küba makamlarına göre, olayda kullanılan silahların bir kısmı ABD'den temin edildi ve saldırganların Amerika Birleşik Devletleri'nde serbestçe hareket ettiğine dair kanıtlar var. Bu suçlama, iki ülke arasında zaten gergin olan ilişkileri daha da tırmandırma potansiyeli taşıyor.
Olayın arka planı ve soruşturma detayları
Şubat ayında meydana gelen olayda, bir sürat teknesi Küba kara sularına girerek silahlı bir saldırı girişiminde bulundu. Küba yetkilileri, teknedeki kişilerin açtığı ateş sonucu çıkan çatışmada her iki taraftan da ölümler ve yaralanmalar yaşandığını bildirdi. Pazartesi günü yapılan basın açıklamasında, soruşturmanın tamamlandığı ve elde edilen bulguların ABD'nin terörle mücadelede çifte standart uyguladığını gösterdiği belirtildi. Yetkililer, saldırganların ABD'de ikamet ettiğini, silah temin ettiğini ve eylem planlarını bu ülkede yaptığını öne sürdü. Ayrıca, olayla bağlantılı bazı kişilerin ABD'de serbestçe dolaştığı ve herhangi bir yargı süreciyle karşılaşmadığı ifade edildi.
Küba hükümeti, ABD'yi 11 Eylül sonrası küresel terörle mücadele çabalarında samimi olmamakla ve kendi topraklarında barındırdığı kişilere karşı harekete geçmemekle eleştirdi. Havana, daha önce de benzer suçlamalarla Washington'ı terörizme destek vermekle suçlamıştı. Ancak bu son açıklama, somut bir soruşturma raporuna dayandırılması bakımından dikkat çekiyor. Küba İçişleri Bakanlığı yetkilileri, soruşturma kapsamında ele geçirilen belgeler, iletişim kayıtları ve tanık ifadelerinin, saldırının ABD'de planlandığını ve finanse edildiğini ortaya koyduğunu belirtti. ABD'li yetkililer ise henüz konuya ilişkin resmi bir yanıt vermedi.
Bölgesel ve küresel boyut
Küba ile ABD arasındaki ilişkiler, onlarca yıldır ambargo, siyasi tutuklular ve insan hakları ihlalleri gibi konular etrafında şekilleniyor. Özellikle 2014'te başlatılan normalleşme süreci, 2017'den itibaren yerini yeniden sert söylemlere bırakmıştı. Bu son olay, iki ülke arasında güven tesisinin ne kadar zor olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Küba, uzun zamandır ABD'nin kendisine yönelik yıkıcı faaliyetlere göz yumduğunu savunuyor ve bu tür eylemlerin bölgesel istikrarı tehdit ettiğini vurguluyor.
Uluslararası hukuk açısından, bir devletin kendi topraklarından başka bir devlete yönelik saldırıları önleme yükümlülüğü bulunuyor. Ancak pratikte, özellikle ideolojik ve siyasi farklılıkların olduğu durumlarda, bu yükümlülüğün yerine getirilmesi tartışmalı hale gelebiliyor. Küba'nın suçlamaları, ABD'nin terörle mücadelede seçici davrandığı yönündeki algıyı güçlendirebilir. Öte yandan, ABD yönetimi, Küba'nın kendi iç muhalefetine yönelik baskıları ve insan hakları ihlallerini sık sık gündeme getiriyor. Bu karşılıklı suçlamalar, iki ülke arasında diyalog zeminini zayıflatıyor.
Bölgesel olarak, Latin Amerika ve Karayipler'de sol eğilimli hükümetlerin yükselişi, Küba'nın pozisyonunu güçlendirmiş olabilir. Ancak ABD'nin bölgedeki etkisi hala belirleyici. Bu olay, diğer ülkelerin de taraf tutmasını zorlaştırabilir. Uluslararası toplum, özellikle insan hakları örgütleri, her iki tarafın da şeffaf soruşturma yürütmesi çağrısında bulunabilir. Ancak şu aşamada somut bir adım atılması zor görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küba ile ABD arasındaki gerilim, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, küresel terörle mücadelede çifte standart tartışmaları Türk dış politikası açısından önemli bir yere sahip. Türkiye, uzun süredir PKK/YPG gibi terör örgütlerine karşı müttefiklerinden yeterli desteği görmediğini dile getiriyor. ABD'nin bazı terör örgütlerine karşı tutumu, Ankara'nın Washington'a yönelik güvenini sarsan unsurlar arasında. Bu bağlamda Küba'nın suçlamaları, uluslararası arenada terörle mücadelede tutarlılık ve çifte standart konusundaki genel bir rahatsızlığı yansıtıyor. Türkiye, benzer şekilde, terör örgütlerinin faaliyetlerine göz yumulmasının bölgesel güvenliği tehdit ettiğini savunuyor. Ayrıca, ABD'nin Küba'ya yönelik ambargosu ve müdahaleci politikaları, Türkiye'nin çok kutuplu dış politika anlayışıyla örtüşmeyebilir. Ancak somut bir yansıma için iki ülkenin resmi açıklamaları beklenmeli.