Küba hükümeti, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda ABD'nin Küba'ya uyguladığı ekonomik ambargonun kınanmasına ilişkin yapılacak oylama öncesinde Washington'ı üye ülkelere baskı yapmak ve misilleme tehdidinde bulunmakla suçladı. Havana yönetimi, ABD'nin ambargoyu kınayan karar tasarısına karşı oy kullanmaları veya çekimser kalmaları için çeşitli ülkelere doğrudan tehditler yönelttiğini öne sürdü. Küba Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, BM Genel Kurulu'nun 1992'den bu yana her yıl neredeyse oybirliğiyle kabul ettiği bu sembolik kararın bu yıl da benzer bir sonuçla çıkmasının beklendiğini, ancak ABD'nin yoğun lobi faaliyetleri yürüttüğünü belirtiyor.
Ambargo oylamasının arka planı
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, ABD'nin Küba'ya yönelik ekonomik, ticari ve mali ambargosunu her yıl kınayan bir karar tasarısını görüşmeye hazırlanıyor. Bu yılki oylama, ambargonun derinleştiği ve insani etkilerinin arttığı bir dönemde yapılacak. Küba, 1962'den beri uygulanan ve resmi olarak "abluka" olarak adlandırdığı ambargonun son yıllarda insani malzeme, tıbbi ekipman ve gıda ithalatını dahi engellediğini savunuyor. Ancak ABD yönetimi, ambargonun bir dizi yaptırımla birlikte Küba'nın insan hakları ihlalleri ve demokratik reform eksikliği nedeniyle sürdürüldüğünü belirtiyor.
Geçmiş yıllarda oylamalar, ABD'nin ve İsrail'in karşı oyuna karşı ezici bir çoğunlukla ambargonun sona erdirilmesi yönünde sonuçlanmıştı. Örneğin geçen yıl yapılan oylamada 187 ülke ambargonun kınanması yönünde oy kullanırken, yalnızca ABD ve İsrail karşı oy kullanmış, Moldova ve Ukrayna çekimser kalmıştı. Bu yıl da benzer bir tablonun çıkması bekleniyor, ancak Küba'nın iddialarına göre ABD, bazı ülkeleri oylamaya katılmamaya veya lehte oy kullanmamaya ikna etmeye çalışıyor.
Uluslararası tepkiler ve diplomatik denge
Küba'nın suçlamaları, ABD'nin Latin Amerika ve küresel düzeyde artan diplomatik izolasyonuna işaret ediyor. Bölgesel örgütler olan Latin Amerika ve Karayip Devletleri Topluluğu (CELAC) ile Karayip Topluluğu (CARICOM) daha önce ambargonun kaldırılması çağrısında bulunmuştu. Avrupa Birliği de ambargonun tek taraflı olduğunu ve kaldırılması gerektiğini defalarca dile getirdi. Ancak ABD, ambargonun kendi ulusal güvenlik meselesi olduğunu ve diğer ülkelerin bu konuda baskı yapma hakkı olmadığını savunuyor. Bu yılki oylama, ABD'nin yeni yönetiminin dış politika öncelikleri ve Küba'ya yönelik tutumu hakkında da sinyaller verebilir.
Diplomatik kaynaklar, ABD'nin özellikle küçük ada devletleri ve ekonomik olarak kendisine bağımlı ülkeler üzerinde baskı kurduğunu, bu ülkelerin oylamada çekimser kalması veya oylamaya katılmaması için telkinlerde bulunduğunu aktarıyor. Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodríguez Parrilla, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, "ABD'nin bu oylamayı gölgelemek için her türlü aracı kullandığını, ancak uluslararası toplumun iradesinin her şeyin üstünde olduğunu" ifade etmişti. Rodriguez, ambargonun Küba halkına verdiği zararın yıllık 1 milyar doları aştığını ve pandemi döneminde tıbbi malzeme temininde ciddi sıkıntılar yaşandığını vurguladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, BM Genel Kurulu'nda geleneksel olarak ABD ambargosuna karşı oy kullanan ülkeler arasında yer alıyor. Bu tutum, Türkiye'nin tek taraflı yaptırımlara karşı çok taraflılık vurgusuyla uyumlu. ABD'nin müttefiklerine yönelik baskı taktikleri, Türkiye'nin kendi dış politikasında karşılaştığı benzer durumları hatırlatıyor; özellikle S-400 alımı sonrası ABD yaptırımları ve CAATSA kapsamındaki kısıtlamalar, Washington'ın müttefiklerine karşı yaptırım tehdidini somutlaştırmıştı. Küba'ya yönelik ambargonun sürmesi, uluslararası hukuk ve egemenlik ilkeleri açısından Türkiye'nin savunduğu pozisyonlarla örtüşmüyor. Oylama sonucu, ABD'nin küresel liderlik iddiası ve yaptırım diplomasisinin sınırlarını göstermesi bakımından Türk dış politikası için de izlenmesi gereken bir gösterge.