Çin'in sahil güvenlik güçleri, Güney Çin Denizi'ndeki egemenlik iddialarını anlatan ve 'Kuantum Dolanıklığı' adlı bir aşk şarkısına yer veren yeni bir müzik videosu yayımladı. Video, Çin'in denizdeki varlığını meşrulaştırmak ve sahil güvenlik personelini insancıllaştırmak amacıyla hazırlanmış gibi görünüyor. Ancak uzmanlar, bu yumuşak güç hamlesinin aslında Beijing'in bölgedeki tartışmalı hak iddialarını yansıttığını ve uluslararası kamuoyuna yönelik bir mesaj içerdiğini belirtiyor. Video, Çin devlet medyasında geniş yankı uyandırırken, bölge ülkelerinin tepkisini çekebilecek bir propaganda aracı olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin arka planı
Çin Devlet Okyanus İdaresi'ne bağlı sahil güvenlik ekipleri, 'Kuantum Dolanıklığı' adlı şarkıyı sosyal medya platformlarında paylaştı. Şarkının sözleri, iki sevgilinin birbirine kavuşma özlemini anlatıyor; ancak klipte, Güney Çin Denizi'ndeki adalar ve kayalıklar etrafında devriye gezen Çin sahil güvenlik gemileri ile askeri unsurlar gösteriliyor. Şarkının nakaratında, 'denizin derinliklerindeki aşk' vurgusuyla birlikte, 'mavi vatan' (Çin'in deniz yetki alanları) kavramına atıfta bulunuluyor.
Video, Çin'in Filipinler, Vietnam, Malezya, Brunei ve Tayvan ile ihtilaf halinde olduğu Spratly Adaları ve Paracel Adaları dahil, Güney Çin Denizi'nin neredeyse tamamı üzerindeki iddialarını destekleyen bir söylemi benimsiyor. 2016'da Lahey'deki Daimi Tahkim Mahkemesi, Çin'in 'dokuz çizgi' haritasındaki iddialarını reddetmiş, ancak Beijing kararı tanımadığını açıklamıştı. Bu yeni video, Çin'in bölgedeki tutumunu yumuşak bir dille ifade etme çabası olarak görülüyor.
Çin merkezli yayın organları, videoyu 'sahil güvenlik personelinin ülkeye bağlılığını ve sevgisini ifade eden dokunaklı bir çalışma' olarak sunuyor. Video, Weibo ve WeChat gibi platformlarda milyonlarca kez izlendi. Ancak uzmanlara göre, bu tür içerikler aslında Çin'in denizdeki tek taraflı hamlelerini meşrulaştırmaya ve uluslararası alanda meydan okumaya yönelik daha geniş bir propaganda stratejisinin parçası.
Bölgesel veya küresel boyut
Çin'in Güney Çin Denizi'ndeki askeri varlığını artırması, başta Filipinler olmak üzere bölge ülkeleriyle gerginliklere yol açıyor. Manila, Çin'in sahil güvenlik gemilerinin atış talimleri yaptığını ve Filipin balıkçı teknelerine tacizde bulunduğunu iddia ediyor. Buna karşılık ABD, 2016'dan bu yana ittifakları güçlendirerek ve Hint-Pasifik stratejisi çerçevesinde deniz devriyeleri düzenleyerek bölgedeki varlığını artırdı. Bu hafta içinde Japonya ve Filipinler, Güney Çin Denizi'nde ortak tatbikat yaparken, Avustralya da bölgeye denizaltı gönderdi.
Bu gelişmeler, Güney Çin Denizi'nin dünya ticaretinin üçte birinin geçtiği hayati bir su yolu olması nedeniyle küresel önem taşıyor. Enerji kaynakları ve balıkçılık açısından da zengin bölge, Çin ile ABD arasındaki rekabetin odağında yer alıyor. Çin, kendi iddialarını uluslararası hukuka dayandırdığını savunurken, diğer ülkeler kıyı uzunluklarına göre paylaşım yapılması gerektiğini dile getiriyor. Bu bağlamda, Çin'in propaganda çalışmaları sadece iç kamuoyuna değil, aynı zamanda bölge ülkelerindeki kamuoyunu etkilemeye yönelik olarak da değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Güney Çin Denizi'ndeki ihtilafa doğrudan taraf olmasa da, bölgedeki gelişmeleri yakından takip ediyor. Türkiye, Çin ile olan ekonomik ilişkilerini derinleştirirken, aynı zamanda Doğu Akdeniz'de benzer deniz yetki alanı anlaşmazlıkları yaşıyor. Çin'in denizdeki hak iddialarını meşrulaştırma çabaları, uluslararası hukuk ve denizcilik hukuku ilkeleri açısından emsal teşkil edebilir; ancak Türkiye'nin pozisyonu, Doğu Akdeniz'deki kendi meşru haklarını savunmakla uyumludur. Bu nedenle, Çin'in yumuşak güç hamleleri hukuki argümanlardan ziyade kamuoyu oluşturmaya yönelik olduğu sürece, Türkiye için doğrudan bir tehdit oluşturmuyor. Ancak, küresel ticaretin güvenliği açısından Güney Çin Denizi'ndeki istikrarın korunması, Türkiye'nin çıkarlarına da hizmet edecektir.