Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, Rusya'nın ABD ve Ukrayna ile üçlü formatta görüşmelere açık olduğunu açıkladı. Ancak Peskov, Kiev'in askeri ve siyasi durumunun giderek kötüleşmesi nedeniyle böyle bir toplantının etkinliğini tahmin etmenin zor olduğunu vurguladı. Açıklama, Moskova'nın Batı ile diyalog kapısını kapatmadığını göstermesi açısından dikkat çekici. Peskov, olası bir zirvenin gündemi ve katılımcılarına ilişkin net bir takvim vermedi.
Diplomasi trafiği ve belirsizlikler
Kremlin'in açıklaması, son haftalarda ABD ile Rusya arasında artan diplomatik temasların ardından geldi. ABD Dışişleri Bakanlığı ve Beyaz Saray'dan yapılan açıklamalarda, Ukrayna konusunda Moskova ile iletişim kanallarının açık tutulduğu belirtilmişti. Ancak Washington, üçlü bir görüşmenin ancak Kiev'in belirleyeceği şartlar çerçevesinde mümkün olabileceğini savunuyor. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ise daha önce yaptığı açıklamalarda, Rusya ile doğrudan görüşmelerin ancak Rus askerlerinin Ukrayna topraklarından çekilmesi durumunda gündeme gelebileceğini ifade etmişti. Moskova ise müzakere masasına oturmak için "yeni gerçekliklerin" kabul edilmesi gerektiğini söylüyor. Bu karşılıklı şartlar, üçlü bir zirvenin önündeki en büyük engel olarak duruyor. Peskov'un "etkinliği tahmin etmek zor" sözleri, Kremlin'in olası bir toplantıdan somut sonuç beklemediğini gösteriyor. Rusya, cephe hattında ilerlemeye devam ederken, müzakere çağrılarını da sürdürerek Batı kamuoyunda "barış isteyen taraf" görüntüsü vermeye çalışıyor.
Ukrayna'nın kötüleşen durumu
Kremlin'in açıklamasında dikkat çeken bir diğer nokta, Peskov'un "Kiev için durumun kötüleştiği" yönündeki ifadesi. Rusya Savunma Bakanlığı'na göre, son aylarda Donetsk ve Zaporijya cephelerinde Rus kuvvetleri bazı köy ve kasabaları ele geçirdi. Ukrayna ordusu ise asker ve mühimmat sıkıntısıyla boğuşuyor. ABD Kongresi'nde onaylanan yeni yardım paketi gecikmeli de olsa Ukrayna'ya ulaşmaya başladı ancak cephedeki dengenin ne yönde değişeceği belirsiz. Ayrıca Ukrayna'nın enerji altyapısına yönelik Rus saldırıları, ülkenin savaş kapasitesini ve halkın moralini olumsuz etkiliyor. Batılı istihbarat kaynakları, Rusya'nın bahar aylarında yeni bir taarruz başlatabileceğini öne sürüyor. Bu tablo, Kiev'in müzakere masasına daha zayıf bir konumda oturma riskini artırıyor. Moskova ise bu durumu kendi lehine kullanarak, üçlü görüşme çağrısıyla Ukrayna'yı "barışı reddeden taraf" olarak göstermeye çalışıyor.
Uluslararası tepkiler ve stratejik hesaplar
ABD yönetimi, Rusya'nın üçlü görüşme açıklamasını ihtiyatla karşıladı. Beyaz Saray Sözcüsü, "Rusya'nın samimiyetini eylemleriyle göstermesi gerektiğini" söyledi. Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell ise Moskova'nın müzakere çağrılarının "oyalamaca" olduğunu savundu. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, ittifakın Ukrayna'ya desteğinin süreceğini yineledi. Çin Dışişleri Bakanlığı ise taraflara diyalog çağrısı yaparak, siyasi çözümün önemine dikkat çekti. Moskova'nın hamlesi, küresel güney ülkelerinde "Batı savaşı uzatıyor" algısını güçlendirmeyi amaçlıyor. Rusya ayrıca, ABD'nin seçim takvimini hesaba katarak, olası bir Trump zaferi sonrası daha avantajlı bir müzakere pozisyonu elde etmeyi umuyor. Ancak Ukrayna ve Avrupa, Rusya'nın işgal ettiği topraklardan çekilmediği sürece kalıcı barışın mümkün olmayacağını vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rusya'nın üçlü görüşme açıklaması, Türkiye'nin savaşın başından bu yana sürdürdüğü denge politikası açısından önemli bir fırsat penceresi oluşturuyor. Ankara, hem Rusya hem Ukrayna ile diyalog kanallarını açık tutan ender ülkelerden biri. Tahıl koridoru ve esir takası gibi somut başarılarla arabuluculuk kapasitesini kanıtladı. Olası bir üçlü zirvede İstanbul'un ev sahipliği yapması, Türkiye'nin diplomatik etkinliğini artırabilir. Ancak Rusya'nın şartları ile Ukrayna'nın talepleri arasındaki uçurum, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü zorlaştırıyor. Ayrıca Batı'nın Rusya'ya yönelik yaptırımları, Türkiye'nin enerji ve ticaret ilişkilerinde denge gözetmesini gerektiriyor.