İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth, BBC için hazırlanan "Hayatımı Değiştiren Kitap" adlı belgeselde, gençlik döneminde okuduğu kitaplar arasında en çok hatırladığının D.H. Lawrence'ın yasaklı romanı "Lady Chatterley'nin Sevgilisi" olduğunu söyledi. Kraliçe, romanı okurken yakalanmamak için yastığının altında sakladığını belirtti. Bu açıklama, Kraliçe'nin nadiren paylaştığı kişisel okuma alışkanlıklarına dair ender bir bakış sunuyor.
Belgeselin Arka Planı ve Kraliçe'nin Okuma Tutkusu
BBC'nin belgeseli, Kraliçe'nin okuma sevgisini ve edebiyata olan ilgisini konu alıyor. Kraliçe, programda çocukluk yıllarından itibaren okuduğu kitaplardan bahsetti ve "Lady Chatterley'nin Sevgilisi"ni özellikle vurguladı. Roman, 1928'de yayımlandığında müstehcenlik suçlamalarıyla yasaklanmış, 1960'a kadar İngiltere'de yasal olarak yayınlanamamıştı. Kraliçe, bu kitabı okurken hissettiği heyecanı ve yasaklı bir eseri okumanın verdiği merakı dile getirdi.
Kraliçe'nin bu itirafı, kraliyet ailesinin gençlik dönemlerinde bile edebiyata ve entelektüel meraka sahip olduğunu gösteriyor. Ayrıca, 20. yüzyılın ortalarında İngiltere'deki sansür anlayışına ve toplumsal tabulara da ışık tutuyor. Belgeselde Kraliçe'nin diğer sevdiği kitaplar arasında klasikler ve tarih kitapları da yer alıyor.
Lady Chatterley Davası ve Edebi Özgürlük
D.H. Lawrence'ın "Lady Chatterley'nin Sevgilisi" romanı, yayımlandığı günden itibaren büyük tartışmalara yol açtı. Roman, bir lordun karısı olan Constance Chatterley ile avcı Mellors arasındaki ilişkiyi ve cinselliği açık bir dille anlatıyordu. 1960'ta Penguin Books'un romanı yayınlaması üzerine açılan dava, edebi özgürlük açısından dönüm noktası oldu. Jüri, kitabın edebi değeri olduğuna karar vererek yayıncıyı aklandı. Bu dava, İngiltere'de sansürün gevşemesine ve edebi eserlerin daha özgürce yayınlanmasına katkıda bulundu.
Kraliçe'nin gençlik yıllarında bu yasaklı kitabı okuması, dönemin toplumsal normlarına meydan okuma olarak yorumlanabilir. Kraliyet ailesinin üyeleri genellikle siyasi konularda tarafsız kalmaya özen gösterirken, Kraliçe'nin bu kişisel anekdotu, onun da insani yönlerini ortaya koyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kraliçe II. Elizabeth'in yasaklı bir kitabı okuma deneyimini paylaşması, Türkiye'deki sansür ve edebiyat tartışmalarıyla dolaylı da olsa paralellik taşıyor. Türkiye'de de geçmişte birçok edebi eser yasaklanmış veya müstehcenlik gerekçesiyle yargılanmıştı. Bu haber, edebi özgürlüklerin önemini ve sansürün bireyler üzerindeki etkisini hatırlatıyor. Ayrıca, İngiltere ile Türkiye arasındaki kültürel ilişkilerde edebiyatın rolüne dair bir farkındalık yaratabilir. Türk okuyucular, Kraliçe'nin bu samimi itirafıyla, edebiyatın evrensel çekiciliğini ve yasakların aşılmasının kaçınılmazlığını görebilir.