Korsika'da faaliyet gösteren ayrılıkçı örgüt FLNC-UC'nin (Korsika Ulusal Kurtuluş Cephesi-22 Ekim) maskeli üyelerinin, Fransız anakarasından adaya taşınan kişilere yönelik tehditleri, Fransa'da terör soruşturması başlatılmasına neden oldu. Ulusal Terörle Mücadele Savcılığı (PNAT) tarafından yürütülen soruşturma, adanın siyasi geleceğine dair tansiyonu yeniden alevlendirirken, yetkililer gözdağı ve şiddet eylemlerine ilişkin endişelerini dile getiriyor.
Gelişmenin Arka Planı
Olay, geçtiğimiz hafta sosyal medyada yayınlanan bir videoda, FLNC-UC üyesi olduğu belirtilen maskeli ve silahlı kişilerin, Korsika'ya yerleşmek isteyen 'anakaralılara' (Fransa'dan gelenlere) yönelik açık tehditler savurmasıyla ortaya çıktı. Videoda, adanın 'işgal edildiği' iddia edilerek, gelenlere 'ada dışına çıkmaları' çağrısı yapıldı. Ayrıca, son dönemde Korsika'da artan göç ve emlak fiyatlarındaki yükselişten de söz edildi.
Fransız İçişleri Bakanı Gérald Darmanin, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, 'Korsika halkının huzurunu bozmaya yönelik hiçbir girişime müsamaha gösterilmeyeceğini' belirterek, terör soruşturmasının başlatıldığını doğruladı. Darmanin, 'Bu tehditler kabul edilemez. Cumhuriyet, Korsika dahil her yerde egemendir.' ifadelerini kullandı.
FLNC-UC, 2014 yılında silah bıraktığını açıklamış ancak 2022'de yeniden silahlanabileceği sinyali vermişti. Örgüt, Korsika'nın bağımsızlığı veya en azından geniş özerklik için mücadele ediyor. Son olay, 2022'de Korsika'da yaşanan ve Yvan Colonna adlı bir ayrılıkçının cezaevinde öldürülmesinin ardından patlak veren gösterilerin ardından gelen en ciddi gerilim olarak değerlendiriliyor.
Korsika'nın yerel yönetimi ise şiddeti kınayarak diyalog çağrısı yaptı. Korsika Meclisi Başkanı Marie-Antoinette Maupertuis, 'Korsika halkı barış içinde yaşamak istiyor. Bu tür provokasyonlar adanın geleceği hakkındaki tartışmalara zarar veriyor.' dedi.
Bölgesel veya Küresel Boyut
Bu gelişme, Fransa'nın merkezi yönetimi ile Korsika'daki ayrılıkçı hareketler arasındaki köklü gerilimin yalnızca bir yansıması. Korsika, 1768'de Fransa'ya bağlanmasından bu yana kimlik, dil ve kültürel haklar konusunda sürekli bir mücadele veriyor. Avrupa'da Katalonya, İskoçya ve Bask bölgesi gibi diğer ayrılıkçı hareketlerle karşılaştırıldığında, Korsika'daki ayrılıkçılığın daha düşük profilli ancak şiddete daha yatkın olduğu görülüyor.
Fransa'nın 2018'deki Anayasa değişikliğiyle Korsika'ya tanıdığı sınırlı özerklik, ayrılıkçıların taleplerini karşılamaktan uzak. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un 2023'te başlattığı 'Korsika'nın geleceği' diyaloğu, şu ana kadar somut bir ilerleme sağlayamadı. Uzmanlar, FLNC-UC gibi grupların bu diyaloğu zayıflatmak için şiddete başvurduğunu, bunun da Fransa'yı müzakere masasından uzaklaştırabileceğini belirtiyor.
Avrupa Birliği ve uluslararası toplum, Fransa'nın iç meselesi olarak gördüğü bu konuda temkinli bir tutum izliyor. Ancak sivil toplum örgütleri, gözdağı ve şiddetin Korsika'daki sosyal dokuyu tehdit ettiğine dikkat çekiyor. Özellikle son yıllarda Korsika'ya yönelen iç göç, yerel halkın tepkisini çekerken, göçmenlerin güvenliği endişe yaratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği perspektifi açısından dolaylı bir önem taşıyor. AB üyesi Fransa'nın iç hukuk düzeni ve terörle mücadele politikası, Ankara'nın AB'ye entegrasyon sürecinde değerlendirdiği unsurlardan biri. Ayrıca, Korsika'daki ayrılıkçı hareket, Türkiye'nin kendi iç güvenlik politikaları açısından referans olarak kullanılabilecek bir örnek teşkil ediyor. Bununla birlikte, Türkiye'nin doğrudan bir ilgisi bulunmamakla birlikte, Avrupa'daki etnik milliyetçi hareketlerin artması, küresel güvenlik ortamını etkileyebilir; bu da Türkiye'nin istihbarat ve savunma politikalarını dolaylı olarak ilgilendiriyor. Bu tür olayların, göç ve güvenlik konularında uluslararası iş birliğinin önemini bir kez daha ortaya koyduğu söylenebilir.