Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) üyesi ülkeler, İran'ın Bahreyn ve Kuveyt'e yönelik son saldırılarını şiddetle kınayarak bölgesel gerilimin tırmanmasına tepki gösterdi. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Umman ve diğer KİK üyeleri tarafından ortak yayımlanan bildiride, Tahran yönetiminin eylemlerinin uluslararası hukuk ve komşuluk ilişkilerine aykırı olduğu vurgulandı. Bahreyn Dışişleri Bakanlığı, İran destekli grupların ülkenin kuzeyindeki askeri tesislere yönelik insansız hava aracı saldırıları düzenlediğini, Kuveyt ise kara sularına yakın bir İran savaş gemisinin tehditkar manevralar yaptığını bildirdi. Saldırıların, Yemen'deki İran destekli Husilerin KİK ülkelerine yönelik saldırılarının arttığı bir dönemde gelmesi dikkat çekiyor. KİK ülkeleri, İran'ı bölgedeki istikrarı bozmakla suçlarken, Tahran yönetimi iddiaları reddederek KİK ülkelerini İsrail ve ABD ile iş birliğine son vermeye çağırdı.
Gelişmenin Arka Planı
Körfez bölgesi, son yıllarda İran ile KİK ülkeleri arasında artan gerilime tanıklık ediyor. 2016 yılında Suudi Arabistan'ın İran ile diplomatik ilişkilerini kesmesiyle başlayan kriz, 2023'te Çin arabuluculuğunda Suudi Arabistan ve İran arasında varılan normalleşme anlaşmasıyla yumuşamıştı. Ancak, İran'ın nükleer programı ve bölgesel milis gruplarına verdiği destek, özellikle Yemen, Suriye ve Lübnan'daki faaliyetleri, KİK ülkeleri için başlıca güvenlik endişesi olmaya devam ediyor.
Bahreyn ve Kuveyt, İran'ın bölgesel nüfuzuna karşı en hassas ülkeler arasında yer alıyor. Bahreyn, 2011 Arap Baharı'nda İran destekli grupların ayaklanma girişimleriyle karşılaşmış, Kuveyt ise İran'ın enerji altyapısına yönelik siber saldırılar düzenlediğini iddia etmişti. Son saldırılar, KİK ülkelerinin savunma harcamalarını artırmasına ve ABD ile askeri iş birliğini derinleştirmesine yol açtı. ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), bölgeye ek savaş gemileri ve hava savunma sistemleri konuşlandırdığını duyurdu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Körfez'deki gerilim, küresel enerji piyasaları üzerinde doğrudan etkiye sahip. Dünya petrol arzının yaklaşık %30'unu elinde bulunduran KİK ülkeleri, İran'la yaşanan herhangi bir çatışmanın petrol fiyatlarını ve tedarik güvenliğini tehdit etme potansiyeli taşıyor. Uzmanlar, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidinin, küresel ekonomik dengeleri sarsabileceği uyarısında bulunuyor.
İran'ın Bahreyn ve Kuveyt'e yönelik saldırıları, aynı zamanda İsrail-İran gerginliğiyle de bağlantılı. İran'ın İsrail'e yönelik 2024 yılında düzenlediği füze saldırıları ve İsrail'in İran'daki askeri tesislere karşılık vermesi, Tahran'ın müttefiki olan Husileri KİK hedeflerine yönelik saldırılarını artırmaya teşvik etti. Öte yandan, Rusya-İran askeri iş birliği, Moskova'nın Tahran'a gelişmiş silah sistemleri ve istihbarat desteği sağlaması, Körfez'deki güç dengesini değiştiriyor. ABD'nin bölgedeki varlığına rağmen, Çin'in İran'la enerji ticareti, Pekin'i Tahran karşıtı adımlardan uzak tutuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Körfez'deki gelişmeleri yakından izliyor. İran'la sınır komşusu olan Türkiye, KİK ülkeleriyle artan ticari ve diplomatik ilişkileri nedeniyle bölgesel istikrardan doğrudan etkileniyor. Ankara, Körfez ülkelerine yaptığı savunma sanayii ihracatı ve enerji bağımlılığı düşünüldüğünde, İran'ın saldırgan tutumunun Türkiye'nin enerji güvenliğine tehdit oluşturma riski taşıdığına dikkat çekiyor. Türk Dışişleri Bakanlığı, İran'ın eylemlerini kınayan bir açıklama yayımlarken, diyalog çağrısında bulunuyor. Türkiye'nin, hem İran'la hem de KİK ülkeleriyle aynı anda iyi ilişkiler sürdürme politikası, bu krizde dengeleyici bir rol oynamasını sağlayabilir. Ancak son gelişmeler, Ankara'nın bölgedeki askeri varlığını ve diplomatik girişimlerini artırmasını gerektirebilir.