Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri, son savaşta ABD'nin sağladığı koruyucu şemsiyenin kentlerini ve kritik altyapılarını savunmada yetersiz kaldığını deneyimledi. Bu durum, bölge ülkelerinin Washington'a olan güvenini sarsarken, savunma stratejilerini yeniden gözden geçirmelerine yol açtı. Özellikle Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi ülkeler, füze savunma sistemlerinin etkinliğini sorgulamaya başladı.
Savaşın yarattığı güven bunalımı
Son askeri çatışma sırasında, Körfez ülkeleri üzerinden geçen balistik füzeler ve insansız hava araçları, ABD'nin Patriot gibi gelişmiş hava savunma sistemlerinin bile zaman zaman aşıldığını gösterdi. Suudi Arabistan'ın petrol tesislerine yönelik 2019'daki saldırılar, benzer bir zafiyeti ortaya çıkarmış ancak bu kez doğrudan kent merkezleri hedef alındı. Kayıplar sınırlı olsa da, psikolojik etki büyük oldu. Körfez başkentleri, ABD'nin geleneksel caydırıcılık taahhüdünün yeterli olmayabileceğini kabul etmeye başladı.
ABD'nin bölgedeki askeri varlığına rağmen, füze savunma kalkanının kusursuz olmadığı gerçeğiyle yüzleşen Körfez ülkeleri, alternatif güvenlik arayışlarına yöneldi. Rusya ve Çin'den hava savunma sistemleri satın alma girişimleri hız kazandı. Özellikle Suudi Arabistan'ın S-400 alımını değerlendirdiği, BAE'nin ise Çin yapımı savunma sistemleri için temaslarda bulunduğu belirtiliyor.
Çin ve Rusya'nın yükselen etkisi
Körfez ülkelerinin ABD'ye olan bağımlılığını azaltma çabaları, Çin ve Rusya'nın bölgedeki nüfuzunu artırmasına zemin hazırlıyor. Pekin, savunma teknolojileri ve ekonomik işbirliği yoluyla Körfez'de daha aktif bir rol oynarken, Moskova da silah satışları ve enerji politikaları üzerinden etkisini derinleştiriyor. Bu durum, ABD için stratejik bir risk oluşturuyor. Washington, bölgedeki geleneksel müttefiklerini kaybetme endişesiyle yeni güvenlik paketleri sunmaya çalışsa da, Körfez ülkeleri artık çok kutuplu bir dünyada pozisyon almayı tercih ediyor.
Bununla birlikte, ABD'nin çekilmesi veya etkisiz kalması halinde Körfez'de bir güç boşluğu oluşabileceği, bunun da bölgesel istikrarsızlığı tetikleyebileceği belirtiliyor. Uzmanlar, Körfez ülkelerinin kendi savunma kapasitelerini artırmaları gerektiğini, ancak bunun kısa vadede mümkün olmadığını ifade ediyorlar.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Körfez bölgesindeki savunma işbirliği fırsatlarını artırabilir. Türkiye, Bayraktar TB2 gibi insansız hava araçları ve savunma sistemleriyle bölgede önemli bir oyuncu haline gelmiş durumda. Körfez ülkelerinin ABD'ye olan güveninin sarsılması, Türkiye'nin savunma sanayi ürünlerine olan talebi artırabilir. Ayrıca, Türkiye, Katar ile olan güçlü askeri işbirliğini diğer Körfez ülkelerine de genişletebilir. Ancak, Suudi Arabistan ve BAE ile olan siyasi rekabet, bu işbirliğinin önünde engel teşkil ediyor. Yine de Türkiye, bölgesel güvenlik mimarisinde kendine bir yer bulmak için bu fırsatı değerlendirebilir.