Körfez İşbirliği Konseyi (GCC) üyesi ülkelerde borsaya kote şirketler, 2026 yılının ikinci çeyreğinde toplam 74,8 milyar dolar net kâr elde ederek tüm zamanların rekorunu kırdı. Kamco Invest'in son raporuna göre, bu rakam geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 31,3'lük bir artışa işaret ediyor. Rekor kârda enerji ve bankacılık sektörlerindeki güçlü performans belirleyici oldu. Suudi Arabistan, BAE, Katar, Kuveyt, Umman ve Bahreyn'den oluşan GCC bölgesi, küresel enerji fiyatlarındaki dalgalanmalara rağmen 2026'nın ilk yarısında güçlü bir finansal tablo çizdi.
Enerji ve bankacılık sektörleri lokomotif oldu
Kamco Invest'in analizine göre, enerji sektörü ham petrol fiyatlarındaki istikrarlı seyir ve doğalgaz talebindeki artıştan beslenirken, bankacılık sektörü faiz oranlarındaki normalleşme ve kredi hacmindeki genişlemeden olumlu etkilendi. Özellikle Suudi Arabistan'ın dev enerji şirketi Saudi Aramco, bölge kârlılığına en büyük katkıyı sağlayan şirketlerin başında geldi. Bankacılık tarafında ise BAE ve Katar merkezli büyük bankalar, artan kâr marjları ve düşük karşılık giderleriyle dikkat çekti.
Rapor, GCC şirketlerinin toplam net kârının 2025'in ikinci çeyreğinde 57 milyar dolar seviyesinde olduğunu hatırlatıyor. Yıllık bazda 17,8 milyar dolarlık bir artış, bölge ekonomilerinin pandemi sonrası toparlanma sürecini tamamladığını ve yeni bir büyüme evresine girdiğini gösteriyor. Kamco Invest, kâr artışında petrol dışı sektörlerin de payının giderek arttığını vurguluyor. Turizm, lojistik ve teknoloji yatırımları, Körfez ülkelerinin ekonomik çeşitlendirme stratejilerinin somut meyvelerini verdiğini ortaya koyuyor.
Uzmanlar, GCC borsalarının bu performansının bölgeye yönelik yabancı sermaye girişini de hızlandırdığını belirtiyor. Suudi Arabistan'ın Tadawul, BAE'nin Dubai Financial Market ve Abu Dabi Borsası, yılın ilk yarısında yabancı yatırımcıdan önemli miktarda net alım kaydetti. Katar ve Kuveyt borsaları da benzer bir eğilim sergiledi. Bölgesel halka arzlar (IPO) dalgası, sermaye piyasalarının derinleşmesine katkı sağlıyor.
Küresel ekonomik konjonktür ve bölgesel riskler
GCC'nin rekor kârları, küresel ekonominin yavaşladığı bir dönemde dikkat çekici bir ayrışma olarak öne çıkıyor. ABD ve Avrupa'da merkez bankalarının faiz indirim döngüsüne girmesi, gelişmekte olan piyasalara yönelik iştahı artırırken, Körfez ülkeleri bu rüzgârdan en fazla pay alan bölgeler arasında. Öte yandan, Çin'deki yavaşlama ve Asya ekonomilerindeki dalgalanmalar, enerji talebine ilişkin belirsizlikleri canlı tutuyor. Buna karşın GCC ülkeleri, düşük borçluluk oranları ve güçlü kamu maliyesi sayesinde dış şoklara karşı dirençli bir görünüm sergiliyor.
Bölgedeki jeopolitik gerilimler ise risk faktörü olarak varlığını koruyor. İran ile Batı arasındaki nükleer müzakereler, Yemen'deki istikrarsızlık ve Kızıldeniz'deki güvenlik sorunları, Körfez ekonomilerinin önündeki başlıca belirsizlikler arasında. Ancak yatırımcılar, bu risklere rağmen GCC piyasalarına olan ilgisini sürdürüyor. Kamco Invest raporu, bölgedeki şirketlerin nakit akışlarının güçlü seyrettiğini ve borçluluk oranlarının tarihsel ortalamaların altında olduğunu belirtiyor.
2026'nın ikinci yarısına ilişkin beklentiler de olumlu. Enerji fiyatlarının mevcut seviyelerini koruması durumunda, GCC şirketlerinin yıl sonunda 150 milyar doları aşan bir toplam kâra ulaşabileceği öngörülüyor. Bankacılık sektörünün kredi büyümesini sürdürmesi, inşaat ve altyapı projelerinin hız kazanması, bu tahmini destekleyen unsurlar arasında. Suudi Arabistan'ın Vizyon 2030 projeleri, BAE'nin yapay zekâ ve teknoloji yatırımları, Katar'ın doğalgaz genişleme hamleleri, bölgenin orta vadeli büyüme potansiyelini güçlendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Körfez ekonomilerindeki bu güçlü kâr artışı, Türkiye için hem ticaret hem de yatırım açısından fırsatlar barındırıyor. Son yıllarda Türkiye ile GCC ülkeleri arasında imzalanan ticaret ve yatırım anlaşmaları, Körfez sermayesinin Türkiye'ye ilgisini artırmış durumda. Bölgedeki şirketlerin artan nakit pozisyonları, Türkiye'deki altyapı, enerji ve teknoloji projelerine yönelik yatırım iştahını yükseltebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Körfez ülkelerine yönelik ihracatı, bu ülkelerdeki alım gücünün artmasıyla daha da güçlenebilir. Ancak, bölgesel jeopolitik riskler ve küresel ekonomik yavaşlama, bu olumlu tabloyu sınırlayabilecek unsurlar olarak dikkatle izlenmeli.