Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ve Ebu Dabi merkezli Müslüman Bilginler Konseyi, İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria'da yeni yerleşim birimleri inşa etme planlarını sert bir dille kınadı. KİK Genel Sekreterliği'nden yapılan açıklamada, İsrail'in bu adımının uluslararası hukuku ve Birleşmiş Milletler kararlarını açıkça ihlal ettiği belirtilirken, bölgede kalıcı barış çabalarını da baltaladığı ifade edildi. Müslüman Bilginler Konseyi ise yayımladığı bildiride, yerleşim faaliyetlerinin Filistin halkının meşru haklarını gasp ettiğini ve iki devletli çözümün önündeki en büyük engellerden biri olduğunu vurguladı.
Gelişmenin Arka Planı
İsrail hükümetinin, işgal altındaki Batı Şeria'nın çeşitli bölgelerinde yaklaşık 3.500 yeni konut inşa etmeyi öngören planı, geçtiğimiz hafta onaylanarak resmiyet kazandı. Bu plan, özellikle E-1 koridoru olarak bilinen ve Doğu Kudüs ile Ma'ale Adumim yerleşimi arasında kalan bölgeyi kapsıyor. Uluslararası toplum, E-1 bölgesindeki imar faaliyetlerinin, Batı Şeria'nın kuzeyini ve güneyini birbirinden ayırarak Filistin devleti kurulmasını fiilen imkânsız hale getireceği konusunda defalarca uyarıda bulunmuştu.
KİK açıklamasında, bu tür tek taraflı adımların bölgesel gerilimi artırdığına ve güven ortamını yok ettiğine dikkat çekilerek, uluslararası toplumun İsrail üzerinde baskı kurması gerektiği belirtildi. Açıklamada ayrıca, 2002 Arap Barış Girişimi'ne atıfta bulunularak, barışın ancak İsrail'in 1967 sınırlarına çekilmesi ve başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasıyla mümkün olacağı vurgulandı.
Müslüman Bilginler Konseyi'nin bildirisinde ise, işgal altındaki topraklarda yerleşim faaliyetlerinin dini ve ahlaki açıdan da kabul edilemez olduğu ifade edildi. Konsey, dünya genelindeki Müslümanları ve insan hakları örgütlerini, Filistin halkıyla dayanışma göstermeye ve İsrail'in bu politikasına karşı harekete geçmeye çağırdı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsrail'in yerleşim planlarına yönelik tepkiler sadece Körfez ülkeleriyle sınırlı kalmadı. Avrupa Birliği, ABD ve Birleşmiş Milletler de benzer endişeleri dile getirdi. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, yerleşim planlarının uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve iki devletli çözümü baltaladığını söyledi. ABD Dışişleri Bakanlığı ise, bu adımın bölgede istikrarı tehdit ettiğini ve barış sürecine zarar verdiğini açıkladı.
Uzmanlar, bu gelişmenin özellikle İsrail ile normalleşme sürecini sürdüren Arap ülkeleri açısından zorlayıcı bir durum yarattığını belirtiyor. Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Fas ve Sudan'ın imzaladığı İbrahim Anlaşmaları, Filistin meselesinde ilerleme kaydedilmesi şartına bağlanmış değil, ancak kamuoyunda bu konudaki hassasiyet yüksek. KİK üyesi ülkelerin, İsrail'in bu hamlesini kınaması, normalleşme sürecine rağmen Filistin davasına verdikleri desteği göstermesi açısından önem taşıyor.
Öte yandan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun koalisyon hükümetinin aşırı sağcı kanadının, yerleşimlerin genişletilmesini öncelikli hedef olarak belirlemesi, bölgede yeni bir çatışma dalgası endişesini de beraberinde getiriyor. Filistin yönetimi, uluslararası topluma çağrıda bulunarak İsrail'e yönelik yaptırımların artırılmasını istiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, her dönemde olduğu gibi bu gelişmeye de sert tepki göstermiştir. Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, İsrail'in yerleşim politikalarının uluslararası hukukun açık ihlali olduğu ve iki devletli çözümü imkânsız hale getirdiği vurgulanmıştır. Türkiye'nin Filistin davasına verdiği destek, hem kamuoyunda hem de resmi düzeyde sürmektedir. Bu haber, Türkiye'nin bölgedeki aktif diplomatik girişimleriyle örtüşmekte ve Ankara'nın Kudüs ve Batı Şeria konusundaki tutumunu teyit etmektedir. Ayrıca, Türkiye'nin KİK ülkeleriyle ilişkilerinde Filistin meselesinin belirleyici bir faktör olmaya devam ettiğini göstermektedir. Türkiye'nin bu konudaki kararlı duruşu, bölgesel liderlik rolünü güçlendirmekte ve İslam dünyasında saygınlığını artırmaktadır.