ABD merkezli emlak piyasası analiz şirketi Zillow’un yayımladığı son rapor, konut piyasasında arz ve talep arasındaki dengenin giderek alıcılar lehine döndüğünü ortaya koyuyor. Rapora göre, satılık konut stokundaki artış ve faiz oranlarındaki görece istikrar, özellikle ilk kez ev sahibi olacaklar için umut verici bir tablo çiziyor. Analistler, bu trendin önümüzdeki aylarda da devam etmesi halinde fiyat artışlarının yavaşlayabileceğini ve pazarlık payının artabileceğini belirtiyor.
Arz artıyor, talep soğuyor
Zillow’un 2024 yılı üçüncü çeyrek verilerine dayandırdığı analizine göre, ABD genelinde satılık konut sayısı bir önceki yıla kıyasla yüzde 22 oranında arttı. Bu artış, özellikle pandemi döneminde hızla yükselen fiyatların ardından piyasaya giren yeni inşaat projelerinin tamamlanması ve mevcut ev sahiplerinin satışa çıkma eğiliminin artmasıyla ivme kazandı. Aynı dönemde konut talebi ise yüksek faiz oranları ve enflasyon baskısı nedeniyle nispeten zayıf seyretti.
Uzmanlar, bu durumun özellikle büyük şehirlerde (New York, Los Angeles, San Francisco gibi) konut fiyatlarının zirve yaptığı bölgelerde alıcılar için avantaj yarattığını vurguluyor. Örneğin, Austin, Teksas gibi pandemide hızlı büyüyen şehirlerde fiyatlar geçen yıla göre yüzde 5 düşerken, Phoenix ve Tampa gibi şehirlerde de düşüş eğilimleri gözleniyor. Ancak, orta batı ve güneydeki bazı eyaletlerde hala güçlü talep nedeniyle fiyatların yatay seyrettiği belirtiliyor.
Küresel konut piyasasında dalgalanma
ABD’deki bu gelişmeler, küresel konut piyasalarını da yakından ilgilendiriyor. Zira, dünyanın en büyük ekonomisindeki emlak trendleri, diğer ülkelerdeki yatırımcı ve tüketici davranışlarını etkileyebiliyor. Özellikle Kanada, İngiltere ve Avustralya gibi benzer dinamiklere sahip ülkelerde de konut fiyatlarının yavaşladığı veya düştüğü görülüyor. Avrupa Merkez Bankası’nın faiz artırımlarının ardından Avrupa’da da konut kredisi maliyetleri yükselmiş, bu da talebi baskılamıştı. Ancak, Asya’da özellikle Çin’de emlak sektöründeki krizin devam etmesi, küresel tabloyu karmaşıklaştırıyor.
Analistler, bu dönemde alıcıların daha dikkatli olması gerektiğini, düşen fiyatların cazip görünse de uzun vadede faiz oranları ve enflasyonun satın alma gücünü etkilemeye devam edeceğini hatırlatıyor. Ayrıca, bazı bölgelerdeki düşüşlerin geçici olabileceği, özellikle de arz kısıtlı bölgelerde fiyatların tekrar yükselebileceği uyarısı yapılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel konut piyasasındaki bu denge değişimi, Türkiye için doğrudan bir etki yaratmasa da dolaylı yansımaları olabilir. ABD ve Avrupa’da faizlerin yüksek seyretmesi, Türkiye’ye yönelik yabancı yatırımcı ilgisini artırabilir; zira Türkiye’de reel faizlerin negatif olması, konut yatırımını cazip kılıyor. Öte yandan, küresel enflasyonla mücadele kapsamında merkez bankalarının politikaları, Türkiye’nin ihracat ve turizm gelirlerini etkileyerek dolaylı olarak konut piyasasını da şekillendirebilir. Türkiye’de konut fiyatlarındaki artış hızı yavaşlamış olsa da, arz yetersizliği ve deprem bölgesindeki yeniden inşa süreci nedeniyle fiyatların düşmesi beklenmiyor. Bu nedenle, yerel alıcıların küresel trendlerden ziyade iç dinamiklere odaklanması gerekiyor.