Norveç merkezli savunma sanayii devi Kongsberg Grup, artan küresel gerilimler ve Avrupa’nın yeniden silahlanma çabaları sayesinde füzelerine yönelik talebin "çok dik" bir şekilde arttığını duyurdu. Şirketin CEO’su Eirik Lie, Bloomberg Televizyonu’na verdiği özel röportajda, 2024 yılı boyunca Avrupa savunma harcamalarında "olumlu bir ilerleme" gözlemlediklerini ancak bu artışın hâlâ ihtiyaç duyulan seviyede olmadığını vurguladı. Lie, konuşmasını Bloomberg’in kıdemli muhabiri Francine Lacqua ile Temmuz ayında Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi öncesinde yaptı. Bu zirve, Avrupa’nın güvenlik mimarisinin geleceği ve ittifakın doğu kanadının caydırıcılık kapasitesi açısından kritik öneme sahip.
Artan Savunma Harcamaları ve Kongsberg’in Pozisyonu
Lie, Avrupalı NATO müttefiklerinin savunma bütçelerini artırma yönünde somut adımlar attığını belirtti. Özellikle Ukrayna savaşının ardından birçok Avrupa ülkesi, askeri stoklarını yenilemek ve modernizasyon projelerini hızlandırmak için bütçelerinde keskin artışlara gitmişti. Norveçli CEO, "Talebin çok dik olduğunu söyleyebilirim. Müşterilerimizle yaptığımız görüşmelerde, sipariş defterimizin doluluğu açıkça görülüyor. Ancak yine de savunma harcamalarının GSYİH’nin yüzde 2’sine ulaşması veya aşması gerektiği konusunda bir fikir birliği var; bu hedefe hâlâ ulaşabilmiş değiliz" ifadelerini kullandı. Kongsberg, özellikle deniz savunma sistemleri ve havadan havaya füzeleriyle tanınıyor. Şirketin en bilinen ürünü olan Naval Strike Missile (NSM) ve Joint Strike Missile (JSM), birçok NATO ülkesi tarafından tercih ediliyor. Lie’ye göre, bu sistemlere olan talep, özellikle Baltık Denizi ve Kuzey Atlantik’teki güvenlik endişeleri nedeniyle katlanarak artıyor.
Kongsberg, aynı zamanda ABD’li savunma yüklenicileriyle de iş birliği içinde. Şirket, Raytheon ile ortaklaşa geliştirdiği hava savunma sistemleri ve torpidolarla da biliniyor. CEO, Arktik bölgesindeki artan askeri faaliyetlerin de şirketin iş hacmine olumlu yansıdığını ifade etti. Norveç, Rusya ile sınır komşusu olması nedeniyle Arktik güvenlik konularında kritik bir ülke konumunda. Kongsberg’in bu bölgedeki denizaltı savunma harbi (ASW) sistemleri de büyük ilgi görüyor. Lie, "Arktik’teki güvenlik durumu, ittifakımız için yeni bir odak noktası haline geldi. Biz de bu ihtiyaca cevap vermek için kapasitemizi artırıyoruz" dedi.
NATO Zirvesi ve Avrupa’nın Güvenlik Geleceği
Temmuz ayında Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi, Avrupa güvenliğinin geleceği açısından bir dönüm noktası olarak görülüyor. Zirvede, Ukrayna’ya askeri yardım, savunma harcamaları taahhütleri ve ittifakın doğu kanadının güçlendirilmesi gibi konuların ele alınması bekleniyor. Lie, bu zirvenin savunma sanayii şirketleri için de önemli sinyaller vereceğini düşünüyor. "NATO müttefikleri, ortak projeler ve standardizasyon konusunda daha fazla iş birliği yapmalı. Bu, hem maliyetleri düşürür hem de caydırıcılığı artırır. Kongsberg olarak bu tür iş birliklerine açığız" şeklinde konuştu. Analistler, Avrupa’nın savunma harcamalarının 2024’te ilk kez 400 milyar Euro’yu aşmasının beklendiğini, bunun da savunma şirketleri için rekor bir yıl anlamına geldiğini belirtiyor.
Bloomberg TV’ye konuşan Lie, ayrıca şirketlerinin Ar-Ge yatırımlarına da değindi. Yapay zeka destekli füze sistemleri ve otonom deniz araçları gibi yeni nesil teknolojilere odaklandıklarını söyleyen CEO, "Savaşın doğası değişiyor. Biz de bu değişime ayak uydurmak zorundayız. Akıllı mühimmat ve otonomi, geleceğin savaş alanlarında belirleyici olacak" ifadelerini kullandı. Kongsberg’in bu alandaki çalışmaları, özellikle ABD ve Birleşik Krallık savunma bakanlıkları tarafından yakından takip ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
NATO’nun önemli bir üyesi olan Türkiye, kendi milli savunma sanayiini geliştirirken bir yandan da ittifak içi iş birliklerini sürdürüyor. Kongsberg gibi Avrupalı şirketlerin artan talebi, NATO’nun genel caydırıcılık kapasitesini artırsa da, Türkiye’nin kendi füze sistemleri ve hava savunma projeleri üzerindeki çalışmalarını hızlandırması gerektiğini gösteriyor. Ankara’daki NATO Zirvesi, Türkiye’nin savunma sanayiinde dışa bağımlılığı azaltma hedefi doğrultusunda yeni ortaklıklar ve teknoloji transferleri için bir fırsat olabilir. Küresel silahlanma yarışı, Türkiye’nin savunma harcamalarını da artırmasını zorunlu kılıyor.