ABD Kongresi’nde Cumhuriyetçi Parti içinde Başkan Donald Trump’a yönelik muhalefet, 2026 ara seçimleri öncesinde giderek tırmanıyor. Geleneksel olarak Trump’ın politikalarını destekleyen Cumhuriyetçi milletvekilleri, son dönemde bütçe, gümrük tarifeleri ve dış politika konularında başkana karşı açıkça cephe almaya başladı. Bu gelişme, Trump’ın 2020 seçimlerinden bu yana parti üzerindeki sıkı kontrolünün ilk kez bu denli ciddi bir sınavdan geçtiğini gösteriyor. Analistlere göre, Kasım 2026’da yapılacak ara seçimlerde koltuklarını koruma telaşı, Cumhuriyetçi vekilleri Trump’tan uzaklaştıran ana etken.
Gelişmenin Arka Planı: Bütçe ve Gümrük Vergileri Çatışmayı Tetikledi
Mart 2025 itibarıyla Kongre’deki en büyük gerilim, federal bütçe görüşmeleri sırasında patlak verdi. Trump yönetimi, Meksika ve Kanada’ya uygulanan yüzde 25’lik gümrük tarifelerini genişletme ve Çin’e yönelik ek vergiler getirme planını Kongre’ye sundu. Ancak, özellikle tarım ve otomotiv sektörlerinin yoğun olduğu eyaletlerden gelen Cumhuriyetçi vekiller, bu adımın kendi seçmenlerine ekonomik zarar vereceğini savunarak plana karşı çıktı. Iowa Senatörü Joni Ernst, “Çiftçilerimiz zaten yüksek girdi maliyetleri ile boğuşuyor. Yeni tarifeler bir krizi daha da derinleştirecek” ifadelerini kullandı. Benzer şekilde, Ohio ve Michigan’dan gelen milletvekilleri, otomotiv yan sanayinde iş kaybı yaşanacağı uyarısında bulundu.
Bütçe cephesinde ise, Temsilciler Meclisi’nde bir grup Cumhuriyetçi, Trump’ın savunma harcamalarına yaptığı yüzde 10’luk artış talebini reddetti. Bunun yerine, sosyal güvenlik ve sağlık programlarına yönelik kesintilere son verilmesini içeren alternatif bir bütçe teklifi hazırladılar. Bu teklif, Beyaz Saray tarafından “hazineyi iflasa sürükleyecek” diye nitelendirilse de, beş Cumhuriyetçi senatörün açık desteğini aldı. Parti disiplininin zayıfladığına işaret eden bu gelişme, Washington’da uzun süredir görülmemiş bir tablo ortaya koyuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Muhalefetin Yansımaları
Trump’a yönelik bu iç muhalefet, yalnızca ABD iç siyasetini değil, küresel dengeleri de etkiliyor. Gümrük tarifelerinin yumuşatılması veya ertelenmesi yönündeki baskılar, başta Avrupa Birliği ve Japonya olmak üzere ABD’nin ticari ortakları tarafından memnuniyetle karşılandı. Ancak, Çin ise ABD’nin iç karışıklığını fırsata çevirerek kendi ticaret politikalarını şekillendirmeye çalışıyor. Öte yandan, Rusya ve İran gibi ülkeler, ABD Kongresi’ndeki bölünmüşlüğü “Amerikan demokrasisinin zafiyeti” olarak yorumluyor. NATO müttefikleri ise, savunma harcamaları konusundaki belirsizliğin ABD’nin ittifaka bağlılığını zayıflatmasından endişe duyuyor.
Ayrıca, bu gelişmelerin ABD’nin Orta Doğu politikasına yansımaları bekleniyor. Trump, İran’a yönelik “maksimum baskı” stratejisini sürdürürken, Kongre’deki bazı Cumhuriyetçilerin bu politikayı desteklememesi, Tahran yönetimini cesaretlendirebilir. Uzmanlar, özellikle nükleer müzakerelerin yeniden başlama ihtimalinin arttığını kaydediyor.
Ara seçimlerin yaklaşması, Kongre üyelerinin seçim bölgelerinin taleplerine daha duyarlı hale gelmesine yol açıyor. Anketler, Cumhuriyetçi seçmenlerin yaklaşık yüzde 60’ının hâlâ Trump’ı desteklediğini gösterse de, parti içindeki bağımsız ve ılımlı kanat giderek güç kazanıyor. Bu durum, Trump’ın 2028 adaylığı için de önemli bir sınav olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD Kongresi’nde Trump’a karşı büyüyen muhalefet, Türkiye için bir fırsat penceresi açabilir. Gümrük tarifelerindeki olası bir yumuşama, Türk çelik ve alüminyum ihracatçıları için avantaj yaratabilir. Ayrıca, Kongre’deki güç dengesinin değişmesi, F-35 programına yeniden dönüş veya CAATSA yaptırımlarının hafifletilmesi gibi konularda Türkiye lehine bir atmosfer oluşturabilir. Ancak, Trump yönetiminin Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile askeri iş birliğini derinleştirme eğilimi, Doğu Akdeniz’deki dengeleri olumsuz etkileyebilir. Ankara’nın bu belirsizlik döneminde Washington’daki tüm siyasi aktörlerle dengeli bir iletişim kurması kritik önem taşıyor.