ABD Başkanı Donald Trump'ın Kongre'ye sunduğu 2026 mali yılı bütçe teklifi, dış politika ve yardım harcamalarında radikal kesintiler öngörüyor. Bütçe, Dışişleri Bakanlığı ve USAID'in fonlarını yüzde 40 oranında azaltırken, savunma harcamalarını ise 1 trilyon doların üzerine çıkarıyor. Uzmanlar, bu teklifin ABD'nin küresel liderlik rolünü zayıflatacağı, müttefiklerle ilişkileri gerecek ve insani krizleri derinleştireceği uyarısında bulunuyor. Kongre'nin bu "savunulamaz" bütçeyi reddetmesi ve daha dengeli bir dış politika yaklaşımı benimsemesi gerektiği belirtiliyor.
Bütçe teklifinin ayrıntıları ve etkileri
Trump yönetiminin bütçe teklifi, dış yardımları 2025 yılındaki 65 milyar dolardan 39 milyar dolara düşürmeyi hedefliyor. En büyük kesintiler, sağlık programları, eğitim ve demokrasi teşviki alanlarında yapılacak. Örneğin, HIV/AIDS ile mücadele programı PEPFAR'ın fonu yüzde 50 azaltılacak; bu, Afrika'da 20 milyondan fazla hastanın tedavisini riske atıyor. Ayrıca, BM insani yardım kuruluşlarına yapılan katkılar yüzde 70 oranında kesilecek. Buna karşılık savunma bütçesi 1,1 trilyon dolara yükseltilerek, nükleer modernizasyon ve uzay kuvvetlerine büyük pay ayrılıyor.
Dış politika çevrelerinde bu teklif "kısa görüşlü ve zararlı" olarak nitelendiriliyor. Eski Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, diplomatik angajmanın azaltılmasının Çin ve Rusya'ya stratejik alan açacağını vurguluyor. Zaten Ukrayna savaşı, Gazze krizi ve Afrika'daki istikrarsızlık gibi konularda ABD'nin etkisi sorgulanırken, bu kesintilerin itibar kaybını hızlandıracağı belirtiliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bütçe kesintileri özellikle Ortadoğu ve Afrika'da ağır sonuçlar doğuracak. ABD'nin Suriye'deki istikrar programları, Yemen'deki insani yardımlar ve Ürdün ile Lübnan'daki mülteci destekleri ciddi darbe alacak. Bu durum, bölgede İran ve vekil güçlerin nüfuzunu artırabilir. Latin Amerika'da ise Demokratik Yönetişim Fonu'nun kapatılması, Venezuela ve Nikaragua gibi ülkelerde demokrasi savunuculuğunu zayıflatacak.
Öte yandan ABD'li müttefikler, NATO'nun Avrupa kanadının güçlendirilmesine rağmen, diplomatik kanalların zayıflamasından endişeli. Almanya ve Fransa, ABD'nin ikili yardım programlarını kesmesi halinde kendi bütçelerinden karşılamak zorunda kalacak. Asya'da ise Çin'in Kuşak ve Yol projelerine karşı ABD'nin sunduğu alternatif kalkınma fonları ortadan kalkabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu bütçe teklifi, Türkiye-ABD ilişkilerinde stratejik bir sınav anlamına geliyor. ABD'nin dış yardımları kesmesi, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki istikrar çabalarını doğrudan etkileyebilir; özellikle DEAŞ'la mücadele ve yerel yönetim desteği programları risk altında. Ayrıca, NATO dayanışması vurgulansa da askeri yardım dengesizlikleri, Türkiye'nin savunma sanayii bağımsızlık arayışını hızlandırabilir. Türkiye, bu dönemde alternatif diplomatik ve ekonomik ortaklıkları çeşitlendirerek (Rusya, Çin, Körfez ülkeleri) kendi stratejik otonomisini güçlendirme yoluna gidebilir.