Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde (DRC) devam eden Ebola salgınında doğrulanmış ölüm sayısı 1000'i aşarak, salgının kontrol altına alınması için yürütülen çabaların yetersiz kaldığını ortaya koydu. Afrika'nın en üst düzey kamu sağlığı yetkilisi, bulaşmanın hızla durdurulamaması halinde bu salgının kayıtlara geçen en kötü salgınlardan biri haline gelebileceği konusunda uyardı. Kongo'nun kuzeydoğusundaki Kuzey Kivu ve Ituri bölgelerinde Ağustos 2018'de başlayan salgın, şimdiye kadar 1.500'den fazla vakanın bildirilmesine yol açtı.
Salgının arka planı ve mücadele çabaları
Ebola virüsü, ilk kez 1976'da Kongo'nun (o zamanki adıyla Zaire) Ebola Nehri yakınında tespit edilmişti. Şu anki salgın, kayıtlardaki en büyük ikinci salgın olma özelliğini taşıyor; ilk sırada 2014-2016 yılları arasında Batı Afrika'da 11.000'den fazla kişinin ölümüne yol açan salgın yer alıyor. Ancak mevcut salgının, özellikle bölgedeki güvenlik sorunları ve sağlık ekiplerine yönelik saldırılar nedeniyle daha hızlı yayıldığı belirtiliyor. Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (Africa CDC) başkanı Dr. John Nkengasong, 'Bu salgının yayılma hızı, önceki salgınlara kıyasla çok daha endişe verici. Kontrol altına alma çabaları, şiddet ve toplumsal güvensizlik nedeniyle ciddi şekilde aksıyor' dedi.
DSÖ ve yerel sağlık otoriteleri, aşılama kampanyalarına rağmen salgının yayılmasını durduramıyor. Kullanılan aşı, deneysel Ervebo aşısı olup %97,5 etkinlik oranına sahip, ancak lojistik zorluklar ve halkın aşıya karşı direnci, bağışıklama kapsamını sınırlıyor. Ayrıca salgın bölgelerinde faaliyet gösteren silahlı grupların sağlık merkezlerine saldırması, hem hastaların tedaviye erişimini hem de sağlık çalışanlarının güvenliğini tehdit ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Ebola salgınının komşu ülkelere sıçrama riski, bölgesel bir sağlık krizine dönüşme potansiyeli taşıyor. Uganda, Ruanda ve Güney Sudan, sınır bölgelerinde alarma geçmiş durumda. DSÖ, salgının uluslararası yayılma riskini değerlendirirken 'orta' seviyede tutuyor, ancak Kongo'nun büyük şehirlerine (Goma gibi) ulaşması halinde durumun değişebileceği uyarısı yapılıyor.
Ekonomik açıdan bakıldığında, salgın DRC'nin zaten kırılgan olan ekonomisini daha da zorluyor. Bölgedeki madencilik faaliyetleri ve tarım üretimi sekteye uğrarken, sağlık harcamaları artıyor. Küresel sağlık güvenliği açısından, bu salgın uluslararası toplumun salgın hazırlık ve müdahale kapasitesinin bir sınavı olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, DRC ile doğrudan ticari ilişkileri olan bir ülke olmasa da, Afrika'da artan sağlık güvenliği riskleri, küresel tedarik zincirleri ve bölgesel istikrarı etkileyebilir. Ebola salgınının kontrol altına alınamaması, Orta Afrika'da insani krizi derinleştirerek göç hareketlerine yol açabilir; bu da Türkiye'nin güney sınırlarına dolaylı etki yapabilir. Ayrıca Türkiye, Afrika'da sağlık altyapısı geliştirme projeleri yürütmektedir; salgın yönetimine katkı sağlamak, ülkenin bölgesel etkisini artırabilir. Ancak mevcut durumda doğrudan bir güvenlik veya ekonomik tehdit söz konusu değildir.