Japon yeni, ABD doları karşısında 1986'dan bu yana en düşük seviyeye gerileyerek küresel piyasalarda geniş yankı uyandırırken, para biriminin ticaret ağırlıklı bir endeksteki performansı Japonya için daha da rahatsız edici bir tablo çiziyor. Bank of Japan'ın (BOJ) faiz artırımı konusundaki isteksizliği ve ABD Merkez Bankası'nın (Fed) sıkı para politikasını sürdürmesi, yen üzerindeki baskıyı katlayarak artırıyor. Ancak asıl endişe verici olan, yenin sadece dolara karşı değil, diğer önemli ticaret ortaklarının para birimleri karşısında da değer kaybetmesi. Bu geniş tabanlı düşüş, Japonya'nın ithalat maliyetlerini artırırken, ihracatçıların rekabet gücünü kısmen artırsa da, enerji ve gıda fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle hane halkı ve küçük işletmeler üzerinde ağır bir yük oluşturuyor.
Yen'in Ticaret Ağırlıklı Endekste Rekor Düşüşü: Sadece Dolarla Sınırlı Değil
BOJ'un haftalık olarak yayımladığı ticaret ağırlıklı yen endeksi, son verilere göre yılbaşından bu yana yaklaşık yüzde 10 oranında gerileyerek tarihi düşük seviyelere yaklaştı. Bu endeks, Japonya'nın en büyük ticaret ortakları olan ABD, Çin, Avrupa Birliği, Güney Kore, Tayvan ve diğer Asya ülkelerinin para birimlerine karşı yenin ortalama değerini ölçüyor. Dolar/yen paritesi 160 seviyesini aşarak 34 yılın zirvesine tırmanırken, euro karşısında da yen 170 seviyesine yaklaştı. Benzer şekilde, Çin yuanı, Güney Kore wonu ve Tayvan doları karşısında da yen değer kaybetti. Uzmanlar, bu durumun Japonya'nın ihracat gelirlerini artırsa da, ülkenin enerji ve hammadde ithalatında ciddi maliyet enflasyonuna yol açtığını belirtiyor. Özellikle Japonya'nın fosil yakıt ithalatının büyük kısmını oluşturan ham petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) fiyatları, yenin zayıflamasıyla birlikte dolar bazında artsa da, yen cinsinden tavan yapıyor. Bu durum, mart ayında sona eren mali yılda Japonya'nın ticaret açığının 9 trilyon yene (yaklaşık 60 milyar dolar) yaklaşmasına neden oldu.
Japonya Maliye Bakanı Shunichi Suzuki, döviz piyasalarındaki aşırı hareketlere karşı müdahale dahil tüm seçeneklerin masada olduğunu belirterek, yen üzerindeki baskıyı hafifletmek için sözlü müdahalede bulunuyor. Ancak piyasalar, BOJ'un faiz oranlarını yükseltmeden kuru istikrara kavuşturabileceğine pek inanmıyor. BOJ, mart ayında 17 yıl sonra ilk kez faiz artırımına giderek politika faizini yüzde 0,1'e çıkardı ancak bu artış beklentilerin altında kaldı ve yenin değer kazanması için yetersiz oldu. Analistler, BOJ'un kademeli olarak faiz artırabileceğini ancak bu sürecin yılın ikinci yarısına sarkabileceğini öngörüyor. ABD'de ise Fed'in faiz indirimine gitme konusunda ihtiyatlı davranması, doları güçlendirirken yen üzerindeki baskıyı artırıyor.
Japonya Ekonomisi İçin Çifte Etki: İhracat Artışı mı, İç Tüketim Baskısı mı?
Yenin zayıflamasının ihracatçılar üzerindeki olumlu etkisi, özellikle Toyota, Sony ve Nintendo gibi büyük şirketlerin karlarını artırıyor. Bu firmalar, dolar bazında satış yaptıkları için yenin düşük olması, kar marjlarını yukarı çekiyor. Toyota, geçen mali yılda 5 trilyon yenin üzerinde net kar elde ederek rekor kırdı. Ancak bu durumdan yalnızca büyük ihracatçılar faydalanabiliyor. Ülke içinde faaliyet gösteren küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ'ler) ile tüketiciler, artan ithalat maliyetleri nedeniyle zor günler geçiriyor. Gıda fiyatları son bir yılda yüzde 7, enerji fiyatları ise yüzde 12 oranında yükseldi. Üstelik şirketler, maaş zamlarını sınırlı tutarken, enflasyonun ücret artışlarını geçmesi hane halkının alım gücünü düşürüyor.
Başbakan Fumio Kishida hükümeti, artan yaşam maliyetine karşı hanelere ve küçük işletmelere sübvansiyon sağlamak için ek bütçeyi devreye aldı. Ancak bu önlemler kalıcı bir çözüm sunmaktan uzak. Ekonomistler, Japonya'nın yapısal sorunları olan yaşlanan nüfus, düşük verimlilik ve kamu borcunun GSYİH'nın iki katının üzerine çıkmış olması gibi faktörlerin, para politikasının etkisini sınırladığını vurguluyor. Öte yandan, zayıf yen, Japon turizmini canlandırarak ekonomik büyümeye katkıda bulunuyor. Bu yılın ilk çeyreğinde Japonya'yı ziyaret eden turist sayısı 8 milyona yaklaştı ve harcamaları 1,5 trilyon yene ulaştı. Ancak turizmin olumlu etkisi, enerji ve hammadde fiyatlarındaki artışın yarattığı baskıyı dengelemekte yetersiz kalıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Japonya'nın zayıf para birimi kaynaklı yaşadığı bu istikrarsızlık, küresel tedarik zincirlerinde daha fazla aksamaya yol açabilir. Türkiye, özellikle otomotiv ve elektronik sektörlerinde Japonya ile önemli ticari bağlara sahip. Yenin değer kaybı, Japon ihracatını cazip kılarken, Türkiye'den Japonya'ya yapılan ihracatta rekabet gücünü zorlaştırabilir. Ayrıca, Japonya'nın en büyük alacaklılarından biri olduğu ABD Hazinesi'ndeki gelişmeler, Türkiye'nin de dolar cinsinden borç yükünü etkileyebilir. Japonya Merkez Bankası'nın faiz artırımına gitmesi durumunda, küresel faiz oranlarında dalgalanma yaşanabilir ve bu da Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için dış finansman maliyetlerini artırabilir.