Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nin (KDC) doğusundaki Kuzey Kivu eyaletinde, Ebola virüsü şüphesiyle karantina altına alınan hastaların yakınları, bir tedavi merkezini basarak hastaları zorla dışarı çıkardı. Yerel sağlık yetkililerinden alınan bilgiye göre, olayın yaşandığı Beni kentindeki merkezde karantina altında bulunan iki hasta, aileleri tarafından saldırı düzenlenerek kaçırıldı. Saldırının ardından hastaların akıbeti henüz bilinmezken, güvenlik güçlerinin bölgede arama çalışmaları başlattığı belirtildi. Salgınla mücadelede toplumsal güvenin kritik önem taşıdığı bölgede, bu tür olaylar sağlık çalışanlarının çalışmalarını sekteye uğratıyor.
Güvensizlik ve yanlış bilgilendirme salgını besliyor
KDC'nin doğusunda 2018'den bu yana devam eden Ebola salgını, ülke tarihinin en uzun süreli salgınlarından biri olarak kayıtlara geçmişti. Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre, salgında şu ana kadar 3 bin 400'den fazla vaka tespit edilirken, 2 bin 200'ün üzerinde kişi hayatını kaybetti. Bölgede süregelen çatışmalar, sağlık hizmetlerine erişimi kısıtlarken, toplumda sağlık ekiplerine ve aşı kampanyalarına yönelik derin bir güvensizlik bulunuyor.
Yerel sivil toplum kuruluşları, salgınla mücadelede en büyük engelin yanlış bilgilendirme ve komplo teorileri olduğunu vurguluyor. Ebola'nın bir 'batı silahı' olduğu veya aşıların kısırlaştırma amacı taşıdığı yönündeki söylentiler, toplumda direnci artırıyor. Geçtiğimiz yıl da benzer bir olayda, bir sağlık merkezi ateşe verilmiş, birçok sağlık çalışanı hayatını kaybetmişti. Bu olay, salgınla mücadelede toplumsal farkındalık ve eğitimin ne denli hayati olduğunu bir kez daha gösterdi.
Bölgesel istikrarsızlık ve sağlık krizi iç içe
KDC'nin doğusu, onlarca silahlı grubun faaliyet gösterdiği, insani krizin derinleştiği bir bölge. Ebola salgını, bu zaten kırılgan olan ortamda sağlık sistemini neredeyse çökme noktasına getirdi. Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu'na göre, bölgede Ebola dışında sıtma, kolera ve kızamık gibi hastalıklar da yaygın şekilde görülüyor. Sağlık altyapısının yetersizliği, temiz su ve besin eksikliği, salgınlarla mücadeleyi güçleştiriyor.
Son baskın olayı, sadece Ebola ile mücadelede değil, aynı zamanda gelecekteki olası salgınlara hazırlık konusunda da endişeleri artırdı. Uluslararası sağlık otoriteleri, toplum temelli sağlık sistemlerinin güçlendirilmesi ve güven inşası için daha fazla çaba harcanması gerektiğini belirtiyor. Bu tür olayların tekrarlanmaması için hem yerel yönetimlerin hem de uluslararası toplumun koordineli çalışması gerekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
KDC'deki sağlık krizi, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de, küresel sağlık güvenliği açısından önem taşıyor. Ebola gibi salgınlar, uluslararası seyahat ve ticaret yoluyla hızla yayılma potansiyeli taşıyor. Türkiye, Afrika'da artan ekonomik ve diplomatik varlığıyla, kriz bölgelerinde insani yardım ve sağlık altyapısı desteği sağlayarak hem bölgesel istikrara katkıda bulunabilir hem de kendi sağlık güvenliğini dolaylı olarak koruyabilir. Ayrıca, bu tür olaylar, Türkiye'nin salgın yönetimi konusundaki deneyimini Afrika ülkeleriyle paylaşması için bir fırsat olarak değerlendirilebilir.