Kolombiya'da 2026 cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ön eleme turunda en fazla oyu alan sağ eğilimli aday Abelardo De La Espriella, Çarşamba günü ABD Başkanı Donald Trump'a kendisine verdiği destekten ötürü teşekkür etti. De La Espriella'nın teşekkür mesajı, içinde yapay zeka ile üretilmiş bir kel kartal görseli de barındıran bir paylaşımla geldi. Bu jest, iki lider arasındaki ideolojik yakınlığın yanı sıra Latin Amerika'da yükselen popülist sağ dalganın ABD'deki benzerleriyle kurduğu bağları bir kez daha gözler önüne serdi.
Seçim süreci ve Trump bağlantısı
Kolombiya'da 2026'da yapılacak genel seçimler öncesinde gerçekleştirilen ön seçimlerde Abelardo De La Espriella, 15 Mart'ta yapılan ilk turda oyların yaklaşık yüzde 35'ini alarak en güçlü aday konumuna yükseldi. De La Espriella, seçim kampanyasında göçmen karşıtı söylemler, geleneksel aile değerlerine vurgu ve sosyalist hükümetlere yönelik sert eleştirileriyle öne çıkıyor. Bu duruşuyla ABD Başkanı Donald Trump'ın söylemleri arasında belirgin benzerlikler bulunuyor.
Trump'ın, De La Espriella'nın kampanyasına verdiği destek, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımlarla sınırlı kalmadı; ABD'nin Kolombiya büyükelçiliği aracılığıyla da dolaylı olarak destek mesajları iletildiği bildiriliyor. De La Espriella, Trump'a hitaben yazdığı teşekkür mesajında, "Amerika'nın güçlü lideri Sayın Trump'ın desteği, ülkemizde özgürlük ve demokrasi mücadelesinde bize güç veriyor" ifadelerini kullandı. Mesajın yanına eklenen yapay zeka görselinde, bir kel kartalın gagasında Kolombiya bayrağı taşıdığı ve arka planda Trump'ın portresinin yer aldığı dikkat çekiyor.
Siyasi analistler, De La Espriella'nın Trump ile kurduğu bu yakınlaşmanın, Kolombiya'da merkez sol hükümete karşı muhalefeti birleştirme çabasının bir parçası olduğunu belirtiyor. Kolombiya'da 2022'de seçilen solcu Cumhurbaşkanı Gustavo Petro, ülkeyi sosyalist politikalarla yönetirken, De La Espriella gibi muhafazakar adaylar bu politikaları "ülkeyi uçuruma sürüklemekle" suçluyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
De La Espriella'nın Trump'a teşekkürü, Latin Amerika'daki sağ popülist dalganın uluslararası bağlantılarını da gösteriyor. Brezilya'da Jair Bolsonaro, Arjantin'de Javier Milei ve Ekvador'da Daniel Noboa gibi liderler, benzer şekilde Trump ve diğer küresel muhafazakar figürlerle ittifaklar kuruyor. Bu durum, Latin Amerika'da sol ve sağ kutuplaşmasının derinleştiğine işaret ediyor.
ABD'nin Latin Amerika politikasında Trump döneminde benimsenen müdahaleci yaklaşım, De La Espriella gibi adayların elini güçlendiriyor. Uzmanlar, Trump'ın Kolombiya seçimlerine bu şekilde dahil olmasının, ABD'nin bölgedeki etkisini artırma çabası olarak yorumlanabileceğini söylüyor. Öte yandan, Kolombiya hükümeti, ABD'nin iç işlerine karıştığı gerekçesiyle bu duruma tepki göstermiş değil.
De La Espriella'nın ön seçim zaferi, Kolombiya'nın derin siyasi bölünmüşlüğünü de yansıtıyor. Ülkede barış süreci, uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele ve ekonomik istikrar gibi konularda halkın farklı kutuplara ayrıldığı gözlemleniyor. Trump'ın desteği, De La Espriella'ya yalnızca uluslararası meşruiyet kazandırmakla kalmıyor, aynı zamanda ülke içinde muhafazakar seçmeni mobilize etme potansiyeli taşıyor.
Kolombiya'daki seçim süreci önümüzdeki aylarda hız kazanacak. De La Espriella'nın rakibi olan sol ittifakın adayı henüz netleşmemiş olsa da, mevcut Cumhurbaşkanı Petro'nun yeniden aday olabileceği spekülasyonları yapılıyor. Seçimler, yalnızca Kolombiya'nın değil, tüm Latin Amerika'nın siyasi yönünü belirleyecek kritik bir dönemeç olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kolombiya'daki bu gelişme, Latin Amerika'da artan sağ popülist dalganın küresel ölçekte etkisini göstermesi açısından önemli. Türkiye, Latin Amerika ile ticari ve diplomatik ilişkilerini geliştirme çabası içinde. Kolombiya, Türkiye'nin bölgedeki önemli ortaklarından biri ve iki ülke arasında savunma sanayiinden tarıma kadar çeşitli alanlarda iş birliği anlaşmaları bulunuyor. Kolombiya'da sağ bir hükümetin iktidara gelmesi, ülkenin ABD ile ilişkilerini daha da yakınlaştırabilir ve bu durum Türkiye'nin bölgedeki dengeleri göz önünde bulundurmasını gerektirebilir. Ancak Türkiye'nin ideolojik kutuplaşmalardan bağımsız, çok yönlü dış politika anlayışı sayesinde her iki taraf ile de ilişkilerini sürdürmesi mümkün görünüyor.