Kolombiya'nın kuzeybatısındaki Antioquia ve Chocó bölgelerinde yasadışı altın madenciliği, kadınlar için dayanılmaz bir yaşam mücadelesine dönüşmüş durumda. Kadınlar, madenlerde erkeklerin geride bıraktığı atıklarla geçimlerini sağlamaya çalışırken, aynı zamanda sistematik cinsel sömürü ve şiddete maruz kalıyor. Altın fiyatlarının son yıllarda rekor seviyelere ulaşması, bölgede yasadışı madenciliği ve beraberinde getirdiği insan hakları ihlallerini daha da körüklüyor.
Yasadışı Madenciliğin Gölgesinde Kadın Olmak
Kolombiya'da yasadışı altın madenciliği, silahlı grupların ve suç örgütlerinin kontrolü altında. Kadınlar, bu madenlerde genellikle "barequeras" olarak adlandırılan, nehir yataklarında veya maden atıklarında kalan altın parçacıklarını toplayarak günlük birkaç dolar kazanmaya çalışıyor. Ancak bu iş, fiziksel olarak yıpratıcı olduğu kadar, cinsel sömürü ve istismar riskini de beraberinde getiriyor. Maden sahalarında kadınlar, cinsel hizmet sunmaya zorlanıyor, tecavüze uğruyor ve şiddete maruz kalıyor. İnsan hakları örgütlerinin raporlarına göre, bu bölgelerde cinsiyete dayalı şiddet vakaları son derece yaygın ancak büyük ölçüde kayıt dışı kaldığı için gerçek boyutları bilinmiyor.
Kolombiya hükümeti, yasadışı madenciliği engellemeye yönelik operasyonlar düzenlese de, bu operasyonlar genellikle kadınları daha da kırılgan hale getiriyor. Madencilik faaliyetlerinin yasaklandığı bölgelerde kadınlar, geçim kaynaklarından mahrum kalıyor ve alternatif iş imkanları bulmakta zorlanıyor. Bu durum, onları yasadışı grupların insafına terk ediyor. Ayrıca, yasadışı madencilikte kullanılan cıva gibi kimyasallar, kadınların sağlığını ciddi şekilde tehdit ediyor; cıva zehirlenmesi, düşük yapma, doğum anomalileri ve nörolojik hasarlara yol açıyor.
Altın Fiyatları ve Şiddet Sarmalı
Altın fiyatlarının 2020'den bu yana istikrarlı bir şekilde artması, Kolombiya'nın kırsal bölgelerinde yasadışı madenciliği daha cazip hale getirdi. Uluslararası Altın Konseyi verilerine göre, altın ons fiyatı 2023'te 2.000 doların üzerine çıkarak tarihi zirvelere ulaştı. Bu durum, silahlı grupların ve suç örgütlerinin madencilik faaliyetlerine olan ilgisini artırdı. Kolombiya hükümeti, yasadışı madenciliğin yıllık gelirinin milyarlarca doları bulduğunu tahmin ediyor. Bu gelir, silahlı çatışmaların finansmanında ve uyuşturucu ticaretinde kullanılıyor. Kadınlar ise bu ekonomik döngünün en altında, en savunmasız halkayı oluşturuyor.
Bölgede faaliyet gösteren silahlı gruplar arasında eski FARC gerillaları, Ulusal Kurtuluş Ordusu (ELN) ve çeşitli suç çeteleri bulunuyor. Bu gruplar, madencilik bölgelerinde kontrolü sağlamak için şiddet kullanıyor, kadınları cinsel köle olarak tutuyor ve zorla çalıştırıyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, Kolombiya'daki yasadışı madencilik bölgelerinde kadınlara yönelik cinsel şiddetin sistematik bir hal aldığını ve bunun bir savaş taktiği olarak kullanıldığını belirtiyor. Ancak, korku ve damgalama nedeniyle çok az kadın bu suçları yetkililere bildirebiliyor.
Kolombiya hükümeti, 2016 yılında FARC ile imzalanan barış anlaşmasının ardından kırsal kalkınma programları başlatmış olsa da, bu programlar yasadışı madencilik bölgelerine yeterince ulaşamadı. Kadınlar için alternatif geçim kaynakları yaratılamadı. Sivil toplum kuruluşları, kadınların güçlendirilmesi ve eğitimine yönelik projeler yürütüyor ancak kaynak yetersizliği ve güvenlik sorunları nedeniyle bu çabalar sınırlı kalıyor. Ayrıca, yasadışı madencilikle mücadelede askeri yöntemlere ağırlık verilmesi, kadınların durumunu daha da kötüleştiriyor; çünkü bu operasyonlar sırasında kadınlar yerinden ediliyor, gözaltına alınıyor ve kötü muameleye maruz kalıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kolombiya'daki yasadışı altın madenciliğinde kadınların yaşadığı sömürü ve şiddet, küresel altın tedarik zincirinin karanlık yüzünü gözler önüne seriyor. Türkiye, son yıllarda altın ithalatını artıran ve kuyumculuk sektöründe önemli bir konuma sahip bir ülke olarak, bu tedarik zincirinin şeffaflığı konusunda daha fazla sorumluluk alabilir. Türkiye'nin altın ithalatında etik ve sürdürülebilir kaynaklara yönelmesi, hem uluslararası itibarını güçlendirecek hem de insan hakları ihlallerine karşı duruşunu gösterecektir. Ayrıca, Türkiye'nin Latin Amerika ile artan ekonomik ve diplomatik ilişkileri bağlamında, Kolombiya'daki insan hakları durumunu yakından takip etmesi ve kadın hakları konusunda işbirliği yapması beklenebilir.