Kolombiya, pazar günü yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turuna hazırlanırken, ülkenin kanlı geçmişine damga vuran aşırı sağ paramiliter grupların gölgesi sandığa yansıyor. İki adayın hayatları bu milisler tarafından derinden şekillendirilmiş durumda ve ülke için vizyonları taban tabana zıt. Seçim sonucu ne olursa olsun, Kolombiya'nın bir sonraki lideri, bu silahlı gruplarla kişisel bir geçmişe sahip olacak.
Seçimlerin arka planı: Paramiliter miras
Kolombiya'da on yıllardır süren iç çatışmalar, solcu gerillalar, sağcı paramiliter gruplar ve uyuşturucu kartelleri arasında şiddet dolu bir döngü yarattı. 2016'da imzalanan barış anlaşması, FARC gerillasını siyasi arenaya taşıdı ancak paramiliter grupların tasfiyesi tam anlamıyla gerçekleşmedi. Bu gruplar, özellikle kırsal bölgelerde uyuşturucu kaçakçılığı, arazi gaspı ve siyasi cinayetlerle varlığını sürdürüyor. Adaylardan biri olan Rodolfo Hernández, eski bir iş adamı olarak popülist bir söylemle yükselirken, rakibi Gustavo Petro ise eski bir gerilla üyesi olarak barış sürecinin mimarlarından biri olarak öne çıkıyor. Petro, paramiliter grupların devletle bağlantıları olduğunu iddia ederek kurumsal reform vaat ederken, Hernández daha sert güvenlik politikaları ve ekonomik liberalleşme ile dikkat çekiyor.
Her iki aday da seçim kampanyalarında paramiliter şiddet mağdurlarının anılarına atıfta bulunuyor. Özellikle kırsal bölgelerde, seçmenler bu grupların etkisini doğrudan hissediyor. Son yıllarda sosyal liderlere ve barış aktivistlerine yönelik suikastler artarken, paramiliter grupların seçim sürecine müdahale ettiğine dair raporlar basına yansıyor. Hernández'in iş dünyasından gelen geçmişi, onu bu gruplara karşı daha hoşgörülü olmakla eleştirilere hedef yaparken, Petro'nun eski gerilla kimliği ise onu güvenlik güçleri nezdinde tartışmalı kılıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Kolombiya seçimleri, Latin Amerika genelinde sol dalganın yükseldiği bir döneme denk geliyor. Şili, Peru, Honduras ve Brezilya'da solcu liderlerin iktidara gelmesi, bölgede ideolojik bir kutuplaşmayı körüklüyor. Petro'nun zaferi, bölgedeki sol ittifakı güçlendirirken, Hernández'in kazanması muhafazakar bloğu canlandırabilir. ABD ise, özellikle uyuşturucuyla mücadele ve göç politikaları açısından Kolombiya'yı kilit müttefik olarak görüyor. Petro'nun ABD ile ilişkileri yeniden müzakere etme sözü, Washington'da endişeyle karşılanırken, Hernández'in daha ılımlı duruşu Amerikan yönetimi tarafından tercih edilebilir.
Paramiliter grupların ulusötesi boyutu da dikkat çekiyor. Bu grupların uyuşturucu kaçakçılığı yoluyla Avrupa ve Asya pazarlarına erişimi, küresel güvenlik riski oluşturuyor. Seçim sonucu, Kolombiya'nın bu gruplarla mücadele stratejisini doğrudan etkileyecek. Ayrıca, Venezuela sınırındaki gerginlikler ve göç akını, bölgesel istikrarı tehdit eden diğer faktörler arasında.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kolombiya seçimleri, Türkiye'nin Latin Amerika politikası açısından dolaylı etkiler taşıyor. Türkiye, son yıllarda bölgeyle ticari ve diplomatik bağlarını güçlendirirken, Kolombiya ile ikili ilişkiler sınırlı düzeyde. Ancak, seçim sonucu uyuşturucu kaçakçılığı ve organize suçla mücadelede uluslararası iş birliğini etkileyebilir. Kolombiya, dünyanın en büyük kokain üreticisi olarak, bu akışın Avrupa üzerinden Türkiye'ye ulaşan rotalarında kritik bir halka. Ayrıca, bölgedeki siyasi istikrarsızlık, Türkiye'nin ticaret ve yatırım hedeflerini olumsuz etkileyebilir. Jeopolitik olarak, sol eğilimli bir Kolombiya, ABD karşıtı blokta yer alarak küresel dengeleri değiştirebilir; bu da Türkiye'nin çok kutuplu dünya vizyonuyla örtüşebilir. Ancak, doğrudan bir etki beklenmemekle birlikte, gelişmelerin takip edilmesi önem taşıyor.